SiyasetİHA

Recep Tayyip Erdoğan'dan yeni anayasa çağrısı

Erdoğan, siyasi partilerin taahhütleri doğrultusunda harekete geçmesini istedi.

Okur ne soruyor?
CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN, TBMM GENEL KURULU 28. DÖNEM 5. YASAMA YILI AÇILIŞ TÖRENİNDE MİLLETVEKİLLERİNE SESLENDİ
İHA
~40 sn

Haberin özü

5 iddianın 5 tanesi kaynağa bağlı

  • Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yeni ve sivil anayasa için siyasi partilerin harekete geçmesini istedi; yeni yasama yılının anayasa yılı olmasını diledi.S2'de eklendi

    "Bunu başardığımızda, devlet ve millet arasındaki köprüleri daha sağlam şekilde kurmuş oluruz. Bunu başardığımızda, güçlü devlet-özgür toplum idealini, birini diğerine tercih etmeden birlikte yaşatmanın yolunu açmış oluruz. Bunu başardığımızda, hem hukuku anlamlı kılacak bir demokratik zemine, hem de demokrasiyi koruyacak bir ‘üstün hukuk mantığına kavuşmuş oluruz. Bunu başardığımızda, kazanımlarımızı kalıcı hale getirir, çoğulcu demokrasiyi kurumsallaştırır ve gerçek anlamıyla halkın yönetimine dönüştürürüz. Toplumu, kontrol altında tutulması gereken bir tehdit alanı olarak gören vesayetçi anlayışın reddi bunu gerektirir. Siyaseti ve toplumu; refahın, ilerlemenin, gelişmenin dinamik gücü olarak kabul eden demokratik bir anayasa anlayışı da bu sayede yeşerir. Sesi, milletin sesiyle hemâvâz olanların bu süreçte korkacağı, çekineceği bir tartışma olamaz, olmamalıdır. Demokraside, hiç kimse hakikat tekeline sahip değildir. Her düşünce kıymetli, her öneri değerlidir. Her fikirden, her özgün tekliften istifade edilmelidir. Diğer taraftan, milletimizin yeni bir anayasa özlemi de üretilmiş korkuların, vehimlerin esiri haline getirilmemelidir. Anayasanın yürürlükteki ilk dört maddesiyle ilgili tavrımız zaten bellidir. Türkiye Yüzyılına yakışır yeni ve sivil bir anayasa için kolları sıvamak herkes için gerçek bir samimiyet sınavıdır. Milletimizin bu büyük özlemini gidermek üzere siyasi partilerimizin, taahhütlerine uygun olarak harekete geçmelerinde fayda görüyorum. İçinde bulunduğumuz yasama yılının Türkiye’nin imkân ve fırsatlarını geliştiren bir anayasa yılı olmasını diliyorum."

    kaynağın metninde gör →

  • Türkiye merkezli siyaset çağrısı yapan Erdoğan, siyasi partilerin farklı fikirlerini koruyarak Türkiye'nin millî menfaatlerinde mutabakat aramasını istedi.S2'de eklendi

    "Siyaseti; hizmette, eserde, icraatta yarış olmaktan çıkarıp, muhatabın düşmanlaştırıldığı bir ‘yıpratma savaşına’ dönüştürmek vahim bir hatadır. Küresel ve bölgesel gelişmeler, yeni bir siyaset tarzını mecbur kılmaktadır. Gelinen aşamada önümüzde iki seçenek bulunuyor; ya, kutuplaşmayı ve kutuplaştırmayı merkeze alan eski siyaset tarzıyla yola devam edeceğiz. Ya da asgari müştereklerde buluşmayı, ‘mutabakat içinde rekabeti’ esas alan yeni siyaseti Türkiye’ye hâkim kılacağız. Eğer Türkiye, yeniden büyük ve güçlü Türkiye olacaksa, Eğer Türkiye, önüne açılan tarihi fırsatları değerlendirecekse bu paradigma değişimini, hep beraber, vakit kaybetmeksizin gerçekleştirmek durumundayız. Bunu söylerken, elbette her siyasi partinin, her meselede aynı düşünmesini, aynı yerde hizalanmasını kast etmiyorum. Farklı siyasi partiler, ne kadar aykırı olursa olsun farklı fikirler, Türkiye’nin ve Türk demokrasisinin zenginliğidir. Ancak, her siyasi partinin önceliği Türkiye olmalıdır, olmak zorundadır. Her siyasi parti, Türkiye’nin kendi iç dinamiklerinden, kendi tabanından güç ve ilham alarak, ‘Türkiye merkezli siyaset’ icra etmelidir. Çatışma ve kutuplaştırmanın yerini uzlaşma ve hoşgörü almalıdır. Türkiye’nin millî menfaatlerinde, milletimizin her bir ferdini ilgilendiren konularda, siyaset tam bir mutabakat zemininde buluşabilmelidir. Biz, buna ‘iç cephenin tahkim edilmesi’ diyoruz. Biz, buna ‘Büyük Türkiye Mutabakatı’ diyoruz."

    kaynağın metninde gör →

  • TBMM'de Çerçeve Yasa'nın kabulünde 467 oyla oluşan mutabakatı vurgulayan Erdoğan, gerekli adımlar atıldığında ilgili kurumların da gerekeni yapacağını söyledi.S2'de eklendi

    Çerçeve Yasa’nın çıkarılması konusunda Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde 467 kabul oyuyla sergilenen mutabakatın Türkiye’yi sevindirirken, Türkiye’nin hasımlarını da hayal kırıklığına uğrattığını belirten Erdoğan, "Bu vesileyle ilk günden itibaren ortaya koyduğu dirayetli, kararlı ve cesur duruşla Terörsüz Türkiye sürecine büyük destek veren Cumhur İttifakı ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’ye bir kez daha partim, ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum. Sürecin kazasız belasız bugünlere gelmesinde çok kıymetli katkıları olan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi Grubuna aynı şekilde teşekkürlerimi iletiyorum. Gerek Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunda, gerekse Çerçeve Yasanın kabulünde yapıcı tutum sergileyen siyasi parti gruplarına da teşekkür ediyor, desteklerinin bundan sonra da devam etmesini bekliyorum. Çerçeve Yasa’da da vazedildiği gibi, bir izleme süreci vardır. Gerekli adımlar atıldığında, ilgili kurumlarımız da gerekeni yapacaktır. İşte burada, millî mutabakat daha bir anlam kazanacaktır. Terörsüz, çatışmasız, kavgasız bir ortamda, sorunlarımızı karşılıklı saygı ile tartışıp çözüm üretmek, çok daha kolay ve mümkün hale gelecektir. Siyasetin demokratik kapasitesi inşallah daha da güçlenecektir. Türkiye’nin yeni, demokratik, katılımcı, özgürlükçü ve sivil bir Anayasa yapma şartları, inanıyorum ki, daha da olgunlaşacaktır" dedi.

    kaynağın metninde gör →

  • Terörsüz Türkiye sürecinin toplumsal ve millî mutabakatı güçlendirmeyi amaçladığını belirten Erdoğan, terör örgütünün fesih ve silah bırakma kararını açıkladığını söyledi.S2'de eklendi

    Terörsüz Türkiye sürecinin aynı zamanda toplumsal ve milli mutabakatı inşa etmeye dönük olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bölgemizin ateş çemberine dönüştüğü bir ortamda, Terörsüz Türkiye çabaları, Türkiye’nin hasımları üzerinde caydırıcı bir etkiyi şimdiden uyandırmış, Türkiye’nin gücüne güç katmış, bölgemizde yeni bir rüzgâr estirmiştir. Terörün ya da terör örgütlerinin, Türkiye’yi bölmesi, parçalaması hiçbir zaman mümkün değildir; fakat terörün ve terör örgütlerinin Türkiye’nin enerjisini heba ettiği, Türkiye’yi oyaladığı, Türkiye’nin kaynaklarını tükettiği açıktır. Son 42 yıldır terörle mücadeleye odaklanan Türkiye, hem gencecik evlatlarını toprağa vermiş, hem de trilyonlarca dolarlık maddi kaynaklarından olmuştur. Terör üzerinden içerde yaşanan tartışmalar, Türkiye’nin ekonomisini, huzurunu, güvenliğini tehdit etmiş, dış politikada elini zayıflatmıştır. Ama bugün terör bitme noktasına gelmiş, terör saldırıları sona ermiş, terör örgütü de kendisini feshetme, silahlarını bırakma kararını açıklamıştır" açıklamasında bulundu.

    kaynağın metninde gör →

Özet kademesindesin — metnin tamamı için “Tam”a dön. Kaynak kutuları kapalı başlar; tek tek açabilir ya da “Derin”e geçip hepsini birden açabilirsin.

