DünyaİHA

Analiz: Almanya’da aşırı sağ ‘sebep’ değil ‘sonuç’tur

Milli İstihbarat Akademisi çalışması, yükselişi krizlerden çok liberal demokrasinin temsil sorunlarıyla ilişkilendiriyor.

Okur ne soruyor?
Dünya — temsilî görsel
Temsilî görsel
~50 sn

Haberin özü

5 iddianın 5 tanesi kaynağa bağlı

  • Baki Laleoğlu’nun analizinde, Almanya’da aşırı sağın yükselişi geçici kriz tepkisi değil, liberal-demokratik düzenin biriken yapısal sorunlarının sonucu olarak değerlendirildi.

    Analizin sonuç bölümünde Almanya’da aşırı sağın yükselişinin geçici bir siyasal dalgalanma veya belirli kriz anlarına verilen tepkiler bütünü olarak okunmaması gerektiği vurgulandı. Bu yükseliş, liberal-demokratik düzenin uzun süredir biriken yapısal sorunlarının görünür hale gelmesinin sonucu olarak değerlendirildi. Meselenin yalnızca belirli bir partinin veya aktörün başarısıyla açıklanamayacağı, sorunun liberal demokratik siyasal sisteminin temsil üretme, toplumsal meşruiyet sağlama ve ortak bir demokratik anlatı kurma kapasitesiyle ilgili olduğu belirtildi. Bu çerçevede çalışmanın temel yaklaşımı "aşırı sağ, Almanya’da ‘sebep’ değil ‘sonuç’tur" ifadesiyle ortaya konuldu.

    kaynağın metninde gör →

  • AfD desteğinin yalnızca düşük gelirli seçmenlerle sınırlı olmadığı; göreceli statü ve kayıp algısının orta sınıf ile kırsal seçmenlerde de etkili olduğu belirtildi.

    AfD’nin siyasi başarısı, aşırı sağın yalnızca yükselişi değil aynı zamanda biçim değiştirmesi üzerinden değerlendirildi. Partinin açık ırkçı sembollerden kısmen kaçınarak popülist ve sistem zıttı bir söylem aracılığıyla geniş ve heterojen bir seçmen tabanına ulaştığı belirtildi. AfD desteği ile işsizlik ve gelir eşitsizliği gibi klasik ekonomik göstergeler arasında tutarlı ve doğrusal bir ilişki bulunmadığı, belirleyici unsurun bireylerin hissettiği göreceli statü ve kayıp algısı olduğu aktarıldı. Bu kapsamda parti tabanının yalnızca düşük gelirli kesimlerle sınırlı olmadığı, kültürel statü kaybı hisseden orta sınıf ve kırsal seçmenler arasında da AfD’nin güçlü karşılık bulduğu kaydedildi.

    kaynağın metninde gör →

  • Analizde AfD’nin Türkiye’yi kültürel olarak Avrupa’dan ayrı görürken stratejik ve ekonomik ortak olarak tanımladığı, ilişkilerin seçici ortaklığa yönelebileceği kaydedildi.

    AfD’nin Türkiye’ye yaklaşımındaki ikili yapı da analizde ele alınan başlıklardan biri oldu. Partinin genel söyleminde Türkiye’nin kültürel olarak Avrupa’ya ait olmadığı belirtilirken, aynı zamanda Türkiye’nin "önemli bir stratejik ve ekonomik ortak" olarak tanımlandığına dikkat çekildi. Böylece Türkiye’nin kültürel ve normatif anlamda Avrupa’dan ayrıştırılmasına karşın jeopolitik ve ekonomik açıdan stratejik önemi artan bir aktör konumunda olduğu belirtildi. Avrupalı aktörler nezdinde üyelik ve normatif bütünleşme perspektifinin gerilemesinin, Türkiye ile ilişkilerde ticaret, göç, güvenlik, enerji ve bölgesel krizlerin yönetimi gibi daha sınırlı alanlara dayanan seçici bir ortaklık modelini güçlendirebileceği değerlendirildi. Bu dönüşümün, Türkiye ile Avrupa arasındaki ilişkiyi "Türkiye ne ölçüde Avrupa’nın bir parçasıdır?" sorusundan uzaklaştırarak "Türkiye ile hangi alanlarda ve hangi şartlarda iş birliği yapılmalıdır?" sorusu etrafında yeniden şekillendirebileceği ifade edildi.

    kaynağın metninde gör →

  • Almanya’daki Türk ve Müslüman topluluklar için hukuki vatandaşlıkla kültürel aidiyet arasındaki mesafenin açılmasının yeni bir tanınma sorunu doğurabileceği ifade edildi.

