Ahmet Yaşar: Sigorta sektörü stratejik sektörlerden biri
TSB Başkanı Yaşar, afet risklerinin sigorta ve reasürans yoluyla daha fazla paylaşılmasını savundu.
Okur ne soruyor?

Haberin özü
5 iddianın 5 tanesi kaynağa bağlı
Türkiye Sigorta Birliği Başkanı Ahmet Yaşar, sigorta sektörünün Orta Vadeli Program hedeflerinin gerçekleşmesine doğrudan katkı sağlayabilecek stratejik sektörlerden biri olduğunu söyledi.
Yaşar, açıklamasının devamında, "Sigorta sektörü, OVP’nin sonuçlarından yalnızca yararlanan bir sektör değil, Program’da ortaya konulan hedeflerin gerçekleşmesine doğrudan katkı sağlayabilecek stratejik sektörlerden biridir.Afetlerin kamu maliyesi üzerindeki yükünün azaltılmasından ihracatın güvence altına alınmasına, yatırımların korunmasından uzun vadeli tasarrufların artırılmasına; yeşil dönüşümün desteklenmesinden finansal sistemin derinleşmesine kadar çok geniş bir alanda sektörümüzün üstlenebileceği önemli sorumluluklar bulunmaktadır.Türkiye Sigorta Birliği olarak, Orta Vadeli Program’ın tamamını sektörümüz açısından detaylı biçimde değerlendireceğiz. Programda ortaya konulan hedeflerin sigortacılık, emeklilik ve reasürans sektörlerine olası yansımalarını analiz ederek, sektörümüzün söz konusu hedeflere daha güçlü katkı sağlayabilmesi için oluşturacağımız önerileri ilgili kamu kurumlarımız ve paydaşlarımızla paylaşacağız" ifadelerine yer verdi.
Deprem harcamalarının 2023-2026 döneminde 2026 fiyatlarıyla 5,4 trilyon TL’ye, toplamda yaklaşık 116 milyar dolara ulaşmasının beklendiğini belirten Yaşar, afet risklerinin sigorta, reasürans ve sermaye piyasalarıyla daha fazla paylaşılmasını savundu.
Açıklamasında, 6 Şubat depremlerinin afet risklerinin ekonomik ve mali boyutunu en çarpıcı biçimde ortaya koyduğunu belirten Yaşar, "Bugün açıklanan verilere göre, 2023-2026 döneminde, 2026 yılı fiyatlarıyla deprem harcamalarının 5,4 trilyon TL’ye, yaklaşık 104 milyar dolara ulaşacağı; toplam harcamanın ise yaklaşık 116 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmesinin beklendiği ifade edilmiştir. 2027 yılında da yaklaşık 10 milyar dolarlık ilave harcama öngörülmektedir.Bu rakamlar, afetlerin yalnızca insani ve sosyal sonuçlar doğurmadığını; aynı zamanda ülke ekonomisi ve kamu maliyesi açısından son derece büyük bir risk oluşturduğunu göstermektedir. Bu nedenle afet sonrasında kamu kaynaklarıyla kayıpların telafi edilmesinin yanında, afet öncesinde riski azaltan kentsel dönüşüm politikalarının hızlandırılması ve kalan riskin daha büyük bölümünün sigorta, reasürans ve sermaye piyasaları aracılığıyla paylaşılması gerektiğine inanıyoruz. Zorunlu Afet Sigortası’nın kapsamının genişletilmesini de afetlere karşı finansal dayanıklılığın güçlendirilmesine yönelik bütüncül yaklaşımın önemli unsurlarından biri olarak değerlendiriyoruz" ifadelerine ye verdi.
İhracat sigortalarının ticari ve politik risklere karşı koruma sağlayarak şirketlerin yeni pazarlara açılmasına ve rekabet gücünün artmasına katkı vereceğini belirtti.
OVP’de ihracat sigortalarının daha etkin kullanılmasına yönelik yaklaşımı da son derece önemli bulduklarını belirten Yaşar, "Türkiye’nin ihracat hedeflerini büyütürken ihracatçılarımızın ticari ve politik risklere karşı korunması, firmalarımızın yeni pazarlara daha güvenli biçimde açılabilmesine ve rekabet güçlerinin artırılmasına katkı sağlayacaktır.Bu çerçevede sigorta sektörünün, ihracat politikasını tamamlayan tali bir unsur olarak değil; finansmanla birlikte ihracat politikalarının temel araçlarından biri olarak değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Programda banka dışı finansal kuruluşların geliştirilmesi ve finansmana erişimin kolaylaştırılmasına yönelik ortaya konulan yaklaşım, finansal sistemimizin derinleşmesi açısından da önem taşımaktadır.Türkiye’nin büyümesinin ağırlıklı olarak bankacılık sistemi üzerinden finanse edildiği yapıdan; sigorta, emeklilik, sermaye piyasaları ve diğer banka dışı finansal kuruluşların daha güçlü rol üstlendiği dengeli ve derinlikli bir finansal mimariye geçişi destekliyoruz. Sigorta ve emeklilik sektörlerinin büyümesi, risklerin finansal sistem içinde daha geniş bir tabana yayılmasına katkı sağlarken aynı zamanda uzun vadeli fonların ekonomiye kazandırılmasını da mümkün kılacaktır" dedi.
