Ekrem İmamoğlu'nun makam aracı davasında savunması sürdü
İmamoğlu, kişisel aracını belediyeye bedelsiz tahsis ettiğini ve kamu zararı oluşmadığını savundu.
Okur ne soruyor?

Haberin özü
6 iddianın 6 tanesi kaynağa bağlı
Büyükçekmece 21. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen 12 sanıklı davada, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun savunmasına devam edildi.S2'de eklendi
Ekrem İmamoğlu, Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminde kişisel aracını makam aracı olarak kullanması nedeniyle hakkında "görevi kötüye kullanma" suçundan açılan davada savunmasına devam etti.
Arka planDava, Marmara Kapalı Cezaevi’ndeki Silivri 4 No’lu salonda görülüyor.İddianamede, İmamoğlu’nun kişisel aracının belediyeye bedelsiz tahsis edildiği, yakıt ve bakım giderlerinin belediye bütçesinden karşılandığı belirtilerek 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası isteniyor.S2'de eklendi
Büyükçekmece 21. Asliye Ceza Mahkemesi’nce Marmara Kapalı Cezaevi’ndeki 4 No’lu salonda başlayan 12 sanıklı davada, İmamoğlu’nun kullandığı makam aracının İmamoğlu İnşaat’tan belediyeye bedelsiz tahsis edildiği, özel bir şirkete ait aracın belediye başkanının makam aracı olarak kullanıldığı, aracın yakıt, lastik, bakım ve onarım giderlerinin belediye bütçesinden karşılandığı gerekçesiyle “görevi kötüye kullanma” iddiasıyla İmamoğlu hakkında 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası isteniyor.
İddianamede, kamu zararının 122 bin 305 lira 70 kuruş olduğu iddiasına yer veriliyor.S2'de eklendi
İddianamede, 122 bin 305 lira 70 kuruş kamu zararının olduğu iddiası yer alıyor. İBB Davası kapsamında tutuklu olan İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş ve YENİ Parti Beylikdüzü İlçe Başkanı Mülayim Demirtaş da bu davada yargılanıyor.
Savunmasında Ekrem İmamoğlu, aracı belediyeye bedelsiz tahsis ederek yüksek kira giderinin önüne geçmek istediğini söyledi.S2'de eklendi
Özü ne? Esasen bugün burada bulunmamızın basit tanımını söylüyorum. Belediyeye kayıtlarda, evraklarda da belli olduğu şekliyle yüksek maliyetlerle tariflenmiş bir aracın bedelini bana söylediklerinde, bir makam aracının ya da makam hizmet aracının o dönemde kirası, kira işlemi yapılmış bir ihalede önüme getirdikleri aracın bedelini öğrendiğimde ‘Yahu bu aracın daha iyisi bende var, ben kullanıyorum’ diyerek bilabedel o aracı kamuya tahsis etmemle ilgili bir süreçten dolayı buradayım. İşin özetini söyleyeyim. O dönem KDV dahil yanlış hatırlamıyorsam 7 bin 200 lira ihale, o günün rakamlarıyla 3 bin dolara tekabül eden, aylık kirası 3 bin doları aşan bir aracın kiralanması yerine ‘Buna gerek yok. İade edin. Bu arabayı belediyeye bedava tahsis edelim, şirketimin arabasıdır’ diyerek yapılan işlemden Ekrem’e suç çıkarma girişimidir.
İmamoğlu, aracın yakıt ve diğer giderleri için faiziyle birlikte yaklaşık 215 bin liranın yaklaşık bir yıl önce belediyeye ödendiğini belirtti.S2'de eklendi
Esasen 11 yılda ben 30 milyon liranın üzerinde bir kamu zararı değil, kamu faydası üretmişim. Kaldı ki madem böyle bir tespit yapılmış, müfettişler devreye girmiş, çok azgın müfettişler var, çok azgın bilirkişiler var, devreye girmiş ve bu tespit edilmiş, rapor yazılmış. Benim ortağı olduğum şu an TMSF’nin yönettiği firmam da faizi ile beraber o mazotun ve diğer sair masrafların da giderini belediyeye yatırmışlar. Toplam faizi ile beraber 215 bin lira civarında rakamı da yaklaşık 1 yıl önce belediyeye faizi ile de yatırmış. Ona rağmen bu dava açılmış. Neymiş, makam aracı kiralaması ilçe belediyeleri yapılmazmış. Çok tesadüf Tuzla Belediyesi, mesela 29 Mayıs 2014 yılında ismi de makam aracı kiralanması diye o günün rakamıyla da bugün 7 bin 200 lira bile pahalı buldum, aylığı 9 bin 500 liraya araç kiralaması yapmış. Mesela Arnavutköy Belediyesi de 3 bin 250 lira bir makam aracı kiralaması yapmış. Olmayan bir şeyi yapmış gibi, bu işimiz üzerine azgınca saldırmanın altyapısını ben biliyorum. Bunun müfettişliğini yapan müfettiş İsmail Yıldırım, AK Parti’de geçmişte milletvekili adaylığı yaşamış, dönemin İçişleri Bakanı, ‘Terörist işe aldılar, 700 küsur tane terörist var’ dediğinde koşa koşa büyükşehir belediyesine yollayıp, burada çalışıp ‘700 terörist tespit ettik’ diye çalışma yapmış müfettişin ta kendisidir.
