Ekrem İmamoğlu davasında savcıdan tutukluluk talebi
Duruşma savcısı ayrıca MİT Başkanlığına yazılan yazının akıbetinin sorulmasını talep etti.
Okur ne soruyor?

Haberin özü
3 iddianın 3 tanesi kaynağa bağlı
Tanıkların dinlenmesinin ardından duruşma savcısı, dört sanığın tutukluluk hâlinin devamını istedi.S3'de eklendi
Tanıkların dinlenmesinin ardından mütalaasını açıklayan duruşma savcısı, MİT Başkanlığı’na yazılan müzekkere akıbetlerinin sorulmasına, mevcut delil durumu ve üzerlerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti dolayısıyla tüm sanıkların tutukluluk hâllerinin devamına karar verilmesini istedi. Duruşmaya bir saat ara verildi.
Cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ile Necati Özkan, Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün’ün yargılandığı davada savcı, MİT Başkanlığına yazılan müzekkerenin akıbetinin sorulmasını talep etti.S3'de eklendi
Mahkeme, savcının taleplerinin ardından duruşmaya bir saat ara verdi.S3'de eklendi
Özet kademesindesin — metnin tamamı için “Tam”a dön. Kaynak kutuları kapalı başlar; tek tek açabilir ya da “Derin”e geçip hepsini birden açabilirsin.
Bağlam
Davanın üçüncü duruşması, İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nde Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’nin 4 No’lu duruşma salonunda görülüyor.
Nerede
Sözlük
- Müzekkere
- Bir mahkemenin veya resmi makamın başka bir kurumdan bilgi ya da işlem talep etmek için gönderdiği yazıdır.
Haberde geçenler
Kişiler 4
- Ekrem İmamoğlu · kamu görevlisi
Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanıdır.
- Necati Özkan
Ekrem İmamoğlu’nun siyasi danışmanıdır.
- Merdan Yanardağ
Gazetecidir.
- Hüseyin Gün
Kaynağın kendi cümleleriyle
76 paragraflık 6 kaynak belgesinin 1 paragrafı bu haberde kullanıldı.
Kaynağın tamamını göster
1. kaynak belgesi
1İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu, stratejist Necati Özkan, gazeteci Merdan Yanardağ ve teknoloji yatırımcısı Hüseyin Gün’ün ‘siyasal casusluk’ suçundan yargılandığı davanın görülmesine devam edildi.
2İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu, stratejist Necati Özkan, gazeteci Merdan Yanardağ ve teknoloji yatırımcısı Hüseyin Gün hakkında ‘siyasal casusluk’ suçundan 15’er yıldan 20’şer yıla kadar hapis cezası istemiyle açılan davanın duruşmasının görülmesine devam edildi. İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki duruşma salonunda görülen duruşmada tutuklu sanıklar İmamoğlu, Özkan, Yanardağ ve Gün ile avukatları hazır bulundu. Duruşmada İBB Başkan Vekili Nuri Aslan, Ekrem İmamoğlu’nun babası Hasan İmamoğlu, eşi Dilek İmamoğlu, oğlu Mehmet Selim İmamoğlu, bazı milletvekilleri, partililer ve sanıkların yakınları izleyici olarak yer aldı.
3Duruşma başlarken söz alan Ekrem İmamoğlu, devam eden duruşması olduğunu söyleyerek, ilk sırada konuşup o salona geçmek istediğini belirtti. Mahkeme heyetinin kabul etmesi üzerine İmamoğlu’nun savunması alınmaya başlandı.
4"Utanç verici bir durumla karşı karşıyayız"
5Duruşmada savunma yapan Ekrem İmamoğlu "İki yılda, şahsıma 20’ye yakın dava ile muhatap edildiğim bir süreci yaşattılar. Mevcutta 13 tane ceza davası ile mücadele etmekteyim. Bu mahkemelerin de 23’e yakın hakim değişikliği yapılarak adil yargılanmamın tümüyle engellendiği bir ortamı yaşamaktayım. 23’e yakın diyorum, artık ben sayamıyorum. Casusluk isnadıyla karşı karşıyayım. Bugün de aynı günde 2 duruşmayla yine tarihe not düşmeye devam ediyoruz. Casusluk. Yani arkaya dönüp baktığımda çok yakinen tanıdığım, dostluk yaptığım Necati Özkan’dan casus çıkartmak, bu ülkenin silahlı kuvvetlerinde görev yapmış bir insandan, kendini memleketine adamış bir insandan casus çıkarmak. Uzaktan izlediğim, okuduğum, takip ettiğim, fikirlerine hayranlıkla baktığım Merdan Yanardağ’dan casus çıkarmak ya da televizyonuna çökmek, adı her neyse. Hüseyin Gün’ü dinlemeye başladım bu mahkemede. Yani gerçekten o insandan da casus çıkarmak ve bu devlet adına utanç verici bir durumla karşı karşıyayız" dedi.