Kim ne söyledi

İçinde bulunduğumuz yasama yılının Türkiye’nin imkân ve fırsatlarını geliştiren bir anayasa yılı olmasını diliyorum.
Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı S2'de eklendi

Bağlam

Erdoğan, konuşmayı TBMM Genel Kurulu 28. Dönem 5. Yasama Yılı açılışında yaptı.

Haberdeki sayılar

  • 467oy

    Çerçeve Yasa kabul oyu

  • 150yıl

    Kanun-i Esasi'nin ilanının yıl dönümü

değerler kaynak metindeki biçimiyle aktarılır

Görseller

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN, TBMM GENEL KURULU 28. DÖNEM 5. YASAMA YILI AÇILIŞ TÖRENİNDE MİLLETVEKİLLERİNE SESLENDİ
İHA
CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN, TBMM GENEL KURULU 28. DÖNEM 5. YASAMA YILI AÇILIŞ TÖRENİNDE MİLLETVEKİLLERİNE SESLENDİ
İHA
CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN, TBMM GENEL KURULU 28. DÖNEM 5. YASAMA YILI AÇILIŞ TÖRENİNDE MİLLETVEKİLLERİNE SESLENDİ
İHA
CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN, TBMM GENEL KURULU 28. DÖNEM 5. YASAMA YILI AÇILIŞ TÖRENİNDE MİLLETVEKİLLERİNE SESLENDİ
01 / 03CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN, TBMM GENEL KURULU 28. DÖNEM 5. YASAMA YILI AÇILIŞ TÖRENİNDE MİLLETVEKİLLERİNE SESLENDİ · İHA

Haberde geçenler

Kişiler 1

Kaynağın kendi cümleleriyle

72 paragraflık 2 kaynak belgesinin 4 paragrafı bu haberde kullanıldı.

Kaynağın tamamını göster

1Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Ne Türkiye’nin ne de Türk milletinin artık kaybetmeye tahammülü yoktur. Hiç kimsenin de Türkiye’ye ve Türk milletine kaybettirmeye hakkı yoktur" dedi.

2Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu 28. Dönem 5. Yasama Yılı açılış töreninde milletvekillerine seslendi. Erdoğan, konuşmasına başlamadan önce yeni yasama yılının ülke, millet, Meclis, demokrasi ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diledi. Ayrıca Erdoğan, dünyanın farklı ülkelerinde Türk milletini temsil eden yurt dışındaki vatandaşlara da selamlarını iletti.

3"Bu Meclis Milli Mücadeleyi başarıyla sevk ve idare etmiştir"

4Dünyada gazilikle iki kez müşerref olan tek meclisin Türkiye Büyük Millet Meclisi olduğunu söyleyen Erdoğan, "Bu Meclis, milletimizin ayağına pranga, boynuna urgan geçirmeye kalkan müstevlilere karşı Millî Mücadeleyi başarıyla sevk ve idare etmiştir. 80 kilometre öteden top sesleri gelirken bile Yüce Meclis çalışmasını sürdürmüş, milletimizin tevdi ettiği meşaleyi şanla, şerefle taşımaya devam etmiştir. Meclisimizin bu mücadelesi müstevlilerin, işgalcilerin ve emperyalistlerin kıskacından çıkış yolu arayan mazlum milletlere de örnek olmuştur" dedi.

5Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz 2016 gecesi bombaların altında milletin emanetini savunan Gazi Meclisin, meydanlarda, caddelerde, havalimanlarında darbeye direnenle birlikte o ağır sınavı alnının akıyla verdiğini dile getirdi.

6"4’üncü Yasama Yılı’nda da Meclisimiz, önemli kararların alındığı, yoğun ve meşakkatli bir mesai dönemi geçirdi"

7TBMM’nin, dünyanın çalışma temposu en yüksek parlamentolarından biri olduğuna vurgu yapan Başkan Erdoğan, "1 Ekim 2025’te başlayıp 10 Ağustos 2026’ya kadar devam eden 4’üncü Yasama Yılı’nda da Meclisimiz, önemli kararların alındığı, yoğun ve meşakkatli bir mesai dönemi geçirdi. Hem Genel Kurul’da hem de Komisyonlarda ülkemizin, milletimizin ve bölgemizin geleceğine yön verecek hayatî kanunlar, kritik meseleler müzakere edildi. Yasama faaliyetleri demokratik bir olgunlukla icra edilirken, parlamenter diplomasi ise gerek ev sahibi olduğumuz uluslararası toplantılarda, gerekse yurt dışı ziyaretlerde profesyonel ve saygın bir yaklaşımla yürütüldü. Bugün itibarıyla başlayan yeni yasama yılının da fikir, tenkit ve tekliflerin özgürce fakat karşılıklı saygı ve nezaket kuralları dahilinde dile getirileceği, tartışmaların çözüm odaklı bir anlayışla, sağduyu ve suhuletle cereyan edeceği verimli, bereketli bir yıl olmasını yürekten temenni ediyorum" ifadelerini kullandı.

8İktidar partisi ve Cumhur İttifakı olarak yapıcı hareket etmeye, farklı fikir ve önerilere kulak vermeye devam edeceklerine dikkati çeken Başkan Erdoğan, milli iradenin tecelligahı olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin itibarını her şeyin üzerinde tutulması gerektiğini kaydetti.

9"Şahsım dâhil hepimiz milletin sorunlarına çözüm bulmak, ülkenin önünü ve ufkunu açmakla mükellefiz"

10Siyasetçiler olarak birinci vazifenin emaneti taşınan Türk milletine gerektiği gibi hizmet etmek olduğunu aktaran Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

11"Şahsım dâhil hepimiz milletin sorunlarına çözüm bulmak, dertlerine çare olmak, ülkenin önünü ve ufkunu açmakla mükellefiz. Bir ay sonra 24’üncü yıl dönümüne kavuşacağımız iktidarlarımız boyunca, kesintisiz biçimde, istikrarlı, kararlı ve samimi bir şekilde, biz hep bunu yapmanın mücadelesi içinde olduk. Ekonomiden demokrasiye, iç siyasetten dış politikaya, eğitimden sağlığa, adaletten emniyete, ulaştırmadan şehirleşmeye, enerjiden tarıma kadar ülkemizi ilgilendiren her alanda çok önemli adımlar attık. İnsanımızın kalbinde yaralar açan 6 Şubat depremlerinin üzerinden 3,5 yıldan fazla süre geçti. Hayatını kaybeden kardeşlerimizin acısı hâlâ içimizi yakıyor olsa da bugün 11 ilimizi yeniden ayağa kaldırmanın huzurunu yaşıyoruz. Milletimize verdiğimiz sözü bir kez daha tuttuk; asrın inşasını tamamladık; toplam 455 bin 357 konut ve iş yerini hak sahibi kardeşlerimize teslim ettik. Deprem bölgemizin ihyası için cari fiyatlarla 5,4 trilyon lira harcadık. Ekonomide, bölgemizde ardı ardına patlak veren savaş ve krizlere rağmen Türkiye’yi kalkınma ve büyüme rotasında tutmayı başardık. Füzelerin havada uçuştuğu sıkıntılı bir dönemde, tek bir vatandaşımızın dahi kılına zarar getirtmedik. 2026’nın ilk yarısında Türkiye yıllık yüzde 2,5 büyüdü. Yıllıklandırılmış millî gelirimiz 1,7 trilyon doları aştı. İhracatımız ağustos ayında yıllık 280,3 milyar dolarla rekor kırdı. Geçen sene yaşanan zirai don ve kuraklığın ardından tarımımız hızlı bir toparlanma kaydetti. Turizmde, çevremizdeki çatışmalara rağmen güçlü seyrimizi koruduk. Yılın ilk altı ayında turizm geliri 25,7 milyar dolara ulaştı. Savunma sanayiinde ise iki işi birden başardık. Hem yeni ürünlerle millî savunma sanayimizi güçlendirdik, hem de bu alanda dünyaya satış yapan bir ülke olduk. Yılın ilk 8 ayında savunma ve havacılık ihracatımız yüzde 16,2 artışla 6,3 milyar dolara çıktı. Dış dengede sürdürülebilir bir noktadayız. Cari açığın millî gelire oranının bu yıl yüzde 2,6’da kalmasını bekliyoruz. Enerji faturasının ağırlaştığı bir yılda bu oran, ekonomimizin ne kadar dayanıklı hâle geldiğinin göstergesidir. Kamu maliyesinde disiplinden sapmadık. Bu yıl bütçe açığının millî gelire oranını yüzde 3,1 ile sınırlamayı ve faiz dışı fazla vermeyi hedefliyoruz."