Özet kademesindesin — metnin tamamı için “Tam”a dön. Kaynak kutuları kapalı başlar; tek tek açabilir ya da “Derin”e geçip hepsini birden açabilirsin.
Video

Kim ne söyledi
Ne Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminde ne de İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde başkanlığı zenginleşmenin, gösterişin veya ayrıcalığın adresi olarak görmedim.
Nerede
Haberdeki sayılar
Görseller
Haberde geçenler
Kişiler 1
- Ekrem İmamoğlu · kamu görevlisi
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve cumhurbaşkanı adayı olarak anılıyor.
Kurumlar 1
Kaynağın kendi cümleleriyle
74 paragraflık 6 kaynak belgesinin 6 paragrafı bu haberde kullanıldı.
Kaynağın tamamını göster
1. kaynak belgesi
1Tutuklanmasının ardından İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 12 sanığın, Beylikdüzü Belediye Başkanlığı dönemine ilişkin "görevi kötüye kullanma" suçlamasıyla yargılandığı davanın ilk duruşması başladı. İmamoğlu duruşma salonuna getirildi.
2. kaynak belgesi
2Haber: ÇAĞATAN AKYOL
3(İSTANBUL) - Tutuklu cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminde kişisel aracını makam aracı olarak kullanmasıyla ilgili Büyükçekmece 21. Asliye Ceza Mahkemesi’nce açılan dava, Silivri’deki 4 No’lu salonda başladı.
4Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminde kişisel aracını makam aracı olarak kullanmasıyla ilgili cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında açılan davanın yargılaması başladı.
5İlk olarak İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’de yeni inşa edilen salonda yapılan ve tutuklu yargılandığı İBB Davası’na katılan İmamoğlu, daha sonra Silivri’deki diğer duruşma salonu binasına geçti.
6Büyükçekmece 21. Asliye Ceza Mahkemesi’nce Marmara Kapalı Cezaevi’ndeki 4 No’lu salonda başlayan 12 sanıklı davada, İmamoğlu’nun kullandığı makam aracının İmamoğlu İnşaat’tan belediyeye bedelsiz tahsis edildiği, özel bir şirkete ait aracın belediye başkanının makam aracı olarak kullanıldığı, aracın yakıt, lastik, bakım ve onarım giderlerinin belediye bütçesinden karşılandığı gerekçesiyle "görevi kötüye kullanma" iddiasıyla İmamoğlu hakkında 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası isteniyor.
7İddianamede, 122 bin 305 lira 70 kuruş kamu zararının olduğu iddiası yer alıyor. İBB Davası kapsamında tutuklu olan İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş ve YENİ Parti Beylikdüzü İlçe Başkanı Mülayim Demirtaş da bu davada yargılanıyor.
8Duruşmayı YENİ Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, İBB Başkan Vekili Nuri Aslan ile çok sayıda yurttaş da izledi.
9Salonun kapasitesinin kısıtlığı nedeniyle binada izdiham yaşanırken jandarma, salon dolunca girişleri kapattı.
10İmamoğlu, saat 14.41 itibarıyla jandarmalar eşliğinde salona getirildi. 8 tutuksuz sanığın da hazır bulunduğu duruşmada hakim, kimlik tespitinin ardından iddianamenin özetini okudu.