Türkiye Sigorta Birliği, OVP hedeflerinin sigortacılık, emeklilik ve reasürans sektörlerine etkisini inceleyerek önerilerini kamu kurumları ve paydaşlarla paylaşacağını bildirdi.
Özet kademesindesin — metnin tamamı için “Tam”a dön. Kaynak kutuları kapalı başlar; tek tek açabilir ya da “Derin”e geçip hepsini birden açabilirsin.
Kim ne söyledi
Sigorta sektörü, OVP’nin sonuçlarından yalnızca yararlanan bir sektör değil, Program’da ortaya konulan hedeflerin gerçekleşmesine doğrudan katkı sağlayabilecek stratejik sektörlerden biridir.
Bağlam
Yaşar, OVP’nin Türkiye ekonomisinin önümüzdeki üç yıllık döneme ilişkin politika önceliklerini ve yol haritasını ortaya koyduğunu söyledi.
Sırada ne var
- Sonraki değerlendirmeTürkiye Sigorta Birliği, OVP’nin sektörlere olası yansımalarını analiz edip önerilerini kamu kurumları ve paydaşlarla paylaşacak.
Haberdeki sayılar
Sözlük
- Reasürans
- Sigorta şirketlerinin üstlendikleri risklerin bir bölümünü başka sigorta şirketlerine devretmesidir.
- Sigorta penetrasyonu
- Sigortacılığın ekonomi içindeki yaygınlığını ve kullanım düzeyini ifade eder.
Haberde geçenler
Kişiler 1
- Ahmet Yaşar
Türkiye Sigorta Birliği Başkanıdır.
Kurumlar 1
- Türkiye Sigorta Birliği
Orta Vadeli Program’a ilişkin açıklama yayımlayan birliktir.
Kaynağın kendi cümleleriyle
8 paragraflık kaynak metnin 3 paragrafı bu haberde kullanıldı.
Kaynağın tamamını göster
1Türkiye Sigorta Birliği(TSB) Başkanı Ahmet Yaşar, "Sigorta sektörü, OVP hedeflerinin gerçekleşmesine katkı sağlayacak stratejik sektörlerin başında gelmektedir" dedi.
2TSB Başkanı Ahmet Yaşar, bugün açıklanan yeni Orta Vadeli Program (OVP) hakkında yazılı açıklama yayımladı. Yaşar, açıklamasında, "Türkiye ekonomisinin önümüzdeki üç yıllık döneme ilişkin temel politika önceliklerini ve yol haritasını ortaya koyması bakımından büyük önem taşımaktadır.Türkiye Sigorta Birliği olarak Program’a ilişkin ilk değerlendirmelerimizi paylaşırken; dezenflasyon ve sürdürülebilir büyümenin yanı sıra yatırımların, üretimin ve ihracatın desteklenmesi, finansmana erişimin kolaylaştırılması, uzun vadeli tasarrufların artırılması, yeşil ve dijital dönüşüm ile ekonomik güvenlik ve dayanıklılığın güçlendirilmesinin temel politika eksenleri arasında yer almasını son derece önemli buluyoruz.Özellikle ‘dayanıklılık" kavramının OVP’de güçlü biçimde yer almasını, sigorta sektörü açısından son derece kıymetli görüyoruz. Enerji ve su arz güvenliğinden tarımsal dayanıklılığa, stratejik sektörlerden afet risklerine kadar oldukça geniş bir risk alanından söz ediyoruz. Sigortacılık; risklerin önceden yönetilmesi, ekonomik kayıpların paylaşılması ve kamu maliyesi üzerindeki yükün azaltılması yoluyla ekonomik ve toplumsal dayanıklılığın temel finansal araçlarından biridir" ifadelerini kullandı.
