Yaşar Yavuz, Binyamin Netanyahu davasının duruşmasına katıldı
Yavuz, duruşma sonrası İsrail güçlerinin kendilerini alıkoyduğunu ve işkenceye maruz bıraktığını öne sürdü.
Okur ne soruyor?

Haberin özü
4 iddianın 4 tanesi kaynağa bağlı
Sumud Filosu aktivisti gazeteci Yaşar Yavuz, İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve İsrailli yetkililer hakkındaki davasının duruşmasına Gaziantep Adliyesi’nden katıldı.S2'de eklendi
İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve İsrailli yetkililer hakkında yürütülen davanın duruşmasına, Sumud Filosu aktivisti gazeteci Yaşar Yavuz Gaziantep Adliyesi’nden katıldı. Davanın duruşmasının ardından Yavuz, Gaziantep Adliyesi Vatandaş Girişi önünde basın açıklaması yaptı.
Gazze’ye insani yardım ulaştırmak ve İsrail’in abluka uygulamasına dikkat çekmek amacıyla 2025’in eylül ayında Akdeniz’e açıldıklarını belirten Yavuz, açıklama yaptı.S2'de eklendi
Gazeteci ve Sumud Filosu aktivisti Yaşar Yavuz, yaptığı açıklamada 2025 yılının Eylül ayında Gazze’ye insani yardım ulaştırmak ve İsrail’in Gazze’ye yönelik ablukasına dikkat çekmek amacıyla Akdeniz’e açıldıklarını söyledi.
1 Ekim 2025’te uluslararası sularda İsrail güçlerinin gemilere müdahale ettiğini, kendilerini alıkoyarak Aşdod Limanı’na ve ardından Ketziot Cezaevi’ne götürdüğünü öne süren Yavuz, burada işkence, hakaret ve ölüm tehdidine maruz kaldıklarını söyledi.S2'de eklendi
Yavuz açıklamanın devamında, "Bizler, Global Sumud Filosu aktivistleri olarak 2025 yılının Eylül ayında Gazze’ye insani yardım ulaştırmak ve İsrail’in Gazze üzerindeki hukuka aykırı ablukasına dikkat çekmek amacıyla Akdeniz’e açıldık. 1 Ekim 2025 tarihinde, uluslararası sularda seyrederken İsrail güçleri tarafından gemilerimize hukuka aykırı şekilde müdahale edildi. Biz İsrail’in egemenlik alanında değildik. Uluslararası sulardaydık. Buna rağmen eli silahlı İsrail güçleri gemilerimize çıktı, gemilerimizin kontrolünü zorla ele geçirdi ve bizleri alıkoydu. Ardından zorla Aşdod Limanı’na götürüldük Burada saatler süren sorgulamaların ardından Negev Çölü’nde bulunan Ketziot Cezaevi’ne sevk edildik. Üç gün boyunca bu cezaevinde tutulduk. Bu süre içerisinde fiziki ve psikolojik işkenceye, hakaretlere, ölüm tehditlerine ve temel haklarımızı ihlal eden uygulamalara maruz kaldık. Bu nedenle İsrailli failler hakkında suç duyurusunda bulunduk. Bugün de Gaziantep Adliyesi’nde görülen duruşmaya katıldık. Bunun anlamı, Netanyahu ve suç ortakları Gaziantep’te de birer sanıktır. Başta Netanyahu ve Ben-Gvir olmak üzere 35 suçlu hakkında yürütülen hukuki sürecin takipçisiyiz. Bugün burada yalnızca bize yapılanların hesabını sormuyoruz. Gazze’de işlenen ağır suçların da cezasız kalmamasını istiyoruz. 