12"Fon meselesini süratle çözüyoruz"

13Fon piyasasının belli bölümünde ortaya çıkan sorunun da üstesinden başarıyla geldiklerinin altını çizen Erdoğan, "Sermaye piyasası kuralları çerçevesinde, hakkaniyet ve adaleti gözeterek, kimsenin hakkını kimseye yedirmeden, bu meseleyi süratle çözüyoruz. Bu konunun, iktisadi güvenliğimize ve toplumsal barışımıza yönelik bir tehdit unsuruna dönüşmesine inşallah fırsat vermeyeceğiz. Bu ülke ve bu millet, hak ettiği seviyelere ulaşıncaya kadar, çalışmaya, üretmeye, sorunlara çözüm yolları geliştirmeye devam edeceğiz" dedi.

14"Üzerinde bir arada yaşadığımız vatanımız, tarih içinde bizi tek bir millete dönüştürmüştür"

15Günümüzde siyasetin çözüm üretmesi gereken meselelerin en başında, toplumda ‘iç kanamaya’ sebep olan yapay kutuplaşmanın yer aldığını dile getiren Erdoğan, "Bir milletin tüm fertlerinin her konuda aynı düşünmesi; değerler, inançlar, hassasiyetler, beklentiler konusunda tamamen birbirine benzemesi, elbette mümkün değildir; bu, doğru da sağlıklı da değildir. Bizim ülke ve toplum olarak en büyük zenginliğimiz, esasen çeşitliliğimiz, farklılıklarımız ve renkliliğimizdir. Asırlar içinde bu farklılıklar bir uzlaşma zemininde buluşmuş, ortak sınırlar içinde ortak değerler oluşmuştur. Tarih içinde, farklılıklar birbirine köklü bir saygı geliştirmiştir. Devletimiz, bayrağımız, mukaddes değerlerimiz ve üzerinde bir arada yaşadığımız vatanımız, tarih içinde bizi tek bir millete dönüştürmüştür. Farklılıklarımızı bir ayrışma vasıtası olarak kullanmak isteyenlere karşı da milletimiz tek yürek olup her seferinde gereken cevabı vermiştir" diye konuştu.

16Cumhurbaşkanı Erdoğan, siyaset kurumunun farklı beklentilere cevap üretmek için var olduğuna vurgu yaparak, siyaseti, farkları, renkleri, çeşitliliği bir ayrıştırma vasıtası olarak kullanılmasının en başta siyasetin fıtratına aykırı bir durum olduğunu söyledi.

17"Türkiye’nin ayarlarının bozulması sadece Türkiye’nin hasımlarının işine yarar"

18Türkiye’nin yakın çevresindeki hadiselere bakıldığında yerel bazdaki ayrışmaların, siyaset ve toplum mühendislikleriyle birçok ülkenin ‘yumuşak karnına’ dönüştürüldüğünü gördüklerini bildiren Erdoğan, "Toplumsal fay hatları kaşınmak suretiyle ülkeler, içeriden çözülmek ve çökertilmek istenmektedir. Bu yıkım projesinin komuta ve kontrol merkezinde ise ‘emperyalist-Siyonist ittifakı’ bulunmaktadır. Dünyayı takip eden, bölgemizdeki gelişmeleri yakından takip eden herkes, inanıyorum ki, şu gerçeği görebiliyor; binlerce yıldır bir arada yaşayan; huzur, barış ve karşılıklı saygı çerçevesinde bir arada varlığını sürdüren milletimizin, son dönemde artan bir şekilde, siyaset ya da siyaset dışı aktörler vasıtasıyla kutuplaştırılması, sadece iç dinamiklerle açıklanamaz. İç dinamikler bellidir; tarih içinde, asırlar boyunca teşekkül etmiştir. Sünni ile Alevi, Türk ile Kürt, Müslüman ile gayrimüslim, asırlar içinde huzur ve dayanışmayı esas alan müşterek bir yaşam zemini inşa etmiştir. Bu ve benzeri farklılıkları bir çatışmaya, bir kutuplaştırmaya dönüştürmek, Türkiye’nin deyim yerindeyse fabrika ayarlarını bozmak, demektir. Türkiye’nin ayarlarının bozulması, siyasetin işine yaramaz; sadece ve sadece Türkiye’nin hasımlarının işine yarar" değerlendirmesinde bulundu.

19"Ne Türkiye’nin ne de Türk milletinin artık kaybetmeye tahammülü yoktur"

20Türkiye’de çok partili demokrasiye geçildiği günden itibaren Türkiye’nin bir kalkınma hamlesi içerisinde olduğu her an operasyonları hedefi haline geldiğini dile getiren Erdoğan, "Sokaklarımız karıştırıldı. Gençlerimiz düşmanlaştırıldı. Aynı mahalleyi, aynı caddeyi, aynı binayı paylaşan komşular arasına nefret tohumları ekildi. Siyasi ve toplumsal huzurumuz suikasta uğradı. Bizimle aynı ligde olan ülkeler koşarken, biz yıllarca başta ekonomi olmak üzere birçok alanda patinaj yaptık, oyalandık, irtifa ve ivme kaybettik. Bütün bu gerilimlere, çatışmalara, bunların doğurduğu istikrarsızlığa bakıldığında, her seferinde Türkiye’nin kaybettiği, her seferinde milletin kayıplar verdiği, ağır bedeller ödediği çok net görülecektir. Açıktır ki millet kaybederken, milletin hasımları kazanmıştır. Türkiye kaybederken, kazanan Türkiye’nin rakipleri, maalesef Türkiye’nin yeminli düşmanları olmuştur. Ne Türkiye’nin ne de Türk milletinin artık kaybetmeye tahammülü yoktur. Hiç kimsenin de Türkiye’ye ve Türk milletine kaybettirmeye hakkı yoktur" ifadelerini kullandı.