3. kaynak belgesi
11Haber: ÇAĞATAN AKYOL
12(İSTANBUL) - Tutuklu cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminde kişisel aracını makam aracı olarak kullanmasıyla ilgili Büyükçekmece 21. Asliye Ceza Mahkemesi’nce açılan ve Silivri’de görülen davada, “2026 yılının 9 Mart’ından bugüne şu an itibarıyla 100’üncü duruşmaya giriyorum. Bana yönelik yürütülen yargı saldırısının sebebi olarak doğmuş siyasi davalardan bir tanesindesiniz ne yazık ki” savunmasını yaptı.
13Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminde kişisel aracını makam aracı olarak kullanmasıyla ilgili cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında açılan davanın yargılaması başladı. İlk olarak İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’de yeni inşa edilen salonda yapılan ve tutuklu yargılandığı İBB Davası’na katılan İmamoğlu, daha sonra Silivri’deki diğer duruşma salonu binasına geçti.
14Büyükçekmece 21. Asliye Ceza Mahkemesi’nce Marmara Kapalı Cezaevi’ndeki 4 No’lu salonda başlayan 12 sanıklı davada, İmamoğlu’nun kullandığı makam aracının, İmamoğlu İnşaat’tan belediyeye bedelsiz tahsis edildiği, özel bir şirkete ait aracın belediye başkanının makam aracı olarak kullanıldığı, aracın yakıt, lastik, bakım ve onarım giderlerinin belediye bütçesinden karşılandığı gerekçesiyle “görevi kötüye kullanma” iddiasıyla İmamoğlu hakkında 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası isteniyor.
15İddianamede, 122 bin 305 lira 70 kuruş kamu zararının olduğu iddiası yer alıyor. İBB Davası kapsamında tutuklu olan İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş ve YENİ Parti Beylikdüzü İlçe Başkanı Mülayim Demirtaş da bu davada yargılanıyor.
16Duruşmayı, YENİ Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, İBB Başkanvekili Nuri Aslan ile çok sayıda yurttaş da izliyor. Salonun kapasitesinin kısıtlığı nedeniyle binada izdiham yaşanırken jandarma, salon dolunca girişleri kapattı. İmamoğlu ile 8 tutuksuz sanığın da hazır bulunduğu duruşmada hakimin iddianamenin özetini okumasının ardından İmamoğlu’nun savunmasına geçildi.
17“SİYASİ DAVALARDAN BİRİ”
18Savunma yapan İmamoğlu, ilginç bir mahkemede olduklarını belirterek, şunları söyledi:
19"Çok enteresan mahkemelerde duruşmalara çıkıyorum ama bu daha da ilginç. Böylesi bir mahkemede bulunmaktan ve yüce Türk yargısının bu şekilde meşgul edilmesini de sağlayan iddia makamının bu absürt talebini ve kabul olmasını da açıkçası yanlış buluyorum ve çok yanlış bir davanın açıldığını düşünüyorum. Bu arada 2026 yılının 9 Mart’ından bugüne şu an itibarıyla 100’üncü duruşmaya giriyorum. 100 duruşmaya kaç kişi girmiştir, bilmiyorum. O kadar zaman içinde, yaklaşık, 6-6,5 ay içerisinde, şu an itibarıyla 100’üncü duruşmadayım ve yürüme mesafesinde 99’uncu duruşmaya katıldığım bir duruşmadan buraya 100’üncü duruşmaya katılmak için geldim.
20Burada, bu kürsüde bulunduğum her duruşmada, yer aldığım bütün davalarda yapılan haksızlıkları, haksızlıkları, adaletsizlikleri anlatmaya çalıştım. Öncelikle şunu söyleyeyim. Elbette ki burada arabanın lastiği, arabanın mazotu konusuna da gireceğim, girmeyeceğim değil. Savunmamın içinde o da var ama bana yönelik yürütülen yargı saldırısının sebebi olarak doğmuş siyasi davalardan bir tanesindesiniz ne yazık ki.
21“BU FERYADIM GELECEK İÇİNDİ”
22Adaletsizlikleri anlatmaya çalıştım. Ülkemizin siyasete bulaşmış yargı eliyle nasıl, esasen telafisi güç zararlar gördüğünü her ortamda ifade ettim. Yargı tarihimizde bizi onurlandıran örneklerin yanında bizi utandıran örnekleri de her aşamada sıraladım. Siyasetin güdümüne girmiş bir yargının yalnızca hukuku değil; anayasayı, yasaları, devlet düzenini, kurumları, ekonomiyi, toplumsal güveni ve nihayet siyasetin kendisini nasıl tahrip ettiğini her mahkemede anlatmaya çalıştım. Şunun özellikle bilinmesini isterim, benim bu anlatılarım, bu feryadım yalnızca kendim için değildi. Zaten şahsi hayatıma yönelik de ben burada sanık kürsüsünde değilim. Sadece özgürlüğü elinden alınmış arkadaşlarım için de feryatta bulunmadım ya da bu anlatıları sıralamadım. Bu feryat, aynı zamanda hem ülkem içindi hem devletim, vatanım içindi ve aynı zamanda gelecek içindi. Yani bu yaşanan kötülüklerin, siyasi davaların, siyasi saiklerle yürütülen bu kötü saldırıların hiç kimsenin başına gelmemesi için bu mücadeleyi verdim ve vermeye devam ediyorum.