6Öte yandan ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ikinci duruşmasının 25’inci günü Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde bulunan yeni duruşma salonunda sürüyor. İmamoğlu casusluk davasındaki savunmasının ardından örgüt suçlaması kapsamında yargılandığı davasına geçecek.
2. kaynak belgesi
7Haber: Çağatan AKYOL
8(İSTANBUL) - Tutuklu cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, “siyasal casusluk” iddiasıyla yargılandığı davada, “Milyon insana sorsak, milyonun tamamının güldürecek bir isimle, casusluk davasıyla bu salondayız. Yüce Türk yargısını ve Türk yargısını temsil eden mahkemeyi, hakimler bu aklı evvel iddianameyi yazan 3-5 muhterisin ne yazık ki toplumu, bu ülkeyi ve bu mahkemeyi meşgul etmesini hep beraber yaşıyoruz” dedi.
9Cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, İmamoğlu’nun siyasi danışmanı Necati Özkan, gazeteci Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün’ün, “siyasal casusluk” iddiasıyla tutuklu yargılandığı davanın üçüncü duruşması, İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nce, Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’nin 4 No’lu duruşma salonunda başladı.
10Duruşmayı, YENİ Parti Genel Başkan Yardımcıları Sezgin Tanrıkulu ve Evrim Rızvanoğlu, İstanbul Milletvekili Türkan Elçi, İBB Başkan Vekili Nuri Aslan, Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi, yerine kayyum atanan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Başkanı Gökhan Durmuş, eski Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu ve sanatçı Orhan Alkaya ile tutuklu aileleri de izledi.
11“PARTİNİN İÇİNİ DOLDURUN”
12Hasan İmamoğlu’na “Hoş geldin baba” diye seslenen Ekrem İmamoğlu, izleyicilere de “Kötüler kötü, biz iyiyiz” dedi. İmamoğlu ayrıca gazetecilere “Ayağınıza sağlık. İyi ki varsınız” diye teşekkürlerini iletti.
13Kendisine “Seni bekliyoruz başkanım” diye seslenen kişiye İmamoğlu, “Beni beklemeden harekete geçin, biz sonra katılırız aranıza. Partinin içini doldurun” şeklinde seslendi.
14İMAMOĞLU’NDAN TEMEL FIKRASI
15İBB Davası’nın görüldüğü salonun büyüklüğüne atıfta bulunan İmamoğlu, “Orada öyle bir salondayız ki kimseyi göremiyoruz. Bağıra bağıra fıkra bile anlatılmıyor. Temel’le Dursun statta buluşalım demişler ama yanlışlıkla karşı tribünlere düşmüşler. Dursun bağırmış, ‘Temel! Temel’. Temel’den ses yok. Dursun, ‘Bir dürbün verin de bakayım, belki oradadır’ demiş. Dürbünü vermişler. Dursun karşı tribüne bakmış, sonra kısık sesle bağırmış ‘Temel! Temel’” fıkrasını anlattı.
16“MİLLETİMİZ ADINA ÜZÜLÜYORUM”
17İBB Davası’nın devam ettiğini belirten İmamoğlu, “Orada çıkan her sanığın benim için önemi var. O nedenle burada öncelikle söz hakkı istiyorum” dedi. Duruşmada ilk olarak İmamoğlu'ne söz verildi. Yargı saldırısı altında bulunduklarını belirten İmamoğlu, şunları söyledi:
18“Dönem içerisinde, sokağa çıksak, milyon insana sorsak, milyonun tamamının güldürecek bir isimle, casusluk davasıyla bu salondayız. Yüce Türk yargısını ve Türk yargısını temsil eden mahkemeyi, hakimler bu aklı evvel iddianameyi yazan 3-5 muhterisin ne yazık ki toplumu, bu ülkeyi ve bu mahkemeyi meşgul etmesini hep beraber yaşıyoruz. Türkiye çok şey yaşıyor, Türkiye çok ilginç bir dönemden geçiyor. Akıl tutulması desek kelime yetmiyor. Her sabah nasıl bir Türkiye’ye uyandığının bu millet farkında değil ve gerçekten cahillikle, yani çağın asrın cahilliğiyle, asrın akıl tutulmuşluğuyla mücadele eden bir toplum hâlindeyiz. 87 milyon dışarıda nasıl bilemiyorum, tahmin bile edemiyorum. Çok üzülüyorum, milletimiz adına. Ekim ayına giriyoruz. Ekim ayına girerken hatırlatmam gereken hususlar var. Çünkü tam 2 yıl önce 31 Mart 2024 yerel seçimlerindeki ağır yenilgi sonrası, iktidarın seçim kaybetmesi sonrası alınan karar gereği bir kişinin bakan yardımcılığından, yani siyasi bir görevden kanuna aykırı bir biçimde tekrar bir yargı görevine, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na ataması yapılıyor. 'Bu kanuna aykırı bir durumdur, asla uygun değildir' denilmesine rağmen ısrarla bu uygulanıyor.