3Açıklamasında, 6 Şubat depremlerinin afet risklerinin ekonomik ve mali boyutunu en çarpıcı biçimde ortaya koyduğunu belirten Yaşar, "Bugün açıklanan verilere göre, 2023-2026 döneminde, 2026 yılı fiyatlarıyla deprem harcamalarının 5,4 trilyon TL’ye, yaklaşık 104 milyar dolara ulaşacağı; toplam harcamanın ise yaklaşık 116 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmesinin beklendiği ifade edilmiştir. 2027 yılında da yaklaşık 10 milyar dolarlık ilave harcama öngörülmektedir.Bu rakamlar, afetlerin yalnızca insani ve sosyal sonuçlar doğurmadığını; aynı zamanda ülke ekonomisi ve kamu maliyesi açısından son derece büyük bir risk oluşturduğunu göstermektedir. Bu nedenle afet sonrasında kamu kaynaklarıyla kayıpların telafi edilmesinin yanında, afet öncesinde riski azaltan kentsel dönüşüm politikalarının hızlandırılması ve kalan riskin daha büyük bölümünün sigorta, reasürans ve sermaye piyasaları aracılığıyla paylaşılması gerektiğine inanıyoruz. Zorunlu Afet Sigortası’nın kapsamının genişletilmesini de afetlere karşı finansal dayanıklılığın güçlendirilmesine yönelik bütüncül yaklaşımın önemli unsurlarından biri olarak değerlendiriyoruz" ifadelerine ye verdi.dayananlar: özün 2. maddesi↩ Geldiğin yere dön
4OVP’de ihracat sigortalarının daha etkin kullanılmasına yönelik yaklaşımı da son derece önemli bulduklarını belirten Yaşar, "Türkiye’nin ihracat hedeflerini büyütürken ihracatçılarımızın ticari ve politik risklere karşı korunması, firmalarımızın yeni pazarlara daha güvenli biçimde açılabilmesine ve rekabet güçlerinin artırılmasına katkı sağlayacaktır.Bu çerçevede sigorta sektörünün, ihracat politikasını tamamlayan tali bir unsur olarak değil; finansmanla birlikte ihracat politikalarının temel araçlarından biri olarak değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Programda banka dışı finansal kuruluşların geliştirilmesi ve finansmana erişimin kolaylaştırılmasına yönelik ortaya konulan yaklaşım, finansal sistemimizin derinleşmesi açısından da önem taşımaktadır.Türkiye’nin büyümesinin ağırlıklı olarak bankacılık sistemi üzerinden finanse edildiği yapıdan; sigorta, emeklilik, sermaye piyasaları ve diğer banka dışı finansal kuruluşların daha güçlü rol üstlendiği dengeli ve derinlikli bir finansal mimariye geçişi destekliyoruz. Sigorta ve emeklilik sektörlerinin büyümesi, risklerin finansal sistem içinde daha geniş bir tabana yayılmasına katkı sağlarken aynı zamanda uzun vadeli fonların ekonomiye kazandırılmasını da mümkün kılacaktır" dedi.dayananlar: özün 3. maddesi↩ Geldiğin yere dön
5Açıklamanın devamı şöyle:
6"OVP’de uzun vadeli tasarrufların teşvik edilmesine yönelik hedeflerin, sigorta ve emeklilik sektörümüz açısından özel bir öneme sahip olduğunu düşünüyoruz. Hayat sigortaları ve Bireysel Emeklilik Sistemi’nin büyümesi, yalnızca bireylerin geleceklerini güvence altına almalarına katkı sağlamamakta; aynı zamanda Türkiye ekonomisinin ihtiyaç duyduğu uzun vadeli yerli kaynakların oluşmasına ve sermaye piyasalarının derinleşmesine de destek vermektedir.Tasarrufların artırılması ve uzun vadeye yönlendirilmesi, Türkiye’nin yatırımlarını daha güçlü bir yerli finansman tabanıyla destekleyebilmesi bakımından stratejik önem taşımaktadır.
7Dezenflasyon sürecinin sigorta sektörümüzde de yeni bir dönemin kapısını açacağına inanıyoruz.Önümüzdeki dönemde sektör olarak;enflasyon kaynaklı nominal prim artışından reel büyümeye, prim tutarından poliçe ve sigortalı sayısının artırılmasına, finansal gelirlerden sürdürülebilir teknik kârlılığa ve sigorta penetrasyonunun yükseltilmesine daha fazla odaklanmamız gerekecektir.Türkiye’de sigortacılığın ekonomideki payının artırılması, koruma açığının azaltılması ve daha geniş kesimlerin sigorta güvencesine erişebilmesi, sektörümüzün önümüzdeki dönemdeki temel öncelikleri arasında yer alacaktır"
8Yaşar, açıklamasının devamında, "Sigorta sektörü, OVP’nin sonuçlarından yalnızca yararlanan bir sektör değil, Program’da ortaya konulan hedeflerin gerçekleşmesine doğrudan katkı sağlayabilecek stratejik sektörlerden biridir.Afetlerin kamu maliyesi üzerindeki yükünün azaltılmasından ihracatın güvence altına alınmasına, yatırımların korunmasından uzun vadeli tasarrufların artırılmasına; yeşil dönüşümün desteklenmesinden finansal sistemin derinleşmesine kadar çok geniş bir alanda sektörümüzün üstlenebileceği önemli sorumluluklar bulunmaktadır.Türkiye Sigorta Birliği olarak, Orta Vadeli Program’ın tamamını sektörümüz açısından detaylı biçimde değerlendireceğiz. Programda ortaya konulan hedeflerin sigortacılık, emeklilik ve reasürans sektörlerine olası yansımalarını analiz ederek, sektörümüzün söz konusu hedeflere daha güçlü katkı sağlayabilmesi için oluşturacağımız önerileri ilgili kamu kurumlarımız ve paydaşlarımızla paylaşacağız" ifadelerine yer verdi.dayananlar: özün 1. maddesi · özün 4. maddesi · alıntı↩ Geldiğin yere dön
Ajans damgası6 Eylül 13:51YayınMetinPeykhane derlemesi