    Almanya’da yaşayan Türk ve Müslüman topluluklar açısından temel riskin, hukuki vatandaşlık ile kültürel aidiyet arasına mesafe koyan söylemin normalleşmesi olduğu belirtildi. Tartışmanın giderek "Kimler Alman vatandaşıdır?" sorusundan "Kimler gerçekten Almanya’ya aittir?" sorusuna kaydığına dikkat çekildi. Çifte vatandaşlık, aile birleşimi ve yabancı ülkelerle sürdürülen bağların güvenlik tartışmalarına dahil edilmesinin özellikle ikinci ve üçüncü kuşak göçmen kökenli vatandaşlar açısından yeni bir tanınma sorunu üretme potansiyeli taşıdığı kaydedildi.

    kaynağın metninde gör →

  • Çalışmada demokrasinin geleceği için aşırı sağın kurumsallaşması, merkezin söylemsel olarak uzaklaşması ve kapsayıcı politikalar olmak üzere üç senaryo sıralandı.

    Laleoğlu’nun hazırladığı çalışmada, Alman siyasetinin ve demokrasisinin geleceğine ilişkin üç muhtemel senaryo ortaya konuldu. İlk senaryoda popülist ve aşırı sağ siyasetin kurumsallaşarak olağanlaşması ele alındı. İkinci senaryoda merkez siyasetin aşırı sağ ile rekabet etmek amacıyla merkezden uzaklaşması ve bu yolla aşırı sağın söylemini meşrulaştırma riski üzerinde duruldu. Üçüncü senaryoda ise temsil krizi, bölgesel eşitsizlikler ve kimlik temelli dışlanmışlık hissine yönelik uzun vadeli ve kapsayıcı politikaların geliştirildiği demokratik direnç ve meşruiyet üretiminin dönüşümü değerlendirildi. Bu senaryoların birbirini dışlamadığı ve farklı düzeylerde eş zamanlı olarak ortaya çıkabileceği belirtildi.

    kaynağın metninde gör →

Özet kademesindesin — metnin tamamı için “Tam”a dön. Kaynak kutuları kapalı başlar; tek tek açabilir ya da “Derin”e geçip hepsini birden açabilirsin.

Bağlam

Analiz, aşırı sağın yükselişini 11 Eylül sonrası İslamofobi, 2008 ekonomik krizi, 2015-2016 göç dalgası ve pandemiyle sınırlı açıklamaların yetersiz olduğunu belirtiyor. Bu gelişmelerin, daha eski yapısal gerilimleri görünür kıldığı değerlendiriliyor.

Arka planÇalışmada, aşırı sağla mücadelenin yalnızca güvenlikçi ve hukuki önlemlerle sınırlı kalmaması; temsil boşluğu ve kültürel meşruiyet krizine karşı kapsayıcı demokratik politikaları da içermesi gerektiği belirtildi.

Haberde geçenler

Kişiler 1

  • Baki Laleoğlu

    Milli İstihbarat Akademisi için Almanya’daki aşırı sağ üzerine analiz kaleme aldı.

Kaynağın kendi cümleleriyle

19 paragraflık kaynak metnin 5 paragrafı bu haberde kullanıldı.