19“BAKAN YARDIMCISI, BAŞSAVCI OLARAK ATANDI”
20Tebliğ edilen bu görev aslında sadece HSK’da belirlenmemiş, tümüyle siyasi bir talimatı yerine getirmek için talimatlandırılmış olduğu ve açıkçası yol haritası çizilmiş bir stratejiyi yerine getirmek amacıyla İstanbul’daki bu göreve getirildiği, fazla vakit geçmeden ortaya çıkıyor.
21Tümüyle makam, mevki, menfaat odaklı bir görevdi bu görev. Zaten içinde olanların tamamı da menfaat, makam, mevki elde ettiler, çok net ispatlı. Bu yolculuk senaryosu, saray zihniyeti tarafından yazılmıştır.
22Siyasi başarısızlığını, 25 yıl içinde ilk kez ikinci parti durumuna düşen hükümet partisi, hükümeti yöneten AK Parti’nin, halktan uzaklaşmış, halkın menfaati değil; bir avuç yandaşın kazancının derdine düşmüş, 87 milyonun derdine derman olamayan bu hükümetin yeni çözümü, yargı kollarının operasyonlarına yaslanarak, bir yöntem olacak şekilde karar alınmış ve bunun uygulayıcısı olarak da o dönem bakan yardımcısı, İstanbul’a başsavcı olarak atanmış, görevini yerine getirmek için hazırlık yapmıştır zaten. Süreç başlatılmıştır.
23“MİLLETİMİZİN CEBİNDEN HARCANDI PARALAR”
24İddia ediyorum, ağır bilançonun milletin sırtına yük edilen, 87 milyonun cebinden çıkan, bizzat cebinden çıkan rakamı, dövizden enflasyona, borsadan sanayiye, düşürülemeyen faizden gıda enflasyonuna kadar iddiayla ifade ediyorum, 250 milyar doları aşmıştır. Bu bedel, kayrılan bir avuç yandaş hariç, yani bunun adı ister güncel adıyla fonda vurgun yapan kişiler olsun, ister ihale peşinde koşan bir avuç insan olsun ya da siyasetin içinde kapalı kapılar ardında ya da başka görevlerindeyken bundan nemalanan insanlar olsun, bunlar hariç bu milletin her evladını, burada bulunan herkesi, güvenlik gücünden izleyicisine, gazetecisinden ailelere, hukukçulara varıncaya kadar herkesi derinden ilgilendirmektedir. İşçiyi, öğrenciyi, genci, emekliyi, ev kadınını yuva kuramayan kızlarımızı, oğullarımızı, sanayiciyi, çiftçiyi, üreten herkesi ilgilendirmektedir, işsizi ilgilendirmektedir. Okula aç giden ve açlık içerisinde karnını doyuramayan minnacık kızlarımızı, oğullarımızı, ilkokula giden çocuklarımızı ilgilendirmektedir. Hayatını kaybeden emeklilerimizi ilgilendirmektedir. Onun için bütün bu dediğim maliyet, kuruş kuruş, lira lira milletin cebinden bir başka elin oraya girip çıkmasıyla ne yazık ki çıkmıştır. Milletimizin cebinden bu paralar harcanmıştır.”
25(SÜRECEK)
3. kaynak belgesi
26Haber: Çağatan AKYOL
27(İSTANBUL) - Tutuklu cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, "siyasi casusluk" davasındaki savunmasında, "Üst düzey bürokrasi ve saray siyasetinin parmakları bu fonların içinde. Bu kadar ayan beyan. Düzenlenecek olanlar da onlar, denetleyecek olanlar da onlar, düzenleyecek düzenleyen de onlar" dedi.
28Cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, İmamoğlu’nun siyasi danışmanı Necati Özkan, gazeteci Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün’ün "siyasal casusluk" iddiasıyla tutuklu yargılandığı davanın yargılamasına devam ediliyor. Davanın üçüncü duruşması, İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’nin 4 No’lu duruşma salonunda başladı.