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde 21 bin 283’ü çocuk olmak üzere 73 bin 470 kişi İsrail güçleri tarafından katledildi. Bunların 450’si henüz yeni doğmuş bebek, binden fazlası ise bir yaşını dahi doldurmamış çocuklardan oluşuyor. Bildiğiniz üzere İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 2026/108 Esas sayılı dosya kapsamında Netanyahu ve suç ortakları hakkında önce yakalama kararı çıkarılmış, ardından kırmızı bülten talebinde bulunulmuştur. Türkiye’nin attığı bu adım, dünyanın dört bir yanında zulme uğrayan milyonlarca insan için bir umut ışığı; zalimler ve katiller için ise cezasızlık döneminin sona erdiğini ilan eden güçlü bir hesap sorma iradesidir. Bu karar, dünyaya verilmiş açık bir mesaj ve bu gidişata karşı açık bir itirazdır. Türkiye’nin katil Netanyahu ve suç ortakları hakkında attığı bu adım, bu cezasızlık duvarına vurulmuş önemli bir darbedir. Temennimiz, Türkiye’nin ortaya koyduğu bu hukuki iradenin başka ülkeler ve yetkili uluslararası yargı mercileri tarafından da gösterilmesidir. Şimdi buradan uluslararası yargı mekanizmalarına ve ülkelere bir kez daha çağrıda bulunuyoruz. Hukuku güçlülerin karşısında susturmayın. Eğer bir devlet yeterince korunuyorsa çocukları öldürebileceğine, sivilleri açlığa mahkûm edebileceğine, şehirleri yıkabileceğine, insanları zorla yerinden edebileceğine ve bütün bunların ardından hiçbir bedel ödemeden yoluna devam edebileceğine inanıyorsa, orada yalnızca insanlar değil, hukukun kendisi de enkaz altında kalmış demektir. İşte uluslararası hukukun şu andaki durumu da tam olarak budur. Çünkü cezasızlık yalnızca geçmişte işlenen suçların üzerini örtmez. Cezasızlık, geleceğin suçlarına ve suçlularına da cesaret verir" ifadelerini kullandı.
Özet kademesindesin — metnin tamamı için “Tam”a dön. Kaynak kutuları kapalı başlar; tek tek açabilir ya da “Derin”e geçip hepsini birden açabilirsin.
Video

Kim ne söyledi
Bunun anlamı, Netanyahu ve suç ortakları Gaziantep’te de birer sanıktır.
Bağlam
Yavuz, İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki 2026/108 Esas sayılı dosyada Netanyahu ve suç ortakları hakkında önce yakalama kararı çıkarıldığını, ardından kırmızı bülten talebinde bulunulduğunu söyledi.
Nerede
Sözlük
- Kırmızı Bülten
- Bir ülkenin adli makamlarınca aranan bir şüphelinin veya hükümlünün iadesi amacıyla dünya genelinde kolluk kuvvetlerince aranmasını sağlayan uluslararası Interpol bildirimi.
Görseller
Haberde geçenler
Kişiler 2
- Yaşar Yavuz
Gazeteci ve Sumud Filosu aktivistidir.
- Binyamin Netanyahu · kamu görevlisi
İsrail Başbakanıdır.
Kaynağın kendi cümleleriyle
6 paragraflık 2 kaynak belgesinin 3 paragrafı bu haberde kullanıldı.
Kaynağın tamamını göster
1. kaynak belgesi
1İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve İsrailli yetkililer hakkında yürütülen davanın duruşmasına, Sumud Filosu aktivisti gazeteci Yaşar Yavuz Gaziantep Adliyesi’nden katıldı. Davanın duruşmasının ardından Yavuz, Gaziantep Adliyesi Vatandaş Girişi önünde basın açıklaması yaptı.
2Gazeteci ve Sumud Filosu aktivisti Yaşar Yavuz, yaptığı açıklamada 2025 yılının Eylül ayında Gazze’ye insani yardım ulaştırmak ve İsrail’in Gazze’ye yönelik ablukasına dikkat çekmek amacıyla Akdeniz’e açıldıklarını söyledi.