23“YARGI GÜVENLİĞİNDE 118’İNCİYİZ”
24Bugün ülkemiz, yargı güvenliği bakımından 144 ülke arasında 118’inci. Bundan rahatsız olmayan bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı varsa ben onun vatanseverliğini ve bu ülkeye bağlılığını çok net sorgularım. Yapılan araştırmalarda vatandaşlarımızın Türk yargısına, hepimiz için yaşamsal teminat olan, yani bir nevi aslında dimdik ayakta durabilmemizin temeli olan adalete, Türk yargısına güven sadece yüzde 15’lerde. Bunun anlamı, yüzde 85’i, yani 100 kişinin 85’i bu ülkede ne yazık ki sizlerin temsil ettiği bu yüce Türk yargısına güvenmiyor. Açıkçası adalete güvenmeyince yaşama dair de güven duygusu azalıyor. Bu, Türkiye için ve milletimiz için en büyük tehdittir. Bundan rahatsız olmayan, bundan hüzün duymayan bir yargı görevlisinin de bu ülkenin geleceğine karşı taşıdığı sorumluluğu çok net bir şekilde sorgularım çünkü bunlar sıradan istatistikler değildir. Bir devletin en önemli sermayelerinden biri, vatandaşın adalete duyduğu güvendir.
25“YÜZDE 85 YARGIYA GÜVENMİYOR”
26İnsanlar, mahkemeye girdiğinde karşısında devleti değil, adaleti göreceğine inanmalıdır. Savcının kararını verirken iktidara, muhalefete, medyaya, makama güce bakmayacağına inanmalıdır. Hakimin siyasi sonuç hesabı yapmadan yalnızca hukukun gereğini yerine getireceğine inanmalıdır. Esasen ‘İnanmalıdır’ diyoruz ama az önce verdiğimiz istatistiklerde de inanmadığını görüyoruz ve bunun da neden bu şekilde olduğundan düşünmelidir. Dışarıda sorsanız insanların ilk dualarından birisi, ‘Allah kimseyi mahkemeye düşürmesin’ derler. Esasen mahkeme, sığınılacak yerdir, mazlumun hakkını arayacağı yerdir, haklının hakkını alacağı yerdir; haksızın, hukuksuzun bir şekilde cezalandırılacağı yerdir ama şu an Türkiye’de bunun tam tersine inanan toplumun yüzde 85’i yargıya güvenmiyor. Ben bütün bunları söylediğim için devletin, vatanın, devletin yönetiminin düşmanı değilim. Tam tersine ben bu ülkenin, halkın ve bu devletin evladıyım. Dünyada olmayacak bir biçimde, 15,5 milyon insanın da ön seçimde sandığa koşarak oy kullandığı cumhurbaşkanı adayı olarak görmek istediği bir kişiyim. O bakımdan sözlerim öfkeden değil, sorumluluktandır. Hakikati dile getirme sorumluluğumdan doğmaktadır. Devleti yıkan hakikat değil, hakikatten korkmaktır.”
27(SÜRECEK)
4. kaynak belgesi
28Haber: ÇAĞATAN AKYOL
29(İSTANBUL) - Tutuklu cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminde kişisel aracını makam aracı olarak kullanmasıyla ilgili Büyükçekmece 21. Asliye Ceza Mahkemesi’nce açılan ve Silivri’de görülen davada, “O dönem KDV dahil yanlış hatırlamıyorsam 7 bin 200 lira ihale, o günün rakamlarıyla 3 bin dolara tekabül eden, aylık kirası 3 bin doları aşan bir aracın kiralanması yerine ‘Buna gerek yok. İade edin. Bu arabayı belediyeye bedava tahsis edelim, şirketimin arabasıdır’ diyerek yapılan işlemden Ekrem’e suç çıkarma girişimidir” dedi.
30Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminde kişisel aracını makam aracı olarak kullanmasıyla ilgili cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında açılan davanın yargılaması başladı.
31İlk olarak İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’de yeni inşa edilen salonda yapılan ve tutuklu yargılandığı İBB Davası’na katılan İmamoğlu, daha sonra Silivri’deki diğer duruşma salonuna geçti.
32Büyükçekmece 21. Asliye Ceza Mahkemesi’nce Marmara Kapalı Cezaevi’ndeki 4 No’lu salonda başlayan 12 sanıklı davada, İmamoğlu’nun kullandığı makam aracının İmamoğlu İnşaat’tan belediyeye bedelsiz tahsis edildiği, özel bir şirkete ait aracın belediye başkanının makam aracı olarak kullanıldığı, aracın yakıt, lastik, bakım ve onarım giderlerinin belediye bütçesinden karşılandığı gerekçesiyle “görevi kötüye kullanma” iddiasıyla İmamoğlu hakkında 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası isteniyor.dayananlar: özün 2. maddesi↩ Geldiğin yere dön
33İddianamede, 122 bin 305 lira 70 kuruş kamu zararının olduğu iddiası yer alıyor. İBB Davası kapsamında tutuklu olan İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş ve YENİ Parti Beylikdüzü İlçe Başkanı Mülayim Demirtaş da bu davada yargılanıyor.dayananlar: özün 3. maddesi↩ Geldiğin yere dön
34Duruşmayı YENİ Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, İBB Başkanvekili Nuri Aslan ile çok sayıda yurttaş da izliyor. Salonun kapasitesinin kısıtlığı nedeniyle binada izdiham yaşanırken jandarma, salon dolunca girişleri kapattı. İmamoğlu ile 8 tutuksuz sanık da salonda hazır bulundu.
35Savunmasına devam eden İmamoğlu, şunları söyledi:
36“Sokrates, Atina Mahkemesi’nde, devletin gençliğini yoldan çıkartmakla suçlandığında kendisini, büyük ama uykuda olan atı uyandıran bir at sineğine benzetmiştir. Ben de imkan bulduğum her anda, bu ülkenin uyuşturulmak istenen her ortamında bu ülkenin güzel insanlarına, yurttaşlarına seslendim. Beni duyduklarını düşünüyorum. Beni Artvin’den de Muğla’dan da Hatay’dan da Sinop’tan da Diyarbakır’dan da Van’dan da İzmir’den de Çankırı’dan da Ankara’dan da her yerden duyuyorlar. Elbette güzel şehrim İstanbul’dan da duyuyorlar.
37Niyetim insanları sarsmak değil, uyku halini dağıtmak ve hakikati hatırlatmaktır. Çünkü biliyorum ki sorgulanmayan bir devlet, adaletini yitirir. Şu anda tam da bu tehdidin böyle merkezinde duruyoruz. Gücün sınanmadığı yerde hukuk zayıflar. Sessizliğin, korkunun çoğaldığı yerde zulüm cesaret bulur. Zalimlere fırsat doğar. Ben bu güzel vatanda zalimlerin çok küçücük, minicik, mini minnacık bir azınlık olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla onların bu pervasızlığına müsaade edecek, onlar karşısında susacak birisi değilim. Yalçın Küçük, korkuyu ‘ahlakın silicisi’ olarak tanımlar. Makam korkusu, açlık korkusu, işsizlik korkusu, hapis korkusu, tutsak olma korkusu, güvenlik korkusu, ölüm korkusu... Korku büyüdükçe insanın doğru bildiğini söylemesi zorlaşabilir.