Kaynağın tamamını göster

1Milli İstihbarat Akademisi’nden Baki Laleoğlu’nun kaleme aldığı "Almanya’da Aşırı Sağ: Liberal Demokrasinin Temsil Krizi" başlıklı analiz yayımlandı. Çalışmada Almanya’da aşırı sağın yükselişinin belirli kriz dönemlerine verilen geçici bir tepkinin ötesinde, Batı dünyasında uzun süredir devam eden ve giderek derinleşen yapısal dönüşümün Almanya’daki yansıması olduğu belirtildi. Analizde, aşırı sağın yükselişinin bir sebep değil, liberal demokrasiler ile geleneksel siyasi aktörlerin temsil ve meşruiyet üretme kapasitesindeki zayıflamanın bir sonucu olduğu vurgulandı.

2Milli İstihbarat Akademisi’nden Baki Laleoğlu’nun kaleme aldığı "Almanya’da Aşırı Sağ: Liberal Demokrasinin Temsil Krizi" başlıklı analizde Almanya’daki aşırı sağın yükselişinin yalnızca 11 Eylül sonrasında artan İslamofobi ve yabancı düşmanlığı, 2008 ekonomik krizi, 2015-2016 göç dalgası ve pandemi gibi gelişmeler üzerinden açıklanamayacağına dikkat çekildi. Bu krizler, aşırı sağın yükselişinin kaynağı olmaktan çok uzun süredir var olan yapısal gerilimleri görünür kılan gelişmeler olarak değerlendirildi. Alman aşırı sağının yalnızca Nazizm temelinde ortaya çıkan marjinal bir sapma olarak değerlendirilmemesi gerektiği vurgulandı. Aşırı sağın tarihi sürekliliği, "Völkisch" düşünce geleneği etrafında şekillenen modern Alman ulus fikri ve milliyetçiliği bakımından ele alındı. Bu mirasın İkinci Dünya Savaşı sonrasında hukuken bastırılmasına rağmen kültürel ve sembolik düzeyde varlığını sürdürdüğü kaydedildi.

3AfD’nin yükselişinde statü kaybı ve seçmen hareketliliğinin etkisi

4AfD’nin siyasi başarısı, aşırı sağın yalnızca yükselişi değil aynı zamanda biçim değiştirmesi üzerinden değerlendirildi. Partinin açık ırkçı sembollerden kısmen kaçınarak popülist ve sistem zıttı bir söylem aracılığıyla geniş ve heterojen bir seçmen tabanına ulaştığı belirtildi. AfD desteği ile işsizlik ve gelir eşitsizliği gibi klasik ekonomik göstergeler arasında tutarlı ve doğrusal bir ilişki bulunmadığı, belirleyici unsurun bireylerin hissettiği göreceli statü ve kayıp algısı olduğu aktarıldı. Bu kapsamda parti tabanının yalnızca düşük gelirli kesimlerle sınırlı olmadığı, kültürel statü kaybı hisseden orta sınıf ve kırsal seçmenler arasında da AfD’nin güçlü karşılık bulduğu kaydedildi.dayananlar: özün 2. maddesi↩ Geldiğin yere dön

5Rusya-Ukrayna Savaşı’nın yol açtığı enerji ve güvenlik sorunları ile dezenformasyon, yapay zeka ve otomasyona ilişkin gelişmelerin mevcut kırılganlıkları derinleştirdiği belirtildi. AfD tabanındaki seçmen hareketliliğinin ise partinin yükselişinin sabit bir ideolojik tabandan çok sisteme karşı bir mobilizasyona dayandığına işaret ettiği ifade edildi.

6Aşırı sağın yükselişinin etkileri Almanya sınırlarını aşıyor

7Analizde, Almanya’da aşırı sağın güçlenmesinin etkilerinin ülke sınırlarının ötesine taşındığına dikkat çekildi. Avrupa Birliği açısından temel etkinin Almanya’nın AB’den ayrılması gibi tek ve radikal bir senaryodan ziyade Avrupa bütünleşmesinin siyasal mantığının içeriden dönüşmesi ve "Birlik" fikrinin sarsılması olacağı değerlendirildi. Ana akım partilerin göç ve egemenlik gibi kritik konulardaki söylemlerini sertleştirmesi de bu dönüşüm kapsamında ele alındı.

