Adli kaynaklar, AİHM’in Kavala kararını ve sürecini eleştirdi
Adli kaynaklar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Mehmet Osman Kavala başvurusunu iç hukuk yollarının tüketilmesi şartına rağmen kısa sürede ele aldığını ve kararında yerleşik içtihadından haklı gerekçe göstermeden ayrıldığını savundu.
Okur ne soruyor?

Haberin özü
5 iddianın 5 tanesi kaynağa bağlı
Başvurunun AİHM’e ulaşmasından yaklaşık 2 ay sonra Türkiye’ye tebliğ edilmesinin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi sistemindeki “ikincillik” ilkesiyle bağdaşmadığı bildirildi.
Kaynaklar, başvurunun AİHM’e ulaşmasından yaklaşık 2 ay sonra Türkiye’ye tebliğ edildiğini, bunun Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi sisteminde yer alan "ikincillik" ilkesiyle bağdaşmadığını bildirdi.
Arka planKaynaklar, Kavala'nın Anayasa Mahkemesi başvurusundan yaklaşık 3 ay sonra AİHM'e gittiğini ve başvurunun 2 ay içinde Türkiye'ye tebliğ edildiğini bildirdi.Başvurunun ilgili daire tarafından kendi inisiyatifiyle Büyük Daire’ye gönderilmesi ve duruşmanın ardından yaklaşık 5 ay gibi kısa sürede karar verilmesi, benzer ve karmaşık davalarda kararların yaklaşık bir yıl sonra açıklanmış olması karşısında “düşündürücü” bulundu.
Başvurunun ilgili daire tarafından kendi inisiyatifiyle Büyük Daire’ye gönderilmesi ve Büyük Daire’nin benzer davalardan farklı olarak süreci kısa sürede tamamlamasının da eleştirildiği belirtildi. Kaynaklar, duruşmanın ardından yaklaşık 5 ay gibi kısa bir sürede karar verilmesinin, daha önce benzer ve karmaşık davalarda kararların yaklaşık bir yıl sonra açıklanmış olması dikkate alındığında "düşündürücü" olduğunu ifade etti.
Adli kaynaklar, AİHM’in Anayasa Mahkemesi’ne yapılan bireysel başvurunun tüketilmesi gereken etkili bir iç hukuk yolu olduğu yönündeki yerleşik içtihadından haklı bir gerekçe ortaya koymadan ayrıldığını savundu.
Adli kaynaklar, AİHM’in kararında Anayasa Mahkemesi’ne yapılan bireysel başvurunun tüketilmesi gereken etkili bir iç hukuk yolu olduğu yönündeki yerleşik içtihadından haklı bir gerekçe ortaya koymadan ayrıldığını savundu. Bu yaklaşımın, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin koruma sisteminin temel unsurlarından olan ikincillik ilkesine müdahale niteliğinde olduğu değerlendirildi.
Delillerin değerlendirilmesi, maddi olayların tespiti ve ceza hukuku kurallarının uygulanmasının öncelikle bağımsız ulusal mahkemelerin görev alanında olduğu belirtilerek AİHM’in kesinleşen mahkumiyete ilişkin değerlendirmelerinin yetki sınırlarını aştığı savunuldu.
Adli kaynaklar, delillerin değerlendirilmesi, maddi olayların tespiti ve ceza hukuku kurallarının uygulanmasının öncelikle bağımsız ulusal mahkemelerin görev alanında bulunduğunu belirtti. AİHM’in, Türk mahkemelerince yapılan yargılama sonucunda verilen ve kesinleşen mahkumiyete ilişkin değerlendirmelerinin yetki sınırlarını aştığı savunularak, kararda Türk yargı ve idari makamlarına yönelik kötü niyet isnatlarının kabul edilemez olduğu ifade edildi.
Adli kaynaklar, AİHM’in Türk yargısının bağımsızlığı ve tarafsızlığına ilişkin değerlendirmelerinin temelden yoksun olduğunu, Türk yargı sisteminin Anayasa güvencesi altında faaliyet gösterdiğini belirtti.