3Yavuz açıklamanın devamında, "Bizler, Global Sumud Filosu aktivistleri olarak 2025 yılının Eylül ayında Gazze’ye insani yardım ulaştırmak ve İsrail’in Gazze üzerindeki hukuka aykırı ablukasına dikkat çekmek amacıyla Akdeniz’e açıldık. 1 Ekim 2025 tarihinde, uluslararası sularda seyrederken İsrail güçleri tarafından gemilerimize hukuka aykırı şekilde müdahale edildi. Biz İsrail’in egemenlik alanında değildik. Uluslararası sulardaydık. Buna rağmen eli silahlı İsrail güçleri gemilerimize çıktı, gemilerimizin kontrolünü zorla ele geçirdi ve bizleri alıkoydu. Ardından zorla Aşdod Limanı’na götürüldük Burada saatler süren sorgulamaların ardından Negev Çölü’nde bulunan Ketziot Cezaevi’ne sevk edildik. Üç gün boyunca bu cezaevinde tutulduk. Bu süre içerisinde fiziki ve psikolojik işkenceye, hakaretlere, ölüm tehditlerine ve temel haklarımızı ihlal eden uygulamalara maruz kaldık. Bu nedenle İsrailli failler hakkında suç duyurusunda bulunduk. Bugün de Gaziantep Adliyesi’nde görülen duruşmaya katıldık. Bunun anlamı, Netanyahu ve suç ortakları Gaziantep’te de birer sanıktır. Başta Netanyahu ve Ben-Gvir olmak üzere 35 suçlu hakkında yürütülen hukuki sürecin takipçisiyiz. Bugün burada yalnızca bize yapılanların hesabını sormuyoruz. Gazze’de işlenen ağır suçların da cezasız kalmamasını istiyoruz. 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde 21 bin 283’ü çocuk olmak üzere 73 bin 470 kişi İsrail güçleri tarafından katledildi. Bunların 450’si henüz yeni doğmuş bebek, binden fazlası ise bir yaşını dahi doldurmamış çocuklardan oluşuyor. Bildiğiniz üzere İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 2026/108 Esas sayılı dosya kapsamında Netanyahu ve suç ortakları hakkında önce yakalama kararı çıkarılmış, ardından kırmızı bülten talebinde bulunulmuştur. Türkiye’nin attığı bu adım, dünyanın dört bir yanında zulme uğrayan milyonlarca insan için bir umut ışığı; zalimler ve katiller için ise cezasızlık döneminin sona erdiğini ilan eden güçlü bir hesap sorma iradesidir. Bu karar, dünyaya verilmiş açık bir mesaj ve bu gidişata karşı açık bir itirazdır. Türkiye’nin katil Netanyahu ve suç ortakları hakkında attığı bu adım, bu cezasızlık duvarına vurulmuş önemli bir darbedir. Temennimiz, Türkiye’nin ortaya koyduğu bu hukuki iradenin başka ülkeler ve yetkili uluslararası yargı mercileri tarafından da gösterilmesidir. Şimdi buradan uluslararası yargı mekanizmalarına ve ülkelere bir kez daha çağrıda bulunuyoruz. Hukuku güçlülerin karşısında susturmayın. Eğer bir devlet yeterince korunuyorsa çocukları öldürebileceğine, sivilleri açlığa mahkûm edebileceğine, şehirleri yıkabileceğine, insanları zorla yerinden edebileceğine ve bütün bunların ardından hiçbir bedel ödemeden yoluna devam edebileceğine inanıyorsa, orada yalnızca insanlar değil, hukukun kendisi de enkaz altında kalmış demektir. İşte uluslararası hukukun şu andaki durumu da tam olarak budur. Çünkü cezasızlık yalnızca geçmişte işlenen suçların üzerini örtmez. Cezasızlık, geleceğin suçlarına ve suçlularına da cesaret verir" ifadelerini kullandı.