8Avrupa’nın stratejik özerklik arayışı ile egemenlikçi ve ulusüstü muhalifi siyaset arasındaki yapısal gerilime de dikkat çekildi. Savunma ve teknoloji alanlarında daha bütünleşik bir Avrupa ihtiyacının bütünleşmeye direnen siyasi güçlerin yükseldiği bir dönemde ortaya çıktığı belirtildi.

9Türkiye’ye bakışta stratejik ortaklık öne çıkıyor

10AfD’nin Türkiye’ye yaklaşımındaki ikili yapı da analizde ele alınan başlıklardan biri oldu. Partinin genel söyleminde Türkiye’nin kültürel olarak Avrupa’ya ait olmadığı belirtilirken, aynı zamanda Türkiye’nin "önemli bir stratejik ve ekonomik ortak" olarak tanımlandığına dikkat çekildi. Böylece Türkiye’nin kültürel ve normatif anlamda Avrupa’dan ayrıştırılmasına karşın jeopolitik ve ekonomik açıdan stratejik önemi artan bir aktör konumunda olduğu belirtildi. Avrupalı aktörler nezdinde üyelik ve normatif bütünleşme perspektifinin gerilemesinin, Türkiye ile ilişkilerde ticaret, göç, güvenlik, enerji ve bölgesel krizlerin yönetimi gibi daha sınırlı alanlara dayanan seçici bir ortaklık modelini güçlendirebileceği değerlendirildi. Bu dönüşümün, Türkiye ile Avrupa arasındaki ilişkiyi "Türkiye ne ölçüde Avrupa’nın bir parçasıdır?" sorusundan uzaklaştırarak "Türkiye ile hangi alanlarda ve hangi şartlarda iş birliği yapılmalıdır?" sorusu etrafında yeniden şekillendirebileceği ifade edildi.dayananlar: özün 3. maddesi↩ Geldiğin yere dön

11Türk ve Müslüman topluluklar açısından aidiyet tartışması

12Almanya’da yaşayan Türk ve Müslüman topluluklar açısından temel riskin, hukuki vatandaşlık ile kültürel aidiyet arasına mesafe koyan söylemin normalleşmesi olduğu belirtildi. Tartışmanın giderek "Kimler Alman vatandaşıdır?" sorusundan "Kimler gerçekten Almanya’ya aittir?" sorusuna kaydığına dikkat çekildi. Çifte vatandaşlık, aile birleşimi ve yabancı ülkelerle sürdürülen bağların güvenlik tartışmalarına dahil edilmesinin özellikle ikinci ve üçüncü kuşak göçmen kökenli vatandaşlar açısından yeni bir tanınma sorunu üretme potansiyeli taşıdığı kaydedildi.dayananlar: özün 4. maddesi↩ Geldiğin yere dön

13Alman demokrasisinin geleceğine ilişkin üç senaryo

14Laleoğlu’nun hazırladığı çalışmada, Alman siyasetinin ve demokrasisinin geleceğine ilişkin üç muhtemel senaryo ortaya konuldu. İlk senaryoda popülist ve aşırı sağ siyasetin kurumsallaşarak olağanlaşması ele alındı. İkinci senaryoda merkez siyasetin aşırı sağ ile rekabet etmek amacıyla merkezden uzaklaşması ve bu yolla aşırı sağın söylemini meşrulaştırma riski üzerinde duruldu. Üçüncü senaryoda ise temsil krizi, bölgesel eşitsizlikler ve kimlik temelli dışlanmışlık hissine yönelik uzun vadeli ve kapsayıcı politikaların geliştirildiği demokratik direnç ve meşruiyet üretiminin dönüşümü değerlendirildi. Bu senaryoların birbirini dışlamadığı ve farklı düzeylerde eş zamanlı olarak ortaya çıkabileceği belirtildi.dayananlar: özün 5. maddesi↩ Geldiğin yere dön

15Alman demokrasisinin geleceğini belirleyecek temel unsurun aşırı sağ aktörlerin oy oranlarından ziyade liberal-demokratik sistemin bu meydan okumaya nasıl yanıt vereceği vurgulandı. Bu nedenle geleceğe ilişkin tartışmanın "Aşırı sağ iktidara gelir mi?" sorusundan çok "Aşırı sağın söylemi ve siyasal mantığı ne ölçüde normalleşir?" sorusu etrafında şekillenmesi gerektiği ifade edildi.