21"Her siyasi parti ‘Türkiye merkezli siyaset’ icra etmelidir"

22Türkiye’de iktidar karşıtlığı üzerine kurulu ‘cephe siyasetinin’ raf ömrünün dolduğunu kaydeden Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

23"Siyaseti; hizmette, eserde, icraatta yarış olmaktan çıkarıp, muhatabın düşmanlaştırıldığı bir ‘yıpratma savaşına’ dönüştürmek vahim bir hatadır. Küresel ve bölgesel gelişmeler, yeni bir siyaset tarzını mecbur kılmaktadır. Gelinen aşamada önümüzde iki seçenek bulunuyor; ya, kutuplaşmayı ve kutuplaştırmayı merkeze alan eski siyaset tarzıyla yola devam edeceğiz. Ya da asgari müştereklerde buluşmayı, ‘mutabakat içinde rekabeti’ esas alan yeni siyaseti Türkiye’ye hâkim kılacağız. Eğer Türkiye, yeniden büyük ve güçlü Türkiye olacaksa, Eğer Türkiye, önüne açılan tarihi fırsatları değerlendirecekse bu paradigma değişimini, hep beraber, vakit kaybetmeksizin gerçekleştirmek durumundayız. Bunu söylerken, elbette her siyasi partinin, her meselede aynı düşünmesini, aynı yerde hizalanmasını kast etmiyorum. Farklı siyasi partiler, ne kadar aykırı olursa olsun farklı fikirler, Türkiye’nin ve Türk demokrasisinin zenginliğidir. Ancak, her siyasi partinin önceliği Türkiye olmalıdır, olmak zorundadır. Her siyasi parti, Türkiye’nin kendi iç dinamiklerinden, kendi tabanından güç ve ilham alarak, ‘Türkiye merkezli siyaset’ icra etmelidir. Çatışma ve kutuplaştırmanın yerini uzlaşma ve hoşgörü almalıdır. Türkiye’nin millî menfaatlerinde, milletimizin her bir ferdini ilgilendiren konularda, siyaset tam bir mutabakat zemininde buluşabilmelidir. Biz, buna ‘iç cephenin tahkim edilmesi’ diyoruz. Biz, buna ‘Büyük Türkiye Mutabakatı’ diyoruz."

24"Terörün, Türkiye’nin enerjisini heba ettiği, Türkiye’yi oyaladığı, Türkiye’nin kaynaklarını tükettiği açıktır"

25Terörsüz Türkiye sürecinin aynı zamanda toplumsal ve milli mutabakatı inşa etmeye dönük olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bölgemizin ateş çemberine dönüştüğü bir ortamda, Terörsüz Türkiye çabaları, Türkiye’nin hasımları üzerinde caydırıcı bir etkiyi şimdiden uyandırmış, Türkiye’nin gücüne güç katmış, bölgemizde yeni bir rüzgâr estirmiştir. Terörün ya da terör örgütlerinin, Türkiye’yi bölmesi, parçalaması hiçbir zaman mümkün değildir; fakat terörün ve terör örgütlerinin Türkiye’nin enerjisini heba ettiği, Türkiye’yi oyaladığı, Türkiye’nin kaynaklarını tükettiği açıktır. Son 42 yıldır terörle mücadeleye odaklanan Türkiye, hem gencecik evlatlarını toprağa vermiş, hem de trilyonlarca dolarlık maddi kaynaklarından olmuştur. Terör üzerinden içerde yaşanan tartışmalar, Türkiye’nin ekonomisini, huzurunu, güvenliğini tehdit etmiş, dış politikada elini zayıflatmıştır. Ama bugün terör bitme noktasına gelmiş, terör saldırıları sona ermiş, terör örgütü de kendisini feshetme, silahlarını bırakma kararını açıklamıştır" açıklamasında bulundu.

26"Gerekli adımlar atıldığında, ilgili kurumlarımız da gerekeni yapacaktır"

27Çerçeve Yasa’nın çıkarılması konusunda Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde 467 kabul oyuyla sergilenen mutabakatın Türkiye’yi sevindirirken, Türkiye’nin hasımlarını da hayal kırıklığına uğrattığını belirten Erdoğan, "Bu vesileyle ilk günden itibaren ortaya koyduğu dirayetli, kararlı ve cesur duruşla Terörsüz Türkiye sürecine büyük destek veren Cumhur İttifakı ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’ye bir kez daha partim, ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum. Sürecin kazasız belasız bugünlere gelmesinde çok kıymetli katkıları olan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi Grubuna aynı şekilde teşekkürlerimi iletiyorum. Gerek Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunda, gerekse Çerçeve Yasanın kabulünde yapıcı tutum sergileyen siyasi parti gruplarına da teşekkür ediyor, desteklerinin bundan sonra da devam etmesini bekliyorum. Çerçeve Yasa’da da vazedildiği gibi, bir izleme süreci vardır. Gerekli adımlar atıldığında, ilgili kurumlarımız da gerekeni yapacaktır. İşte burada, millî mutabakat daha bir anlam kazanacaktır. Terörsüz, çatışmasız, kavgasız bir ortamda, sorunlarımızı karşılıklı saygı ile tartışıp çözüm üretmek, çok daha kolay ve mümkün hale gelecektir. Siyasetin demokratik kapasitesi inşallah daha da güçlenecektir. Türkiye’nin yeni, demokratik, katılımcı, özgürlükçü ve sivil bir Anayasa yapma şartları, inanıyorum ki, daha da olgunlaşacaktır" dedi.

28"Yeni anayasa bahsi Türk siyasetinin önünde bir ‘imtihan kâğıdı’ olarak halen duruyor"

29Yeni yasama yılının ilk yazılı anayasa olan Kanun-i Esasi’nin ilanının 150’nci yıl dönümüne tesadüf ettiğine dikkati çeken Erdoğan, "Anayasal devlet girişimlerimiz biraz daha geriye gidiyor. Devlet kudretini hukukla sınırlama tecrübemiz ise bu girişimlere nispetle çok daha eskidir. Adalet, eşitlik, iyilik ve insanlık değerleri üstünde yükselen devlet töremiz; modern anlamıyla bir toplumsal sözleşmeden, bireyleri hukukun gücüyle birbirine bağlayan bir anayasadan başka bir şey değildir. Son iki asırda bu hakikati, modern anayasal devlet fikriyle buluşturma teşebbüsleri, başarılı-başarısız pek çok sonuç doğurmuş; tartışma ve arayışlarsa hiçbir zaman hız kesmemiştir. Kanun-i Esasi’nin üstünden geçen 150 yıla rağmen, yeni anayasa bahsi Türk siyasetinin önünde bir ‘imtihan kâğıdı’ olarak halen duruyor. Milletin sözü ve mührünü taşıma bahsinde, tarihimizdeki bütün anayasa tecrübelerinde, teknik veya siyasi kusurlar, eksikler bulunabilir. Ancak darbe ürünü olan son 70 yılın iki anayasası, varoluşsal bir krizle mefluç olmuştur. Devlet ile toplum, birey ile devlet arasındaki sözleşme, silah ve süngünün gölgesi altında imzalanmıştır. Her darbenin kendi siyasal meşruiyetini oluşturma çabası ise anayasaları sürdürülebilir bir vesayet düzeninin yol haritası haline getirmiştir" diye konuştu.

30"Darbe dönemi anayasaları iktidar gücünü zapt-u rabt altına alınmasına odaklanmıştır"

31Darbe dönemi anayasalarının kuvvetler ayrılığının uygulanmasından ziyade sandıktan çıkan iktidar gücünü zapt-u rapt altına alınmasına odaklandığını vurgulayan Erdoğan, "Milli egemenliğin ve milli iradenin bürokratik oligarşiyle nasıl sınırlandırılacağını tasarlamıştır. Yönetim istikrarını temin etmek yerine, millet egemenliği üzerindeki vesayet araçlarının istikrarını sağlamıştır. Hak ve özgürlükleri kuvvetlendirmek yerine, ‘anayasa’yı ‘ama yasak’ lafzına dönüştüren istisnaları genişletmiştir. Devlet ve millet arasındaki birliğin, bütünleşmenin ahdî temeli olamamış; ne yazık ki, gerilimleri ve tarihi çelişkileri derinleştirmiştir. Hasılı; siyaset mühendislerine, kaos tüccarlarına, toplumu ve devleti kriz üzerinden terbiye etmeye yeltenenlere kariyer kapıları açmıştır. Darbe anayasalarının kurduğu vesayet mimarisi, sivil siyasetin önünde yeri gelmiş gerçek bir engel olmuş, yeri gelmiş kullanışlı bir mazerete dönüşmüştür" ifadelerine yer verdi.