Kaynaklar, AİHM’in Türk yargısının bağımsızlığı ve tarafsızlığına ilişkin değerlendirmelerinin de temelden yoksun olduğunu belirterek, Türk yargı sisteminin Anayasa güvencesi altında faaliyet gösterdiğini vurguladı.
Özet kademesindesin — metnin tamamı için “Tam”a dön. Kaynak kutuları kapalı başlar; tek tek açabilir ya da “Derin”e geçip hepsini birden açabilirsin.
Bağlam
Kaynaklara göre, bağımsız ve tarafsız Türk mahkemelerince gerçekleştirilen yargılama sonucunda Mehmet Osman Kavala’nın, Gezi olaylarının organizasyon, planlama ve yönlendirilmesinde yer almak, süreci yönetmek ve finanse etmek eylemlerinden suçlu bulunduğu kaydedildi. Kavala’nın, Türk Ceza Kanunu’nun 312. maddesinde düzenlenen suçtan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldığı ve kararın istinaf ile temyiz denetimlerinden geçerek kesinleştiği belirtildi.
Bunları henüz bilmiyoruz
- Metinde geçen “adli kaynaklar”ın hangi resmi kurumu ya da makamı temsil ettiği belirtilmiyor.
- AİHM’in bugün açıkladığı kararın tam içeriği ve hüküm fıkrası metinde yer almıyor.
Bu başlıklar cevaplandıkça haber güncellenir; cevap hangi sürümde geldiyse burada işaretlenir.
Sözlük
- ikincillik ilkesi
- Uluslararası yargı mercilerinin ancak ulusal düzeydeki tüm hukuki yollar tüketildikten sonra devreye girmesini öngören temel hukuk kuralı.
Haberde geçenler
Kişiler 1
- Mehmet Osman Kavala
Gezi Parkı olayları davasında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan ve cezası kesinleşen hükümlü.
Kurumlar 1
- Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne taraf ülkelerdeki hak ihlali başvurularını denetleyen uluslararası mahkeme.
Kaynağın kendi cümleleriyle
18 paragraflık kaynak metnin 5 paragrafı bu haberde kullanıldı.
Kaynağın tamamını göster
1Adli kaynaklardan edinilen bilgilere göre, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) bugün açıkladığı Mehmet Osman Kavala başvurusuna ilişkin karar, başvurunun ele alınış ve karara bağlanış süreci ile Mahkeme’nin kendi yerleşik içtihatlarından ayrılan değerlendirmeleri nedeniyle eleştirildi.
2Adli kaynaklar, AİHM’in kararını Türkiye’ye karşı "yanlı yaklaşımın son örneği" olarak değerlendirdi. Kaynaklar, 2013 yılında Gezi olayları sırasında kamu düzenini bozmayı amaçlayan şiddet eylemlerinin yaşandığını, soruşturma makamlarınca olayların faillerinin araştırılarak yargı önüne çıkarıldığını belirtti.
3Kaynaklar, bağımsız ve tarafsız Türk mahkemelerince gerçekleştirilen yargılama sonucunda Mehmet Osman Kavala’nın, Gezi olaylarının organizasyon, planlama ve yönlendirilmesinde yer almak, süreci yönetmek ve finanse etmek eylemlerinden suçlu bulunduğunu ifade etti. Kavala’nın, Türk Ceza Kanunu’nun 312. maddesinde düzenlenen "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldığı ve kararın istinaf ile temyiz denetimlerinden geçerek kesinleştiği kaydedildi.
4"Mahkemeler delillerle olaylar arasındaki hukuki bağı kurdu"
5Adli kaynaklar, mahkemelerin gerekçeli kararlarında Kavala’nın hangi eylemleri gerçekleştirdiği ve bu eylemlerin hangi suçu oluşturduğunun ortaya konulduğunu belirterek, dava dosyasındaki delillerin değerlendirilmesi sonucunda maddi olaylar ile hukuki sonuç arasındaki bağın kurulduğunu aktardı.