29Duruşmada savunma yapan İmamoğlu, şunları söyledi:
30“İki yılda şahsıma 20’ye yakın dava ile muhatap edildiğim bir süreci yaşattılar. Mevcutta 13 tane ceza davası ile mücadele etmekteyim. Bu mahkemelerin de 23’e yakın hâkim değişikliği yapılarak adil yargılanmamın tümüyle engellendiği bir ortamı yaşamaktayım. Artık ben sayamıyorum. Kaç kişi değişti, kim geldi, kim gitti, kim kimdir? Bir mahkemeden öbür mahkemeye hakimleri bile tanıyamaz duruma geldik. Tarifi gerçekten imkansız, anlatması gerçekten çok zor. Türkiye Cumhuriyeti devletinde bin yıllık geleneğimize yakışmayan utanç verici, herkesin eve gidip gerçekten ellerin arasına kafasını alıp düşünmesi gereken bir dönemi yaşıyoruz. Biz bu duruma nasıl geldik? Bu ülke nasıl kuruldu? Yani bu ülkenin evlerinde insan kalmadı. Sadece 103 yıl önce benim evimde bile şehitler, gaziler vardı. Her insanın evinden insanlar kalmadı evlerde."
31"DEVLET ADINA UTANÇ VERİCİ DURUM"
3219 Mart’tan bu yana yürütülen yargı süreçlerinin her birinde farklı bir suçlamayla karşı karşıya bulunduğunu vurgulayan İmamoğlu, şöyle devam etti:
33"Bugün de aynı günde 2 duruşmayla yine tarihe not düşmeye devam ediyoruz. Casusluk… Yani arkaya dönüp baktığımda çok yakinen tanıdığım, dostluk, yoldaşlık yaptığım Necati Özkan’dan casus çıkartmak, yani bu ülkenin silahlı kuvvetlerinde görev yapmış bir insandan, kendini memleketine adamış bir insandan casus çıkarmak… Uzaktan izlediğim, okuduğum, takip ettiğim, fikirlerine hayranlıkla baktığım Merdan Yanardağ’dan casus çıkarmak ya da televizyonuna çökmek, adı her neyse. Şimdi burada tanıdığım yani kimdir, nedir bilmediğim, hiç tanışmadığım, bir defa fotoğraf çekildiğim… Görüyorum ki yani gerçekten artık biz zaten mahkemede buna çok şaşırır olduk. Bazen arkadaşlarım bir mahkemede diyor ki ‘Ya ben masumum diye haykırasım geliyor, sonra biriniz çıkıyor, dinliyorum. Ondan sonra diyorum bu benden daha masum’ deyip ona üzülmeye başladım, ben de Hüseyin Gün’ü dinlemeye başladım bu mahkemede. Gerçekten o insandan da casus çıkarmak, bu devlet adına utanç verici bir durum."
34"NEPOTİZM ZİRVE YAPMIŞ"
35Gündemdeki fon krizine ilişkin de konuşan İmamoğlu, şunları söyledi:
36"Fon vurguncuları hakkında daha önce gerekli yerlere de uyarı yapılmış. Hatta bu uyarıyı yapan insanları hemen gözaltına atmışlar. Hatta utanmadan gözaltına aldıktan sonra bir kısım bu işin, bu vurgunun önde giden insanları ‘İyi ki tutuklatmadım’ diye de laf etmişler. Yani tutuklatma yetkisini bile kendinde gören insanlar bunlar. Çünkü niye? Bu işin içinde olan herkes bu iktidarın fertlerinin insanları. Eşi, dostu, akrabası; hepsi bu işin içinde. Üst düzey bürokrasi ve saray siyasetinin parmakları bu fonların içinde. Bu kadar ayan beyan. Düzenlenecek olanlar da onlar, denetleyecek olanlar da onlar, düzenleyecek düzenleyen de onlar. Eşler, dostlar, akrabalar, nepotizm böyle yani zirve yapmış. Ben akrabamı olduğum yere sokmadım. Kural getirdik. Bir yönetici varsa onun akrabası yönetici olamaz. Bir yöneticinin akrabası işe alınamaz. Bu kadar ileri taşıdık meseleleri, arkadaşlarım şahittir. Biz bu kurallarla devlette görev yaptık 11-12 senedir. Niye? Milletin evlatlarına burs verilsin diye.
37FATMA BETÜL SAYAN KAYA TEPKİSİ...
