İstanbul Tabip Odası cezaevlerindeki sağlık başvurularını duyurdu
İstanbul Tabip Odası, kuyu tipi cezaevleri, kelepçeli muayene ve açlık grevlerine ilişkin bilgileri paylaştı.
Okur ne soruyor?

Haberin özü
6 iddianın 6 tanesi kaynağa bağlı
İstanbul Tabip Odası, cezaevlerinde tutuklu ve hükümlülerin sağlık haklarını olumsuz etkileyen uygulamalara ilişkin çok sayıda başvuru ve şikayet ulaştığını duyurdu.
Acıklamada, son aylarda cezaevlerinde bulunan tutuklu ve hükümlülerin sağlık haklarını olumsuz etkileyen uygulamalara ilişkin İstanbul Tabip Odası’na çok sayıda başvuru ve şikâyetin ulaştığı da belirtildi ve şu ifadelere yer verildi:
Kuyu tipi cezaevlerinde mahpusların havalandırmaya günde ortalama yalnızca iki saat çıkarılabildiği, yaşam alanlarının son derece küçük olduğu ve yaklaşık 8 metrekarelik alanlarda tek başlarına tutuldukları belirtildi.
Tarafımıza iletilen bilgilere göre, kuyu tipi cezaevlerinde mahpusların yaşam koşulları ciddi sorunlar barındırmaktadır. Mahpusların havalandırmaya günde ortalama yalnızca iki saat çıkarılabildiği, yaşam alanlarının son derece küçük olduğu ve yaklaşık 8 metrekarelik alanlarda tek başlarına tutuldukları ifade edilmektedir. Bu koşulların insan onuruna uygun yaşam ve sağlık hakkı açısından ciddi biçimde değerlendirilmesi gerekmektedir.
İTO, cezaevlerinde baskıların arttığı ve kimi mahpusların kötü muamele ile işkenceye maruz kaldığı iddialarını aktardı; Marmara L Tipi Cezaevi’nde altı mahpusun açlık grevinde olduğunu ve bağımsız hekim heyeti değerlendirmesinin yaşamsal önem taşıdığını belirtti.
Yine tarafımıza iletilen iddialara göre, son dönemde cezaevlerinde baskıların arttığı, kimi mahpusların kötü muamele ve işkenceye maruz kaldığı ileri sürülmektedir. Bu koşullar nedeniyle Marmara L Tipi Cezaevi’nde altı mahpusun açlık grevinde olduğu bilgisi tarafımıza ulaşmıştır. Tacettin Erol Şahin ve Cem Dursun’un açlık grevlerinin 125. gününde olduğu; Cemil Kurt, Emircan Yazı, Hasan Basri Yıldız ve Engin Ateş’in ise süresiz açlık grevinde bulunduğu belirtilmektedir. Açlık grevleri, sağlık açısından ciddi ve yaşamsal riskler barındıran bir durumdur. Açlık grevinde bulunan kişilerin sağlık durumlarının düzenli olarak bağımsız bir hekim heyeti tarafından değerlendirilmesi, tıbbi gereksinimlerinin karşılanması yaşamsal önem taşımaktadır.
Arka planAçıklamada, Tacettin Erol Şahin ve Cem Dursun'un açlık grevinin 125. gününde olduğu, diğer dört mahpusun ise süresiz açlık grevi yürüttüğü ifade edildi.Başvurularda bazı dönemlerde mahpusların düzenli kullanmaları gereken ilaçlara uzun süre ulaşamadıkları, bunlar arasında düzenli kullanılmadığında yaşamı tehdit edebilecek sonuçlara yol açabilecek tedavilerin bulunduğu belirtildi.
Başvurularda ayrıca, bazı dönemlerde mahpusların düzenli kullanmaları gereken ilaçlara uzun süre ulaşamadıkları ifade edilmiştir. Söz konusu ilaçlar arasında düzenli kullanılmadığında ciddi, hatta yaşamı tehdit edebilecek sonuçlara yol açabilecek tedavilerin bulunduğu belirtilmektedir. Hiçbir tutuklu veya hükümlünün sağlık durumunun cezaevi koşulları nedeniyle kötüleşmesine izin verilmemelidir.
Arka planİstanbul Protokolü ve Hekimlik Meslek Etiği Kuralları uyarınca muayene sırasında kolluk kuvvetlerinin odada bulunmaması ve kelepçe takılmaması gerektiği hatırlatıldı.Başvurularda tutuklu ve hükümlülerin kelepçeli muayene edildiği, kolluk görevlilerinin odada bulunduğu ve kelepçeli muayeneyi kabul etmeyenlerin görüş yasağı veya başka cezaevlerine sevk gibi uygulamalarla karşılaştığı belirtildi.