32"Yeni ve sivil bir anayasa hedefi, Türk demokrasisinin rüştünü ispat mücadelesidir"

33Cumhurbaşkanı Erdoğan, 12 Eylül darbesinin lider kadrosunun darbeden yıllar sonra yargılandığını ve mahkum olduğunu hatırlatarak, yürürlükteki anayasanın müellif olarak onların imzasını taşıdığı dile getirerek, "Milletimiz buna ne layıktır, ne de razıdır. Türkiye, bu ayıptan mutlaka kurtulmalıdır. Başka hiçbir gerekçesi olmasa dahi, üstüne bastığımız zemine düşen bu gölgeyi kaldırmak, sistemi bu lekeden arındırmak, harekete geçmek için yeterli bir nedendir. Bu yönüyle yeni ve sivil bir anayasa hedefi, Türk demokrasisinin rüştünü ispat mücadelesidir. Millet egemenliğinin kalpgâhı olan bu Gazi Meclisimiz, her dö-nem ve her koşulda anayasa yapmaya ehildir, yetkilidir. Fakat sahip olduğu siyasi çeşitlilik hasebiyle içinde bulunduğumuz dönem, bir anayasa teşebbüsü için belki de en ideal dönemdir. Bu Meclis, Türkiye’nin milli ve hayati meseleleri söz konusu olduğunda müzakere ve uzlaşma kapasitesinin sağlamlığını zaten göstermiştir. Bilhassa ‘huzura, demokrasiye, kardeşliğe kalkan 467 el’ ile sivil siyaset, vesayetin ördüğü psikolojik duvarları yıkmış, önyargıları tuz buz etmiştir. Bunu Türk demokrasisi adına, milletimizin gelecek umutları adına tarihi bir kazanım, büyük bir başarı olarak görüyoruz. Temennimiz; bu başarının, gündelik çekişmelere kurban edilmeden, Türk siyasetinde yeni bir dönemin müjdecisi olmasıdır" dedi.

34"Türkiye Yüzyılına yakışır yeni ve sivil bir anayasa için kolları sıvamak herkes için gerçek bir samimiyet sınavıdır

35Türkiye’nin ufkunu genişletecek yeni bir anayasanın, kutuplaşma siyasetinin değil, ‘mutabakat içinde rekabeti’ esas alan yeni siyasetin eseri olacağının altını çizen Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

36"Bunu başardığımızda, devlet ve millet arasındaki köprüleri daha sağlam şekilde kurmuş oluruz. Bunu başardığımızda, güçlü devlet-özgür toplum idealini, birini diğerine tercih etmeden birlikte yaşatmanın yolunu açmış oluruz. Bunu başardığımızda, hem hukuku anlamlı kılacak bir demokratik zemine, hem de demokrasiyi koruyacak bir ‘üstün hukuk mantığına kavuşmuş oluruz. Bunu başardığımızda, kazanımlarımızı kalıcı hale getirir, çoğulcu demokrasiyi kurumsallaştırır ve gerçek anlamıyla halkın yönetimine dönüştürürüz. Toplumu, kontrol altında tutulması gereken bir tehdit alanı olarak gören vesayetçi anlayışın reddi bunu gerektirir. Siyaseti ve toplumu; refahın, ilerlemenin, gelişmenin dinamik gücü olarak kabul eden demokratik bir anayasa anlayışı da bu sayede yeşerir. Sesi, milletin sesiyle hemâvâz olanların bu süreçte korkacağı, çekineceği bir tartışma olamaz, olmamalıdır. Demokraside, hiç kimse hakikat tekeline sahip değildir. Her düşünce kıymetli, her öneri değerlidir. Her fikirden, her özgün tekliften istifade edilmelidir. Diğer taraftan, milletimizin yeni bir anayasa özlemi de üretilmiş korkuların, vehimlerin esiri haline getirilmemelidir. Anayasanın yürürlükteki ilk dört maddesiyle ilgili tavrımız zaten bellidir. Türkiye Yüzyılına yakışır yeni ve sivil bir anayasa için kolları sıvamak herkes için gerçek bir samimiyet sınavıdır. Milletimizin bu büyük özlemini gidermek üzere siyasi partilerimizin, taahhütlerine uygun olarak harekete geçmelerinde fayda görüyorum. İçinde bulunduğumuz yasama yılının Türkiye’nin imkân ve fırsatlarını geliştiren bir anayasa yılı olmasını diliyorum."

37Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Ne Türkiye’nin ne de Türk milletinin artık kaybetmeye tahammülü yoktur. Hiç kimsenin de Türkiye’ye ve Türk milletine kaybettirmeye hakkı yoktur" dedi.

38Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu 28. Dönem 5. Yasama Yılı açılış töreninde milletvekillerine seslendi. Erdoğan, konuşmasına başlamadan önce yeni yasama yılının ülke, millet, Meclis, demokrasi ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diledi. Ayrıca Erdoğan, dünyanın farklı ülkelerinde Türk milletini temsil eden yurt dışındaki vatandaşlara da selamlarını iletti.

39"Bu Meclis Milli Mücadeleyi başarıyla sevk ve idare etmiştir"

40Dünyada gazilikle iki kez müşerref olan tek meclisin Türkiye Büyük Millet Meclisi olduğunu söyleyen Erdoğan, "Bu Meclis, milletimizin ayağına pranga, boynuna urgan geçirmeye kalkan müstevlilere karşı Millî Mücadeleyi başarıyla sevk ve idare etmiştir. 80 kilometre öteden top sesleri gelirken bile Yüce Meclis çalışmasını sürdürmüş, milletimizin tevdi ettiği meşaleyi şanla, şerefle taşımaya devam etmiştir. Meclisimizin bu mücadelesi müstevlilerin, işgalcilerin ve emperyalistlerin kıskacından çıkış yolu arayan mazlum milletlere de örnek olmuştur" dedi.

41Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz 2016 gecesi bombaların altında milletin emanetini savunan Gazi Meclisin, meydanlarda, caddelerde, havalimanlarında darbeye direnenle birlikte o ağır sınavı alnının akıyla verdiğini dile getirdi.

42"4’üncü Yasama Yılı’nda da Meclisimiz, önemli kararların alındığı, yoğun ve meşakkatli bir mesai dönemi geçirdi"

43TBMM’nin, dünyanın çalışma temposu en yüksek parlamentolarından biri olduğuna vurgu yapan Başkan Erdoğan, "1 Ekim 2025’te başlayıp 10 Ağustos 2026’ya kadar devam eden 4’üncü Yasama Yılı’nda da Meclisimiz, önemli kararların alındığı, yoğun ve meşakkatli bir mesai dönemi geçirdi. Hem Genel Kurul’da hem de Komisyonlarda ülkemizin, milletimizin ve bölgemizin geleceğine yön verecek hayatî kanunlar, kritik meseleler müzakere edildi. Yasama faaliyetleri demokratik bir olgunlukla icra edilirken, parlamenter diplomasi ise gerek ev sahibi olduğumuz uluslararası toplantılarda, gerekse yurt dışı ziyaretlerde profesyonel ve saygın bir yaklaşımla yürütüldü. Bugün itibarıyla başlayan yeni yasama yılının da fikir, tenkit ve tekliflerin özgürce fakat karşılıklı saygı ve nezaket kuralları dahilinde dile getirileceği, tartışmaların çözüm odaklı bir anlayışla, sağduyu ve suhuletle cereyan edeceği verimli, bereketli bir yıl olmasını yürekten temenni ediyorum" ifadelerini kullandı.

44İktidar partisi ve Cumhur İttifakı olarak yapıcı hareket etmeye, farklı fikir ve önerilere kulak vermeye devam edeceklerine dikkati çeken Başkan Erdoğan, milli iradenin tecelligahı olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin itibarını her şeyin üzerinde tutulması gerektiğini kaydetti.