38Genç bir kadına 110 bin dolar İBB burs vermiş. Ekrem İmamoğlu ne yapmış? 5,5-6 senede, bugünün parasıyla 12,5 milyar lirayı 600 bin çocuğa dağıtmış. Onun için ben buradayım. ‘Milletin parası millete verilecek’ dedik biz, onun için ama bir kadın 110 bin dolar... Aynı kadını defalarca ‘Hadi burs aldın gittin yurt dışına, yaptın mı yapmadın mı o da belli değil, hadi geri dön hizmetini yap’ diye kuruma çağrılıyor, cevap bile vermiyor. Kuruma bile gelip kuruma hizmet bile etmiyor. Kayıtlı, tespitli. Bunu yaşattılar bize. Bu mektuplar kendisine yazılırken sayın cumhurbaşkanı o zaman başbakan, aynı anda başbakana da danışmanlık yapıyor. Benim yanımda öyle biri gezecek, kovarım onu. Bedelini ödettiririm ona. Onun için şimdi bunu kim tespit ediyor? Ana muhalefetin sözcüsü açıklıyor. Yahu Allah aşkına, ‘Kim yaptıysa ortaya çıksın’. Neymiş, AK Parti’nin sözcüleri acayip laflar ediyormuş, ‘Kim yaptıysa ortaya çıksın. Kim yaptıysa kendini ihbar etsin. Gitsin teslim olsun’. Vay anasını ya. Devleti düşürdükleri duruma bakar mısınız?
39"İDDİA MAKAMI, DUYUN BU SESİ"
40Bu ülkede adalet terazisinin bir kefesinde iktidar vardır, orası dokunulmazdır. Orada hesap yapmak yoktur, orada denetim yoktur. Öbür kefesinde ise üzerine itiraz edenler vardır. Orada yargılanmak, susturulmak, gözaltına alınmak, taciz, işkence her şey vardır. İşte bütün bunların bedeli çok ağır. Bütün bunların bedeli emeklilerin aç kaldığı bir Türkiye’dir. Bütün bunların bedeli asgari ücretlilerin açlık içinde olduğu bir Türkiye’dir. Bir ömür çalışan, devletine güven duyan bu insanlar sefalete mahkûm edilmiştir. İşte bunun sonucu Anayasa Mahkemesi önünde, 2 çocuk babası emekli bir yurttaşımız Ali Şekeroğlu, 'para için değil, onurumuz için' diyerek canına kıymıştır. Bunların hepsinin sebebi işte bu casusluk davası gibi davalardır. İddia makamı, duyun bu sesi. Sorumlusunuz, sonuna kadar. 5 günde 7 emniyet mensubumuzun intihar ettiğinden bahsedildi geçen hafta. Kimse bunları duymadı. Seçmen analizi yapanı casus ilan ediyorlar. Tersine çevrilen bu düzende söylem ile gerçeklik arasındaki uçurum artık ölüm büyüklüğüne ulaştı. İnsan kendini öldürüyor bu ülkede. Bunun ağırlığını hissedin. Hissetmek zorundayız ey milletim, aziz milletim, kıymetli halkım."
41(Sürecek)
4. kaynak belgesi
42Haber: Çağatan AKYOL
43(İSTANBUL) - Tutuklu cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, "siyasi casusluk" davasındaki savunmasında, "Casusluk faaliyeti var mı, yok mu? Bunu doğrudan Milli İstihbarat Teşkilatı’na (MİT) bu mahkeme sordu. Bir değil, iki kez sordu. Mayıs ayından bu yana 4 aydır MİT’in çok basit iki soruya yanıt vermesini bekliyoruz" dedi.
44Cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, İmamoğlu’nun siyasi danışmanı Necati Özkan, gazeteci Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün’ün “siyasal casusluk” iddiasıyla tutuklu yargılandığı davanın yargılamasına devam ediliyor. Davanın üçüncü duruşması, İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’nin 4 No’lu duruşma salonunda başladı.
45Savunmasına devam eden İmamoğlu, şunları söyledi:
46“Cumhurbaşkanı'nın ülkeye verdiği en büyük zararlardan biri, hukuk devletinin üzerine katran dökmüş olmasıdır. İktidarda kalabilmek için yargıyı siyasi bir aparat hâline getirmiştir. Siyaset üzerinde yargı eliyle vesayet kurmaya çalışmıştır. Birleşmiş Milletler kürsüsünden dünyaya adil düzen çağrısı yapıyor beyefendi. New York’ta 'güçlü olanın değil, haklı olanın sözünün geçmesini istiyor.' Ne kadar ilginç. 'Güçlünün hukuku olmaz' diyor. Vay anasını ama Türkiye’de rakibini cezaevine yolluyor. Dünyadan adalet istiyor, kendi ülkesinin cumhurbaşkanı adayı casusluk suçlamasıyla yargılanıyor. Rakibine 'ahmak' kelimesi üzerinden siyasi yasak vermeye çalışıyor. Düşünebiliyor musunuz? Ben defalarca karşısında seçim kazandım. Buradan kendisine sesleniyorum. Siyasi mücadelemiz devam edecek ama devletin kurumları, hiçbir siyasetçinin kişisel hesaplaşmasının aracı olmamalıdır. Kurumların tarafsızlığına duyulan güven hepimizin ortak meselesidir. Çünkü kurumlar, devlet, adalet bu ülkenin temeli. Bunu yok etmeyin, sarsmayın.