Tarafımıza ulaşan başvurularda, tutuklu ve hükümlülerin kelepçeli muayene edildiği ve kolluk görevlilerinin muayene sırasında odada bulunduğu, kelepçeli muayeneyi kabul etmeyen mahpusların ise görüş yasağı veya başka cezaevlerine sevk gibi uygulamalarla karşılaştığı belirtilmektedir.
Özet kademesindesin — metnin tamamı için “Tam”a dön. Kaynak kutuları kapalı başlar; tek tek açabilir ya da “Derin”e geçip hepsini birden açabilirsin.
Kim ne söyledi
Güvenlik gerekçesi, hasta mahremiyetinin ve hekimin mesleki bağımsızlığının ihlal edilmesine dayanak oluşturamaz. Muayenenin güvenli, mahrem ve insan onuruna uygun koşullarda gerçekleştirilmesi hem hastanın hakkı hem de hekimin mesleki sorumluluğudur. Unutulmamalıdır ki sağlık en temel haklardan biridir
Bağlam
Başvurular, özgürlüğünden mahrum bırakılmış kişilerin sağlık hakkının korunması ve kamuoyunun bilgilendirilmesi bağlamında sunuldu. İTO, muayenelerin mahrem, insan onuruna uygun ve hekimin mesleki bağımsızlığını koruyan koşullarda yapılması gerektiğini belirtiyor.
Nerede
Bunları henüz bilmiyoruz
- Cezaevlerinde baskıların arttığı ve kimi mahpusların kötü muamele ile işkenceye maruz kaldığı ifadeleri, İstanbul Tabip Odası’na iletilen iddialar olarak aktarılıyor.
- Kuyu tipi cezaevlerindeki yaşam koşullarına ilişkin bilgiler, İstanbul Tabip Odası’na iletilen bilgilere dayanıyor.
Bu başlıklar cevaplandıkça haber güncellenir; cevap hangi sürümde geldiyse burada işaretlenir.
Haberdeki sayılar
Sözlük
- İstanbul Protokolü
- İşkence ve diğer zalimane, insanlık dışı veya aşağılayıcı muamelelerin etkili biçimde soruşturulması ve belgelendirilmesine yönelik Birleşmiş Milletler kılavuzudur.
Görseller
Haberde geçenler
Kurumlar 1
- İstanbul Tabip Odası
Cezaevlerindeki sağlık koşulları ve hekimlik uygulamalarına ilişkin şikayetleri kamuoyuna duyuran meslek örgütüdür.
Kaynağın kendi cümleleriyle
14 paragraflık kaynak metnin 6 paragrafı bu haberde kullanıldı.
Kaynağın tamamını göster
1(İSTANBUL) İstanbul Tabip Odası, cezaevlerinden mahpusların sağlık haklarıyla ilgili başvuru ve şikayetlerin kendilerine ulaştığını yazılı açıklamayla duyurdu. "Kuyu tipi cezaevlerinde mahpusların yaşam koşulları ciddi sorunlar barındırmaktadır" denilen açıklamada, "Mahpusların havalandırmaya günde ortalama yalnızca iki saat çıkarılabildiği, yaşam alanlarının son derece küçük olduğu ve yaklaşık 8 metrekarelik alanlarda tek başlarına tutuldukları ifade edilmektedir. Bu koşulların insan onuruna uygun yaşam ve sağlık hakkı açısından ciddi biçimde değerlendirilmesi gerekmektedir" bilgilerine yer verildi.
2İstanbul Tabip Odası (İTO) tarafından yapılan yazılı açıklamada, sağlığın en temel insan haklarından biri olduğu, hiçbir koşulda bu hakkın engellenmesi veya kısıtlanmasının kabul edilemeyeceği vurgulandı.
3Acıklamada, son aylarda cezaevlerinde bulunan tutuklu ve hükümlülerin sağlık haklarını olumsuz etkileyen uygulamalara ilişkin İstanbul Tabip Odası’na çok sayıda başvuru ve şikâyetin ulaştığı da belirtildi ve şu ifadelere yer verildi:dayananlar: özün 1. maddesi↩ Geldiğin yere dön
4Tarafımıza iletilen bu başvuruları, özgürlüğünden mahrum bırakılmış kişilerin sağlık hakkının korunması ve kamuoyunun bilgilendirilmesi açısından önemli buluyoruz.