45"Şahsım dâhil hepimiz milletin sorunlarına çözüm bulmak, ülkenin önünü ve ufkunu açmakla mükellefiz"

46Siyasetçiler olarak birinci vazifenin emaneti taşınan Türk milletine gerektiği gibi hizmet etmek olduğunu aktaran Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

47"Şahsım dâhil hepimiz milletin sorunlarına çözüm bulmak, dertlerine çare olmak, ülkenin önünü ve ufkunu açmakla mükellefiz. Bir ay sonra 24’üncü yıl dönümüne kavuşacağımız iktidarlarımız boyunca, kesintisiz biçimde, istikrarlı, kararlı ve samimi bir şekilde, biz hep bunu yapmanın mücadelesi içinde olduk. Ekonomiden demokrasiye, iç siyasetten dış politikaya, eğitimden sağlığa, adaletten emniyete, ulaştırmadan şehirleşmeye, enerjiden tarıma kadar ülkemizi ilgilendiren her alanda çok önemli adımlar attık. İnsanımızın kalbinde yaralar açan 6 Şubat depremlerinin üzerinden 3,5 yıldan fazla süre geçti. Hayatını kaybeden kardeşlerimizin acısı hâlâ içimizi yakıyor olsa da bugün 11 ilimizi yeniden ayağa kaldırmanın huzurunu yaşıyoruz. Milletimize verdiğimiz sözü bir kez daha tuttuk; asrın inşasını tamamladık; toplam 455 bin 357 konut ve iş yerini hak sahibi kardeşlerimize teslim ettik. Deprem bölgemizin ihyası için cari fiyatlarla 5,4 trilyon lira harcadık. Ekonomide, bölgemizde ardı ardına patlak veren savaş ve krizlere rağmen Türkiye’yi kalkınma ve büyüme rotasında tutmayı başardık. Füzelerin havada uçuştuğu sıkıntılı bir dönemde, tek bir vatandaşımızın dahi kılına zarar getirtmedik. 2026’nın ilk yarısında Türkiye yıllık yüzde 2,5 büyüdü. Yıllıklandırılmış millî gelirimiz 1,7 trilyon doları aştı. İhracatımız ağustos ayında yıllık 280,3 milyar dolarla rekor kırdı. Geçen sene yaşanan zirai don ve kuraklığın ardından tarımımız hızlı bir toparlanma kaydetti. Turizmde, çevremizdeki çatışmalara rağmen güçlü seyrimizi koruduk. Yılın ilk altı ayında turizm geliri 25,7 milyar dolara ulaştı. Savunma sanayiinde ise iki işi birden başardık. Hem yeni ürünlerle millî savunma sanayimizi güçlendirdik, hem de bu alanda dünyaya satış yapan bir ülke olduk. Yılın ilk 8 ayında savunma ve havacılık ihracatımız yüzde 16,2 artışla 6,3 milyar dolara çıktı. Dış dengede sürdürülebilir bir noktadayız. Cari açığın millî gelire oranının bu yıl yüzde 2,6’da kalmasını bekliyoruz. Enerji faturasının ağırlaştığı bir yılda bu oran, ekonomimizin ne kadar dayanıklı hâle geldiğinin göstergesidir. Kamu maliyesinde disiplinden sapmadık. Bu yıl bütçe açığının millî gelire oranını yüzde 3,1 ile sınırlamayı ve faiz dışı fazla vermeyi hedefliyoruz."

48"Fon meselesini süratle çözüyoruz"

49Fon piyasasının belli bölümünde ortaya çıkan sorunun da üstesinden başarıyla geldiklerinin altını çizen Erdoğan, "Sermaye piyasası kuralları çerçevesinde, hakkaniyet ve adaleti gözeterek, kimsenin hakkını kimseye yedirmeden, bu meseleyi süratle çözüyoruz. Bu konunun, iktisadi güvenliğimize ve toplumsal barışımıza yönelik bir tehdit unsuruna dönüşmesine inşallah fırsat vermeyeceğiz. Bu ülke ve bu millet, hak ettiği seviyelere ulaşıncaya kadar, çalışmaya, üretmeye, sorunlara çözüm yolları geliştirmeye devam edeceğiz" dedi.

50"Üzerinde bir arada yaşadığımız vatanımız, tarih içinde bizi tek bir millete dönüştürmüştür"

51Günümüzde siyasetin çözüm üretmesi gereken meselelerin en başında, toplumda ‘iç kanamaya’ sebep olan yapay kutuplaşmanın yer aldığını dile getiren Erdoğan, "Bir milletin tüm fertlerinin her konuda aynı düşünmesi; değerler, inançlar, hassasiyetler, beklentiler konusunda tamamen birbirine benzemesi, elbette mümkün değildir; bu, doğru da sağlıklı da değildir. Bizim ülke ve toplum olarak en büyük zenginliğimiz, esasen çeşitliliğimiz, farklılıklarımız ve renkliliğimizdir. Asırlar içinde bu farklılıklar bir uzlaşma zemininde buluşmuş, ortak sınırlar içinde ortak değerler oluşmuştur. Tarih içinde, farklılıklar birbirine köklü bir saygı geliştirmiştir. Devletimiz, bayrağımız, mukaddes değerlerimiz ve üzerinde bir arada yaşadığımız vatanımız, tarih içinde bizi tek bir millete dönüştürmüştür. Farklılıklarımızı bir ayrışma vasıtası olarak kullanmak isteyenlere karşı da milletimiz tek yürek olup her seferinde gereken cevabı vermiştir" diye konuştu.

52Cumhurbaşkanı Erdoğan, siyaset kurumunun farklı beklentilere cevap üretmek için var olduğuna vurgu yaparak, siyaseti, farkları, renkleri, çeşitliliği bir ayrıştırma vasıtası olarak kullanılmasının en başta siyasetin fıtratına aykırı bir durum olduğunu söyledi.

53"Türkiye’nin ayarlarının bozulması sadece Türkiye’nin hasımlarının işine yarar"

54Türkiye’nin yakın çevresindeki hadiselere bakıldığında yerel bazdaki ayrışmaların, siyaset ve toplum mühendislikleriyle birçok ülkenin ‘yumuşak karnına’ dönüştürüldüğünü gördüklerini bildiren Erdoğan, "Toplumsal fay hatları kaşınmak suretiyle ülkeler, içeriden çözülmek ve çökertilmek istenmektedir. Bu yıkım projesinin komuta ve kontrol merkezinde ise ‘emperyalist-Siyonist ittifakı’ bulunmaktadır. Dünyayı takip eden, bölgemizdeki gelişmeleri yakından takip eden herkes, inanıyorum ki, şu gerçeği görebiliyor; binlerce yıldır bir arada yaşayan; huzur, barış ve karşılıklı saygı çerçevesinde bir arada varlığını sürdüren milletimizin, son dönemde artan bir şekilde, siyaset ya da siyaset dışı aktörler vasıtasıyla kutuplaştırılması, sadece iç dinamiklerle açıklanamaz. İç dinamikler bellidir; tarih içinde, asırlar boyunca teşekkül etmiştir. Sünni ile Alevi, Türk ile Kürt, Müslüman ile gayrimüslim, asırlar içinde huzur ve dayanışmayı esas alan müşterek bir yaşam zemini inşa etmiştir. Bu ve benzeri farklılıkları bir çatışmaya, bir kutuplaştırmaya dönüştürmek, Türkiye’nin deyim yerindeyse fabrika ayarlarını bozmak, demektir. Türkiye’nin ayarlarının bozulması, siyasetin işine yaramaz; sadece ve sadece Türkiye’nin hasımlarının işine yarar" değerlendirmesinde bulundu.