47"ÜLKEYE ÖDETTİKLERİ BEDELİN HESABINI VERECEKTİR"
48İktidarlar değişir, partiler değişir, bakanlar değişir, milletvekilleri değişir, cumhurbaşkanı değişir ama devlet kalır. Siz diyorsanız ki 'devlet gitsin, ben kalayım.' Bu olmaz. Onun için siyasi mücadelemiz devam edecek. Geçenlerde durmuş saatin bir kez doğru zamanı gösterdiği gibi Adalet Bakanı’nın bir sözü var. ‘Hukuku istismar ederek hukuksuzluk yapan hiç kimsenin yanına kâr kalmayacak’ demiş. Bugün başkalarına hesap soranlar, yarın verdikleri talimatın, hukuksuzlukların ve ülkeye ödettikleri bedelin hesabını adil mahkemelerde milletin huzurunda tek tek verecektir. İki gün sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi, yeni yasama dönemine girecek. Yani aziz milletimize ait olan bu gazi Meclis'in varlığını koruması gerekiyor. Kurtuluş Savaşı’nı vermiş olan bu yüce Meclis'in bitirilmemesi gerekiyor. Bunun da tek yolu, siyasi rakiplerinizi davalarla, soruşturmalarla, tutuklamalarla siyaset alanının dışına itmek değil; tam aksine demokrat bir ortam yaratmaktır.
49"GÜCÜN KARŞISINDA DURAN İÇİN SORUŞTURMA, İKTİDARIN İŞİNE GELEN İÇİN KORUMA"
50Böyle bir ülkede yatırım fonlarında yaşanan kriz yüzünden 131 fonun tasfiyesine karar verilmişken bunu hangi yatırımcıya anlatıyorsunuz Allah aşkına? Soruyorum size. Ne hukuk güvenliği ne güvenilirlik ne öngörülebilirlik? Bu ülkenin asrın soygunu olan fon vurgununun, iddiaların hesabı henüz sorulmamışken vatandaşın birikiminin güvende olduğuna onu nasıl inandıracaksınız? Muhalif bir gazeteciyseniz, gözaltına alınıyorsanız, muhalif bir gazeteciyseniz tutuklanıyorsanız, bu nasıl bir öngörülebilirlik olur? Cumhurbaşkanı adayına, siz diplomasını iptal edip peş peşe davalar açıp casus ilan ediyorsanız bu nasıl bir hukuk güvenliği? Bu düzenin ne yapacağı artık öngörülebiliyor. Gücün karşısında duran için soruşturma, iktidarın işine gelen için koruma, Bu kadar net. Bu ülkede artık 100 kişiden 85’i adalete güvenmiyor. Neymiş efendim? Kendi iktidarınız dönemindeki işlenen faili meçhul cinayetleri aydınlatıyorlarmış ve bu bir başarı hikâyesiymiş. Olacak iş değil. Hangi hükümetin döneminde oldu bunlar? Tabii ki aydınlatılacak, aydınlatılmak zorundadır. FETÖ terör örgütünü devletin tüm kurumlarının yargı dahil mahkemelere dahil kim soktu? ‘Ergenekon’un, Balyoz’un davalarının savcısıyım’ diyen kimdi Allah aşkına? Şehirler çetelerin, sokak mafyasının eline bırakılırken neredeydiniz? Yıllarca büyümesine göz yumduğunuz yapılar için bugün çetelere operasyon diyerek milleti kandıramazsınız."
51"MİT 4 AYDIR CEVAP VERMİYOR"
52"Mahkemeleri, son derece keyfi biçimde casuslukla suçlanan ve daha da keyfi biçimde tutuklanan bizler üzerinden hiçbir gerekçe olmadan tutukluluğu sürdürülen ve bu zalimliği yaşatılan insanlar hâline dönüştürdünüz" değerlendirmesini yapan İmamoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
53"Casusluk faaliyeti var mı, yok mu? Bunu doğrudan Milli İstihbarat Teşkilatı’na (MİT) bu mahkeme sordu. Bir değil, iki kez sordu. Mayıs ayından bu yana 4 aydır MİT’in çok basit ik soruya yanıt vermesini bekliyoruz. Benim ve diğer yargılanan arkadaşlarımın casusluk faaliyetinde bulunduğumuza ilişkin MİT’in elinde bir rapor veya tespit var mıdır? Sorunun bir tanesi bu.