16"Aşırı sağ Almanya’da ‘sebep’ değil ‘sonuç’tur"

17Analizin sonuç bölümünde Almanya’da aşırı sağın yükselişinin geçici bir siyasal dalgalanma veya belirli kriz anlarına verilen tepkiler bütünü olarak okunmaması gerektiği vurgulandı. Bu yükseliş, liberal-demokratik düzenin uzun süredir biriken yapısal sorunlarının görünür hale gelmesinin sonucu olarak değerlendirildi. Meselenin yalnızca belirli bir partinin veya aktörün başarısıyla açıklanamayacağı, sorunun liberal demokratik siyasal sisteminin temsil üretme, toplumsal meşruiyet sağlama ve ortak bir demokratik anlatı kurma kapasitesiyle ilgili olduğu belirtildi. Bu çerçevede çalışmanın temel yaklaşımı "aşırı sağ, Almanya’da ‘sebep’ değil ‘sonuç’tur" ifadesiyle ortaya konuldu.dayananlar: özün 1. maddesi↩ Geldiğin yere dön

18Aşırı sağla mücadelenin yalnızca güvenlikçi ve hukuki önlemlerle yürütülmesinin yetersiz kalacağına da dikkat çekildi. Şiddet içeren aşırı sağ örgütlenmelere karşı istihbari ve cezai mekanizmaların işletilmesinin zorunlu olduğu belirtilirken aşırı sağın esas gücünü siyasal söylem, temsil boşluğu ve kültürel meşruiyet krizinden aldığı aktarıldı. Bu nedenle aşırı sağla mücadelenin demokratik siyasetin kapsayıcı biçimde yeniden inşasını da içermesi gerektiği ifade edildi.

19Analizin sonunda Almanya’nın önündeki temel tercih, liberal-demokratik düzenin kendi iç çelişkileriyle yüzleşerek kendini yeniden üretmesi veya postliberal paradigmanın, aşırı sağ iktidara gelsin veya gelmesin, siyasal düzeni dönüştürmesi olarak ortaya konuldu.

Ajans damgası25 Eylül 10:07YayınMetinPeykhane derlemesi

Haber seyir defteri

  1. İHA kaydı

    Milli İstihbarat Akademisi’nin analizinde Almanya’da aşırı sağın yükselişi ele alındı

  2. Derleme

    Metin kaynağından derlendi.

  3. Denetim

    Kaynağına karşı denetlendi.

  4. Peykhane yayını

    İlk yayın — ajans kaydından 32 dk sonra.

    şu an buradasın

Çok okunanlar

Son 2 günün en çok okunan haberleri.

  1. Koyun sayısı yüzde 6 artarak 49 milyon 473 bin 446’ya oldu

    Ekonomi
  2. Şanlıurfa'da eğitime deprem nedeniyle 1 gün ara verildi

    Gündem
  3. Yaşar Güler, 'Terörsüz Türkiye' hedefini anlattı

    Siyaset
  4. Şanlıurfa'daki 5,4'lük deprem Hilvan'da evi kullanılamaz kıldı

    Gündem
  5. TEKNOFEST Güneydoğu için kayıtlar başladı

    Gündem
  6. Nevşehir’de bir kişi evinde tüfekle vurulmuş halde ölü bulundu

    Gündem
  7. Esenyurt’ta minibüsün çarptığı 6 yaşındaki çocuk öldü

    Gündem
  8. Serik'te direksiyon başında fenalaşan sürücü hayatını kaybetti

    Gündem
  9. Halil İbrahim Yılmaz yeniden Ankara Kent Konseyi Başkanı

    Gündem
  10. Seydişehir'de kardeşler arasında silahlı tartışma: 1 yaralı

    Gündem