5"KUYU TİPİ CEZAEVLERİNDE MAHPUSLARIN YAŞAM KOŞULLARI CİDDİ SORUNLAR BARINDIRMAKTADIR"
6Tarafımıza iletilen bilgilere göre, kuyu tipi cezaevlerinde mahpusların yaşam koşulları ciddi sorunlar barındırmaktadır. Mahpusların havalandırmaya günde ortalama yalnızca iki saat çıkarılabildiği, yaşam alanlarının son derece küçük olduğu ve yaklaşık 8 metrekarelik alanlarda tek başlarına tutuldukları ifade edilmektedir. Bu koşulların insan onuruna uygun yaşam ve sağlık hakkı açısından ciddi biçimde değerlendirilmesi gerekmektedir.dayananlar: özün 2. maddesi↩ Geldiğin yere dön
7Yine tarafımıza iletilen iddialara göre, son dönemde cezaevlerinde baskıların arttığı, kimi mahpusların kötü muamele ve işkenceye maruz kaldığı ileri sürülmektedir. Bu koşullar nedeniyle Marmara L Tipi Cezaevi’nde altı mahpusun açlık grevinde olduğu bilgisi tarafımıza ulaşmıştır. Tacettin Erol Şahin ve Cem Dursun’un açlık grevlerinin 125. gününde olduğu; Cemil Kurt, Emircan Yazı, Hasan Basri Yıldız ve Engin Ateş’in ise süresiz açlık grevinde bulunduğu belirtilmektedir. Açlık grevleri, sağlık açısından ciddi ve yaşamsal riskler barındıran bir durumdur. Açlık grevinde bulunan kişilerin sağlık durumlarının düzenli olarak bağımsız bir hekim heyeti tarafından değerlendirilmesi, tıbbi gereksinimlerinin karşılanması yaşamsal önem taşımaktadır.dayananlar: özün 3. maddesi↩ Geldiğin yere dön
8"HİÇBİR TUTUKLU VEYA HÜKÜMLÜNÜN SAĞLIK DURUMUNUN CEZAEVİ KOŞULLARI NEDENİYLE KÖTÜLEŞMESİNE İZİR VERİLMEMELİ"
9Başvurularda ayrıca, bazı dönemlerde mahpusların düzenli kullanmaları gereken ilaçlara uzun süre ulaşamadıkları ifade edilmiştir. Söz konusu ilaçlar arasında düzenli kullanılmadığında ciddi, hatta yaşamı tehdit edebilecek sonuçlara yol açabilecek tedavilerin bulunduğu belirtilmektedir. Hiçbir tutuklu veya hükümlünün sağlık durumunun cezaevi koşulları nedeniyle kötüleşmesine izin verilmemelidir.dayananlar: özün 4. maddesi↩ Geldiğin yere dön
10MUAYENEDE MAHREMİYET VE HEKİMİN BAĞIMSIZLIĞI KORUNMALIDIR
11Tarafımıza ulaşan başvurularda, tutuklu ve hükümlülerin kelepçeli muayene edildiği ve kolluk görevlilerinin muayene sırasında odada bulunduğu, kelepçeli muayeneyi kabul etmeyen mahpusların ise görüş yasağı veya başka cezaevlerine sevk gibi uygulamalarla karşılaştığı belirtilmektedir.dayananlar: özün 5. maddesi↩ Geldiğin yere dön
12Tutuklu ve hükümlüler de diğer hastalar gibi mahremiyetlerine saygı gösterilen, insan onuruna uygun ve hekimlik mesleğinin gerektirdiği koşullarda muayene edilmelidir. İstanbul Protokolü, kolluk görevlilerinin muayene odasında bulunmamasını ve güvenlik gereksinimlerinin hasta mahremiyetini ihlal etmeyecek yöntemlerle karşılanmasını öngörmektedir.
13Hekimlik Meslek Etiği Kurallarının 35. maddesi de tutuklu ve hükümlülerin diğer hastalarla aynı koşullarda, kişilik hakları ve gizlilikleri korunarak muayene edilmesini zorunlu kılmaktadır. Kelepçe, muayenenin olağan bir parçası haline getirilemez. Ancak somut ve ciddi bir güvenlik riski bulunması halinde, ölçülülük ilkesi gözetilerek gerekli güvenlik önlemleri alınabilir.
14Güvenlik gerekçesi, hasta mahremiyetinin ve hekimin mesleki bağımsızlığının ihlal edilmesine dayanak oluşturamaz. Muayenenin güvenli, mahrem ve insan onuruna uygun koşullarda gerçekleştirilmesi hem hastanın hakkı hem de hekimin mesleki sorumluluğudur. Unutulmamalıdır ki sağlık en temel haklardan biridir"dayananlar: alıntı↩ Geldiğin yere dön
Ajans damgası1 Eylül 14:56YayınMetinPeykhane derlemesi