6Kaynaklara göre mahkemeler, Gezi olayları sırasında şiddet eylemlerinin ivmesinin düşmemesi, hareketin genişletilip derinleştirilmesi, daha geniş kitlelere ulaşılması ve olayların Anadolu’ya yayılması yönünde faaliyetler gerçekleştirildiği sonucuna ulaştı.
7AİHM’in başvuruyu ele alış süreci eleştirildi
8Kavala’nın Anayasa Mahkemesi’ne başvurusundan yaklaşık 3 ay sonra AİHM’e bireysel başvuruda bulunduğuna dikkat çeken kaynaklar, kural olarak iç hukuk yollarının tüketilmesi şartına rağmen AİHM’in başvuruyu kısa sürede değerlendirmeye aldığını belirtti.
9Kaynaklar, başvurunun AİHM’e ulaşmasından yaklaşık 2 ay sonra Türkiye’ye tebliğ edildiğini, bunun Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi sisteminde yer alan "ikincillik" ilkesiyle bağdaşmadığını bildirdi.dayananlar: özün 1. maddesi↩ Geldiğin yere dön
10Başvurunun ilgili daire tarafından kendi inisiyatifiyle Büyük Daire’ye gönderilmesi ve Büyük Daire’nin benzer davalardan farklı olarak süreci kısa sürede tamamlamasının da eleştirildiği belirtildi. Kaynaklar, duruşmanın ardından yaklaşık 5 ay gibi kısa bir sürede karar verilmesinin, daha önce benzer ve karmaşık davalarda kararların yaklaşık bir yıl sonra açıklanmış olması dikkate alındığında "düşündürücü" olduğunu ifade etti.dayananlar: özün 2. maddesi↩ Geldiğin yere dön
11"AİHM kendi içtihadından ayrıldı"
12Adli kaynaklar, AİHM’in kararında Anayasa Mahkemesi’ne yapılan bireysel başvurunun tüketilmesi gereken etkili bir iç hukuk yolu olduğu yönündeki yerleşik içtihadından haklı bir gerekçe ortaya koymadan ayrıldığını savundu. Bu yaklaşımın, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin koruma sisteminin temel unsurlarından olan ikincillik ilkesine müdahale niteliğinde olduğu değerlendirildi.dayananlar: özün 3. maddesi↩ Geldiğin yere dön
13Kaynaklar ayrıca, iç hukukun yorumlanmasında öncelikli görevin ulusal makamlara ait olduğu, AİHM’in görevinin ise ulusal hukuk mercilerinin yorumlarının Sözleşme ile uyumlu olup olmadığını denetlemekle sınırlı bulunduğu yönündeki Mahkeme içtihadının da göz ardı edildiğini kaydetti.
14"Delillerin değerlendirilmesi ulusal mahkemelerin görevi"
15Adli kaynaklar, delillerin değerlendirilmesi, maddi olayların tespiti ve ceza hukuku kurallarının uygulanmasının öncelikle bağımsız ulusal mahkemelerin görev alanında bulunduğunu belirtti. AİHM’in, Türk mahkemelerince yapılan yargılama sonucunda verilen ve kesinleşen mahkumiyete ilişkin değerlendirmelerinin yetki sınırlarını aştığı savunularak, kararda Türk yargı ve idari makamlarına yönelik kötü niyet isnatlarının kabul edilemez olduğu ifade edildi.dayananlar: özün 4. maddesi↩ Geldiğin yere dön
16Kaynaklar, AİHM’in Türk yargısının bağımsızlığı ve tarafsızlığına ilişkin değerlendirmelerinin de temelden yoksun olduğunu belirterek, Türk yargı sisteminin Anayasa güvencesi altında faaliyet gösterdiğini vurguladı.dayananlar: özün 5. maddesi↩ Geldiğin yere dön
17"Uluslararası mekanizmalar yetki sınırları içinde hareket etmeli"
18Türkiye’nin hukukun üstünlüğü, demokrasi ve insan hakları alanındaki reform iradesini sürdürdüğünü belirten adli kaynaklar, uluslararası mekanizmaların da kendi yetki sınırları içerisinde hareket etmesi gerektiğini vurguladı.
Ajans damgası25 Ağustos 21:53YayınMetinPeykhane derlemesi