54Sayın Hüseyin Gün’e ait olduğu söylenen veriler ve ibb.gov.tr’ye ait olduğu söylenen veriler, TCK’nın 328’e 1 maddesi kapsamında devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgilerden midir? Bu soruyu ben sordum. Sayın Hüseyin Gün’le fotoğraf çektiren İbrahim Kalın bizi yabancı casuslardan korumakla görevli MİT'in başına getirilirken ben Hüseyin Bey’le fotoğraf çektirdiğim için nasıl casus ilan ediliyorum diye sordum. MİT’in Başkanı'na bunu sordum. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlığı adına Sayın Fuat Oktay tarafından kendisine verilen yetkilendirme yazısını gündeme getirdim ve bunun anlamını sordum. Dört soru soruldu, sıfır yanıt. MİT, 4 aydır bu sorulara cevap vermiyor. MİT'in bunlara cevapları vermesi bir gün bile değil. Kutsal, hepimizin kıymetli teşkilatı MİT'in bunlara cevabı bir gün bile değil, sıfır yanıt.
55"MİT YILLARCA CEVAP VERMEZSE SİZ OLMAYAN ŞEYİN OLMADIĞINI BEKLEMEYE DEVAM MI EDECEKSİNİZ?"
56MİT yıllarca cevap vermezse siz olmayan şeyin olmadığını beklemeye mi devam edeceksiniz? Bizi yıllarca tutsak etmeye mi devam edeceksiniz? Gücünüz mü yok doğru karar almaya yoksa kişisel bir kininiz mi var? Biz ne yorum yapalım? Ne yapalım biz yani, nasıl bir yorum yapalım, bize yol gösterin. Bu ülkenin kanununa, maddi gerçeğe uygun yargılama yapıp yapmadığınızı ben nasıl değerlendireceğim? O yüzden sizden benim şahsi bir talebim yok ama buradan herkese, kamuoyuna seslenmek istiyorum. Özellikle özgür iradesiyle bu ülkeye kutsal hizmet veren gazeteciler vasıtasıyla seslenmek istiyorum. Casusluk suçlaması ağır bir iftiradır. Burada yargılanan üç dava arkadaşımın da bu mahkemede tanıştığım Hüseyin Gün dahil öyle düşündüğünü kendi seslerinden duyacaksınız. Benim ve diğer yargılananların casusluk faaliyetinde bulunduğumuza ilişkin MİT’in elinde bir rapor veya tespit var mıdır? Dört aydır cevap vermeyen MİT’e, başındaki İbrahim Kalın’a tekrar soruyorum.
57"HER GÜN ÜMİDİNİ YÜKSELTEN EKREM İMAMOĞLU’YUM"
58Böyle bir yargı düzeninde ne ekonominin ne de toplumsal hayatın sağlıklı işlemeyeceğini hepimiz biliyoruz. Bugün ülkemizde yaşanan bu sefil krizin, manevi yozlaşmanın asıl müsebbibi de yargının içinde bulunduğu bu içler acısı durumdur. Onun için sorumluluk sadece bu absürt davada bizi 'tutsak tutmayın' meselesi değildir. Siz yere düşen Türk yargısına tekme mi atacaksınız yoksa yere düşen Türk yargısını ayağa kaldıran insanlardan mı olacaksınız? Bunu ispat edeceksiniz.
59İddia makamını yargılayıcı sözler söylemeyi kendime hak görüyorum. Artık iktidarın her türlü adaletsiz talimatını görev sayan bir kısım muhterisle karşı karşıyayız. Bu durum hazindir. Milletime, ülkemizin haysiyetine sahip çıkan gençlerimize buradan seslenmek istiyorum: Bu iftira, bu yalan dolan düzenini hep birlikte tarihin çöplüğüne bizler atacağız. Sorumlularından bu aziz milletin adil mahkemeler huzurunda hesap soracağı günler yakındır. Bu mücadele azmimizi, bu mücadele kararlılığımızı asla ve asla kaybetmeyeceğiz. En zor anlarda kar altında deniz düşü kuranlara selam olsun diyorum ve ben asla ve asla ümidini kaybeden değil, burada verdiği mücadeleyle her gün ümidini yükselten Ekrem İmamoğlu’yum."