2. kaynak belgesi
4İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve İsrailli yetkililer hakkında yürütülen davanın duruşmasına, Sumud Filosu aktivisti gazeteci Yaşar Yavuz Gaziantep Adliyesi’nden katıldı. Davanın duruşmasının ardından Yavuz, Gaziantep Adliyesi Vatandaş Girişi önünde basın açıklaması yaptı.dayananlar: özün 1. maddesi↩ Geldiğin yere dön
5Gazeteci ve Sumud Filosu aktivisti Yaşar Yavuz, yaptığı açıklamada 2025 yılının Eylül ayında Gazze’ye insani yardım ulaştırmak ve İsrail’in Gazze’ye yönelik ablukasına dikkat çekmek amacıyla Akdeniz’e açıldıklarını söyledi.dayananlar: özün 2. maddesi↩ Geldiğin yere dön
6Yavuz açıklamanın devamında, "Bizler, Global Sumud Filosu aktivistleri olarak 2025 yılının Eylül ayında Gazze’ye insani yardım ulaştırmak ve İsrail’in Gazze üzerindeki hukuka aykırı ablukasına dikkat çekmek amacıyla Akdeniz’e açıldık. 1 Ekim 2025 tarihinde, uluslararası sularda seyrederken İsrail güçleri tarafından gemilerimize hukuka aykırı şekilde müdahale edildi. Biz İsrail’in egemenlik alanında değildik. Uluslararası sulardaydık. Buna rağmen eli silahlı İsrail güçleri gemilerimize çıktı, gemilerimizin kontrolünü zorla ele geçirdi ve bizleri alıkoydu. Ardından zorla Aşdod Limanı’na götürüldük Burada saatler süren sorgulamaların ardından Negev Çölü’nde bulunan Ketziot Cezaevi’ne sevk edildik. Üç gün boyunca bu cezaevinde tutulduk. Bu süre içerisinde fiziki ve psikolojik işkenceye, hakaretlere, ölüm tehditlerine ve temel haklarımızı ihlal eden uygulamalara maruz kaldık. Bu nedenle İsrailli failler hakkında suç duyurusunda bulunduk. Bugün de Gaziantep Adliyesi’nde görülen duruşmaya katıldık. Bunun anlamı, Netanyahu ve suç ortakları Gaziantep’te de birer sanıktır. Başta Netanyahu ve Ben-Gvir olmak üzere 35 suçlu hakkında yürütülen hukuki sürecin takipçisiyiz. Bugün burada yalnızca bize yapılanların hesabını sormuyoruz. Gazze’de işlenen ağır suçların da cezasız kalmamasını istiyoruz. 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde 21 bin 283’ü çocuk olmak üzere 73 bin 470 kişi İsrail güçleri tarafından katledildi. Bunların 450’si henüz yeni doğmuş bebek, binden fazlası ise bir yaşını dahi doldurmamış çocuklardan oluşuyor. Bildiğiniz üzere İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 2026/108 Esas sayılı dosya kapsamında Netanyahu ve suç ortakları hakkında önce yakalama kararı çıkarılmış, ardından kırmızı bülten talebinde bulunulmuştur. Türkiye’nin attığı bu adım, dünyanın dört bir yanında zulme uğrayan milyonlarca insan için bir umut ışığı; zalimler ve katiller için ise cezasızlık döneminin sona erdiğini ilan eden güçlü bir hesap sorma iradesidir. Bu karar, dünyaya verilmiş açık bir mesaj ve bu gidişata karşı açık bir itirazdır. Türkiye’nin katil Netanyahu ve suç ortakları hakkında attığı bu adım, bu cezasızlık duvarına vurulmuş önemli bir darbedir. Temennimiz, Türkiye’nin ortaya koyduğu bu hukuki iradenin başka ülkeler ve yetkili uluslararası yargı mercileri tarafından da gösterilmesidir. Şimdi buradan uluslararası yargı mekanizmalarına ve ülkelere bir kez daha çağrıda bulunuyoruz. Hukuku güçlülerin karşısında susturmayın. Eğer bir devlet yeterince korunuyorsa çocukları öldürebileceğine, sivilleri açlığa mahkûm edebileceğine, şehirleri yıkabileceğine, insanları zorla yerinden edebileceğine ve bütün bunların ardından hiçbir bedel ödemeden yoluna devam edebileceğine inanıyorsa, orada yalnızca insanlar değil, hukukun kendisi de enkaz altında kalmış demektir. İşte uluslararası hukukun şu andaki durumu da tam olarak budur. Çünkü cezasızlık yalnızca geçmişte işlenen suçların üzerini örtmez. Cezasızlık, geleceğin suçlarına ve suçlularına da cesaret verir" ifadelerini kullandı.dayananlar: özün 3. maddesi · alıntı↩ Geldiğin yere dön
Ajans damgası9 Eylül 15:35YayınMetinPeykhane derlemesi