55"Ne Türkiye’nin ne de Türk milletinin artık kaybetmeye tahammülü yoktur"

56Türkiye’de çok partili demokrasiye geçildiği günden itibaren Türkiye’nin bir kalkınma hamlesi içerisinde olduğu her an operasyonları hedefi haline geldiğini dile getiren Erdoğan, "Sokaklarımız karıştırıldı. Gençlerimiz düşmanlaştırıldı. Aynı mahalleyi, aynı caddeyi, aynı binayı paylaşan komşular arasına nefret tohumları ekildi. Siyasi ve toplumsal huzurumuz suikasta uğradı. Bizimle aynı ligde olan ülkeler koşarken, biz yıllarca başta ekonomi olmak üzere birçok alanda patinaj yaptık, oyalandık, irtifa ve ivme kaybettik. Bütün bu gerilimlere, çatışmalara, bunların doğurduğu istikrarsızlığa bakıldığında, her seferinde Türkiye’nin kaybettiği, her seferinde milletin kayıplar verdiği, ağır bedeller ödediği çok net görülecektir. Açıktır ki millet kaybederken, milletin hasımları kazanmıştır. Türkiye kaybederken, kazanan Türkiye’nin rakipleri, maalesef Türkiye’nin yeminli düşmanları olmuştur. Ne Türkiye’nin ne de Türk milletinin artık kaybetmeye tahammülü yoktur. Hiç kimsenin de Türkiye’ye ve Türk milletine kaybettirmeye hakkı yoktur" ifadelerini kullandı.

57"Her siyasi parti ‘Türkiye merkezli siyaset’ icra etmelidir"

58Türkiye’de iktidar karşıtlığı üzerine kurulu ‘cephe siyasetinin’ raf ömrünün dolduğunu kaydeden Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

59"Siyaseti; hizmette, eserde, icraatta yarış olmaktan çıkarıp, muhatabın düşmanlaştırıldığı bir ‘yıpratma savaşına’ dönüştürmek vahim bir hatadır. Küresel ve bölgesel gelişmeler, yeni bir siyaset tarzını mecbur kılmaktadır. Gelinen aşamada önümüzde iki seçenek bulunuyor; ya, kutuplaşmayı ve kutuplaştırmayı merkeze alan eski siyaset tarzıyla yola devam edeceğiz. Ya da asgari müştereklerde buluşmayı, ‘mutabakat içinde rekabeti’ esas alan yeni siyaseti Türkiye’ye hâkim kılacağız. Eğer Türkiye, yeniden büyük ve güçlü Türkiye olacaksa, Eğer Türkiye, önüne açılan tarihi fırsatları değerlendirecekse bu paradigma değişimini, hep beraber, vakit kaybetmeksizin gerçekleştirmek durumundayız. Bunu söylerken, elbette her siyasi partinin, her meselede aynı düşünmesini, aynı yerde hizalanmasını kast etmiyorum. Farklı siyasi partiler, ne kadar aykırı olursa olsun farklı fikirler, Türkiye’nin ve Türk demokrasisinin zenginliğidir. Ancak, her siyasi partinin önceliği Türkiye olmalıdır, olmak zorundadır. Her siyasi parti, Türkiye’nin kendi iç dinamiklerinden, kendi tabanından güç ve ilham alarak, ‘Türkiye merkezli siyaset’ icra etmelidir. Çatışma ve kutuplaştırmanın yerini uzlaşma ve hoşgörü almalıdır. Türkiye’nin millî menfaatlerinde, milletimizin her bir ferdini ilgilendiren konularda, siyaset tam bir mutabakat zemininde buluşabilmelidir. Biz, buna ‘iç cephenin tahkim edilmesi’ diyoruz. Biz, buna ‘Büyük Türkiye Mutabakatı’ diyoruz."dayananlar: özün 2. maddesi↩ Geldiğin yere dön

60"Terörün, Türkiye’nin enerjisini heba ettiği, Türkiye’yi oyaladığı, Türkiye’nin kaynaklarını tükettiği açıktır"

61Terörsüz Türkiye sürecinin aynı zamanda toplumsal ve milli mutabakatı inşa etmeye dönük olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bölgemizin ateş çemberine dönüştüğü bir ortamda, Terörsüz Türkiye çabaları, Türkiye’nin hasımları üzerinde caydırıcı bir etkiyi şimdiden uyandırmış, Türkiye’nin gücüne güç katmış, bölgemizde yeni bir rüzgâr estirmiştir. Terörün ya da terör örgütlerinin, Türkiye’yi bölmesi, parçalaması hiçbir zaman mümkün değildir; fakat terörün ve terör örgütlerinin Türkiye’nin enerjisini heba ettiği, Türkiye’yi oyaladığı, Türkiye’nin kaynaklarını tükettiği açıktır. Son 42 yıldır terörle mücadeleye odaklanan Türkiye, hem gencecik evlatlarını toprağa vermiş, hem de trilyonlarca dolarlık maddi kaynaklarından olmuştur. Terör üzerinden içerde yaşanan tartışmalar, Türkiye’nin ekonomisini, huzurunu, güvenliğini tehdit etmiş, dış politikada elini zayıflatmıştır. Ama bugün terör bitme noktasına gelmiş, terör saldırıları sona ermiş, terör örgütü de kendisini feshetme, silahlarını bırakma kararını açıklamıştır" açıklamasında bulundu.dayananlar: özün 4. maddesi↩ Geldiğin yere dön

62"Gerekli adımlar atıldığında, ilgili kurumlarımız da gerekeni yapacaktır"

63Çerçeve Yasa’nın çıkarılması konusunda Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde 467 kabul oyuyla sergilenen mutabakatın Türkiye’yi sevindirirken, Türkiye’nin hasımlarını da hayal kırıklığına uğrattığını belirten Erdoğan, "Bu vesileyle ilk günden itibaren ortaya koyduğu dirayetli, kararlı ve cesur duruşla Terörsüz Türkiye sürecine büyük destek veren Cumhur İttifakı ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’ye bir kez daha partim, ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum. Sürecin kazasız belasız bugünlere gelmesinde çok kıymetli katkıları olan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi Grubuna aynı şekilde teşekkürlerimi iletiyorum. Gerek Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunda, gerekse Çerçeve Yasanın kabulünde yapıcı tutum sergileyen siyasi parti gruplarına da teşekkür ediyor, desteklerinin bundan sonra da devam etmesini bekliyorum. Çerçeve Yasa’da da vazedildiği gibi, bir izleme süreci vardır. Gerekli adımlar atıldığında, ilgili kurumlarımız da gerekeni yapacaktır. İşte burada, millî mutabakat daha bir anlam kazanacaktır. Terörsüz, çatışmasız, kavgasız bir ortamda, sorunlarımızı karşılıklı saygı ile tartışıp çözüm üretmek, çok daha kolay ve mümkün hale gelecektir. Siyasetin demokratik kapasitesi inşallah daha da güçlenecektir. Türkiye’nin yeni, demokratik, katılımcı, özgürlükçü ve sivil bir Anayasa yapma şartları, inanıyorum ki, daha da olgunlaşacaktır" dedi.dayananlar: özün 3. maddesi↩ Geldiğin yere dön

64"Yeni anayasa bahsi Türk siyasetinin önünde bir ‘imtihan kâğıdı’ olarak halen duruyor"

65Yeni yasama yılının ilk yazılı anayasa olan Kanun-i Esasi’nin ilanının 150’nci yıldönümüne tesadüf ettiğine dikkati çeken Erdoğan, "Anayasal devlet girişimlerimiz biraz daha geriye gidiyor. Devlet kudretini hukukla sınırlama tecrübemiz ise bu girişimlere nispetle çok daha eskidir. Adalet, eşitlik, iyilik ve insanlık değerleri üstünde yükselen devlet töremiz; modern anlamıyla bir toplumsal sözleşmeden, bireyleri hukukun gücüyle birbirine bağlayan bir anayasadan başka bir şey değildir. Son iki asırda bu hakikati, modern anayasal devlet fikriyle buluşturma teşebbüsleri, başarılı-başarısız pek çok sonuç doğurmuş; tartışma ve arayışlarsa hiçbir zaman hız kesmemiştir. Kanun-i Esasi’nin üstünden geçen 150 yıla rağmen, yeni anayasa bahsi Türk siyasetinin önünde bir ‘imtihan kâğıdı’ olarak halen duruyor. Milletin sözü ve mührünü taşıma bahsinde, tarihimizdeki bütün anayasa tecrübelerinde, teknik veya siyasi kusurlar, eksikler bulunabilir. Ancak darbe ürünü olan son 70 yılın iki anayasası, varoluşsal bir krizle mefluç olmuştur. Devlet ile toplum, birey ile devlet arasındaki sözleşme, silah ve süngünün gölgesi altında imzalanmıştır. Her darbenin kendi siyasal meşruiyetini oluşturma çabası ise anayasaları sürdürülebilir bir vesayet düzeninin yol haritası haline getirmiştir" diye konuştu.