60(Son)
5. kaynak belgesi
61Haber: Zuhal ÇİLOĞLAN
62(İSTANBUL) - Cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında olduğu 57’si tutuklu 436 sanıklı İBB Davası’nın 89'uncu günü başladı. Duruşmada tutuksuz sanıklar savunma yapıyor.
63İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’ne inşa edilen yeni duruşma salonunda görülen davanın bugünkü duruşmasında, tutuksuz yargılanan sanıklar savunma yapmaya devam ediyor. Duruşmada ilk olarak SEGBİS aracılığıyla duruşmaya katılan tutuksuz sanık Remzi Baka savunma yaptı.
64Baka, kollukta verdiği ifadenin geçerli olduğunu belirterek, beraatini talep etti. Baka, savcının soruları üzerine, İBB Başkan Danışmanı olarak bildiği İbrahim Bülbül’ün talebiyle kreş yapımı için yaklaşık 5 milyon TL ödeme yaptığını söyledi. Baka, soruşturma aşamasındaki "Talepleri kabul etmezsem firmama zorluk çıkarılacağını biliyordum" şeklindeki beyanını da doğruladı.
65Savcı, Baka’ya soruşturma aşamasında İbrahim Bülbül’e verildiğini söylediği 380 milyon TL’ye ilişkin de soru yöneltti. Baka, söz konusu ödemenin İBB’den aldıkları işlerle ilgili olduğunu savundu. Bülbül’ün kendisini 2021 Haziran ayında Florya’daki Başkanlık Konutu’na çağırdığını söyleyen Baka, "taleplerin üst yönetim adına yapıldığını" ileri sürdü.
66Savcının, "Üst yönetimden kasıt kim" sorusuna Baka, "Yani üst yönetimden kasıt Belediye Başkanıdır, yöneticiler olabilir. Üst yönetim demişti" yanıtını verdi.
67PEKİN’DEN BAKA’NIN "2021’DE RANDEVU İSTEDİM" BEYANINA BELGELİ İTİRAZ
68Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Tora Pekin ise Baka’ya İmamoğlu ile yüz yüze görüşüp görüşmediğini sordu. Baka, İmamoğlu’nu yalnızca açılışlarda gördüğünü söyledi.
69Baka, bir ihale nedeniyle İmamoğlu’ndan randevu talep ettiği döneme ilişkin, "2021 yılının Eylül ya da Ekim ayı gibiydi" dedi. Pekin bunun üzerine İBB Özel Kalem Müdürlüğü’ne Baka’nın şirketinden gönderilen randevu talebi e-postasını okudu.
70Pekin, söz konusu e-postanın 2024 yerel seçimlerinin ardından gönderildiğini belirterek, belgeyi mahkemeye sundu ve "Çelişkiyi göstermesi bakımından kayıtlara düşsün" dedi.
71Duruşmada daha sonra reklamcı tutuksuz yargılana sanık Kerem Dal’ın savunmasına geçildi. Dal, reklam sektöründe 25 yıllık geçmişi bulunduğunu belirterek, savunmasına başladı.
6. kaynak belgesi
72Haber: Çağatan AKYOL
73(İSTANBUL) - İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen "siyasi casusluk" davasında duruşma savcısı, cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, İmamoğlu’nun siyasi danışmanı Necati Özkan, gazeteci Merdan Yanardağ ile Hüseyin Gün’ün tutukluluk halinin devamını talep etti.
74Cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, İmamoğlu’nun siyasi danışmanı Necati Özkan, gazeteci Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün’ün "siyasal casusluk" iddiasıyla tutuklu yargılandığı davada yargılamaya devam ediliyor. Davanın üçüncü duruşması, İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’nin 4 No’lu duruşma salonunda başladı.
75Duruşmayı YENİ Parti milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu, Evrim Rızvanoğlu ve Türkan Elçi, YENİ Parti İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, İBB Başkan Vekili Nuri Aslan, Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi, yerine kayyum atanan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Başkanı Gökhan Durmuş, eski Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu ve sanatçı Orhan Alkaya ile tutuklu aileleri de takip etti.
76Tanıkların dinlenmesinin ardından mütalaasını açıklayan duruşma savcısı, MİT Başkanlığı’na yazılan müzekkere akıbetlerinin sorulmasına, mevcut delil durumu ve üzerlerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti dolayısıyla tüm sanıkların tutukluluk hâllerinin devamına karar verilmesini istedi. Duruşmaya bir saat ara verildi.dayananlar: özün 1. maddesi · özün 2. maddesi · özün 3. maddesi↩ Geldiğin yere dön
Ajans damgası29 Eylül 12:31YayınMetinPeykhane derlemesi