66"Darbe dönemi anayasaları iktidar gücünü zapt-u rapt altına alınmasına odaklanmıştır"

67Darbe dönemi anayasalarının kuvvetler ayrılığının uygulanmasından ziyade sandıktan çıkan iktidar gücünü zapt-u rapt altına alınmasına odaklandığını vurgulayan Erdoğan, "Milli egemenliğin ve milli iradenin bürokratik oligarşiyle nasıl sınırlandırılacağını tasarlamıştır. Yönetim istikrarını temin etmek yerine, millet egemenliği üzerindeki vesayet araçlarının istikrarını sağlamıştır. Hak ve özgürlükleri kuvvetlendirmek yerine, ‘anayasa’yı ‘ama yasak’ lafzına dönüştüren istisnaları genişletmiştir. Devlet ve millet arasındaki birliğin, bütünleşmenin ahdî temeli olamamış; ne yazık ki, gerilimleri ve tarihi çelişkileri derinleştirmiştir. Hasılı; siyaset mühendislerine, kaos tüccarlarına, toplumu ve devleti kriz üzerinden terbiye etmeye yeltenenlere kariyer kapıları açmıştır. Darbe anayasalarının kurduğu vesayet mimarisi, sivil siyasetin önünde yeri gelmiş gerçek bir engel olmuş, yeri gelmiş kullanışlı bir mazerete dönüşmüştür" ifadelerine yer verdi.

68"Yeni ve sivil bir anayasa hedefi, Türk demokrasisinin rüştünü ispat mücadelesidir"

69Cumhurbaşkanı Erdoğan, 12 Eylül darbesinin lider kadrosunun darbeden yıllar sonra yargılandığını ve mahkum olduğunu hatırlatarak, yürürlükteki anayasanın müellif olarak onların imzasını taşıdığı dile getirerek, "Milletimiz buna ne layıktır, ne de razıdır. Türkiye, bu ayıptan mutlaka kurtulmalıdır. Başka hiçbir gerekçesi olmasa dahi, üstüne bastığımız zemine düşen bu gölgeyi kaldırmak, sistemi bu lekeden arındırmak, harekete geçmek için yeterli bir nedendir. Bu yönüyle yeni ve sivil bir anayasa hedefi, Türk demokrasisinin rüştünü ispat mücadelesidir. Millet egemenliğinin kalpgâhı olan bu Gazi Meclisimiz, her dö-nem ve her koşulda anayasa yapmaya ehildir, yetkilidir. Fakat sahip olduğu siyasi çeşitlilik hasebiyle içinde bulunduğumuz dönem, bir anayasa teşebbüsü için belki de en ideal dönemdir. Bu Meclis, Türkiye’nin milli ve hayati meseleleri söz konusu olduğunda müzakere ve uzlaşma kapasitesinin sağlamlığını zaten göstermiştir. Bilhassa ‘huzura, demokrasiye, kardeşliğe kalkan 467 el’ ile sivil siyaset, vesayetin ördüğü psikolojik duvarları yıkmış, önyargıları tuz buz etmiştir. Bunu Türk demokrasisi adına, milletimizin gelecek umutları adına tarihi bir kazanım, büyük bir başarı olarak görüyoruz. Temennimiz; bu başarının, gündelik çekişmelere kurban edilmeden, Türk siyasetinde yeni bir dönemin müjdecisi olmasıdır" dedi.

70"Türkiye Yüzyılına yakışır yeni ve sivil bir anayasa için kolları sıvamak herkes için gerçek bir samimiyet sınavıdır

71Türkiye’nin ufkunu genişletecek yeni bir anayasanın, kutuplaşma siyasetinin değil, ‘mutabakat içinde rekabeti’ esas alan yeni siyasetin eseri olacağının altını çizen Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

72"Bunu başardığımızda, devlet ve millet arasındaki köprüleri daha sağlam şekilde kurmuş oluruz. Bunu başardığımızda, güçlü devlet-özgür toplum idealini, birini diğerine tercih etmeden birlikte yaşatmanın yolunu açmış oluruz. Bunu başardığımızda, hem hukuku anlamlı kılacak bir demokratik zemine, hem de demokrasiyi koruyacak bir ‘üstün hukuk mantığına kavuşmuş oluruz. Bunu başardığımızda, kazanımlarımızı kalıcı hale getirir, çoğulcu demokrasiyi kurumsallaştırır ve gerçek anlamıyla halkın yönetimine dönüştürürüz. Toplumu, kontrol altında tutulması gereken bir tehdit alanı olarak gören vesayetçi anlayışın reddi bunu gerektirir. Siyaseti ve toplumu; refahın, ilerlemenin, gelişmenin dinamik gücü olarak kabul eden demokratik bir anayasa anlayışı da bu sayede yeşerir. Sesi, milletin sesiyle hemâvâz olanların bu süreçte korkacağı, çekineceği bir tartışma olamaz, olmamalıdır. Demokraside, hiç kimse hakikat tekeline sahip değildir. Her düşünce kıymetli, her öneri değerlidir. Her fikirden, her özgün tekliften istifade edilmelidir. Diğer taraftan, milletimizin yeni bir anayasa özlemi de üretilmiş korkuların, vehimlerin esiri haline getirilmemelidir. Anayasanın yürürlükteki ilk dört maddesiyle ilgili tavrımız zaten bellidir. Türkiye Yüzyılına yakışır yeni ve sivil bir anayasa için kolları sıvamak herkes için gerçek bir samimiyet sınavıdır. Milletimizin bu büyük özlemini gidermek üzere siyasi partilerimizin, taahhütlerine uygun olarak harekete geçmelerinde fayda görüyorum. İçinde bulunduğumuz yasama yılının Türkiye’nin imkân ve fırsatlarını geliştiren bir anayasa yılı olmasını diliyorum."dayananlar: özün 1. maddesi · alıntı↩ Geldiğin yere dön

Ajans damgası1 Ekim 16:42YayınMetinPeykhane derlemesi

Haber seyir defteri

  1. İHA kaydı

    Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Yeni anayasa bahsi Türk siyasetinin önünde bir imtihan olarak hâlen duruyor"

  2. İHA kaydı

    Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Ne Türkiye’nin ne de Türk milletinin artık kaybetmeye tahammülü yoktur"

  3. Derleme

    Metin kaynağından derlendi.

  4. Denetim

    Kaynağına karşı denetlendi.

  5. Peykhane yayını

    İlk yayın — ajans kaydından 13 dk sonra.

  6. 2. sürüm

    Metnimiz güncellendi.

    ne değiştişu an buradasın

Çok okunanlar

Son 2 günün en çok okunan haberleri.

  1. Kilis'te araç ve hafriyat kamyonu çarpıştı: 3 ağır yaralı

    Gündem
  2. İki otomobilin çarpıştığı kazada Niğde'de 5 kişi yaralandı

    Gündem
  3. Trump: İran sonunda pes edecek

    Dünya
  4. Yargıtay: Peşin ödenmeyen izin ücreti haklı fesih nedeni

    Ekonomi
  5. Mardin merkezli dolandırıcılık operasyonunda 13 şüpheli yakalandı

    Gündem
  6. Samsun'da aracın çarptığı 68 yaşındaki yaya öldü

    Gündem
  7. İstanbul merkezli operasyonda 5 şüpheli gözaltında

    Gündem
  8. Ankara’da motosiklet kazası: 1 ölü, 2 yaralı

    Gündem
  9. 26 hisse senedindeki hareketler inceleniyor

    Ekonomi
  10. Konya'daki kazada yaralanan sürücü öldü

    Gündem

İlgili haberler