38“KUSMUK HALLERİNİ YAŞADIK”
39Biz bunun bir örneğini, yanda görülen mahkemede çok yaşadık. Nasıl yaşadık? Hapse atılanların nasıl iftira mekanizmasına döndüğünü ve yargının da pervasızca bunlardan nasıl yararlanmaya çalıştığını gördük ve örneklerini şu anda da yaşıyoruz. Ona da Yalçın Küçük’ten bir hatırlatma yapayım. İtirafçı olmayı ‘insanın kendini kusması’ diye tanımlar. O kusmuk kusmuk hallerini yaşadık. Onun için bu korkunun bu millete yakışmadığını ve yaklaşamadığını düşünüyorum. Çünkü bizler hepimiz İstiklal Marşı’nı okurken ilk sözünün ‘Korkma’ ile başladığının bir tesadüf olmadığını düşünenlerdeniz. Yani sadece Mehmet Akif’in kaleminden çıkan bir kelime değil, milletin bağrından, sinesinden kopan bir haykırış olduğunu düşünüyorum. Ben öylesine bir vatanseverim. İşte hukuk devletinin görevi, insanları korkutarak susturmak, bir sessizliğe sürümek, sürüklemek asla değil ve olamaz. İnsanların korkmadan yaşayabilecekleri bir düzen kurmak zorundayız. Esasen demokrasi, cumhuriyet, adalet; bunları teminat altına alan, korkmadan yaşayabilecekleri bir ortam var eden mekanizmanın çok önemli bileşenleridir. Bunları sarsmaya, sakatlamaya çalışanlara karşı da mücadelemiz katidir ve korkusuzdur. Dolayısıyla benim dünyamda hakim korkmayacak, savcı korkmayacak, gazeteci korkmayacak, siyasetçi korkmayacak, pazarcı korkmayacak, kadını erkeği, çocuk, hele hele gençler hiç korkmayacak. Vatandaş korkmayacak, esası bu aslında.
40“SEÇİMLE GELEN SEÇİMLE GİDER”
41Belediye başkanlığını, daha büyük odalarda oturmanın, daha pahalı otomobillere binmenin, daha uzun konvoylarla dolaşmanın aracı olarak hiç görmedim. Benim için makam, milletin verdiği geçici bir görevdir. Seçimle gelen seçimle gider. Görevi biter, ceketini alır ve gider. Benim için her anında, görev yaptığım her dönemde, onun için makam milletin arasında geçirdiğim anlarla doludur. Makam diye tarif edilen odaya kendimi hiç hapsetmedim. Gecekonduda iftar sofrasında oldum, pazar yerinde dolaştım, okullarda dolaştım. Esnafın lokantasında ya da bir kafeteryasında bulunduğumu, oralarda insanlarla hasbihal içinde olduğumu, hatta toplantılar yaptığımı kıymetli milletimle beraber belki binlerce kez deneyimlemenin büyük onurunu yaşıyorum. Çünkü makamın sahibi millettir. O koltukta oturan kişi de emanetçidir. Beylikdüzü Belediye Başkanı olduğum dönemde de meseleye böyle baktım, İstanbul Büyükşehir Belediyesi döneminde de. Beni en iyi Beylikdüzü’ndeki komşularım tanır. Tabii ki İstanbul da tanıdı ve tanır. Elbette ki Türkiye de bilir. Çünkü makamda değil, daima onların yanlarında oldum.
42“EKREM’İ DİDİK DİDİK EDELİM...”
43Özü ne? Esasen bugün burada bulunmamızın basit tanımını söylüyorum. Belediyeye kayıtlarda, evraklarda da belli olduğu şekliyle yüksek maliyetlerle tariflenmiş bir aracın bedelini bana söylediklerinde, bir makam aracının ya da makam hizmet aracının o dönemde kirası, kira işlemi yapılmış bir ihalede önüme getirdikleri aracın bedelini öğrendiğimde ‘Yahu bu aracın daha iyisi bende var, ben kullanıyorum’ diyerek bilabedel o aracı kamuya tahsis etmemle ilgili bir süreçten dolayı buradayım. İşin özetini söyleyeyim. O dönem KDV dahil yanlış hatırlamıyorsam 7 bin 200 lira ihale, o günün rakamlarıyla 3 bin dolara tekabül eden, aylık kirası 3 bin doları aşan bir aracın kiralanması yerine ‘Buna gerek yok. İade edin. Bu arabayı belediyeye bedava tahsis edelim, şirketimin arabasıdır’ diyerek yapılan işlemden Ekrem’e suç çıkarma girişimidir.dayananlar: özün 4. maddesi↩ Geldiğin yere dön
44"ARACIM VARSA MİLLETİN PARASINI NEDEN MAKAM ARACINAHARCAYAYIM?"
45Kanuna uygun olduğunu düşünüyorum, kanunda bir eksiklik varsa onun da bir yerden geri döneceğini düşünüyorum. Benim için son derece basit bir soruyla bu iş yürüdü. ‘Benim aracım varsa milletin parasını neden makam aracına harcayayım ya da makama hizmet aracına harcayayım’ diyerek bir işlem yürütüldü. Bugün ise yıllar önce yaptığım bu tercih, dönüp dolaşıp bir ceza davasının konusu haline gelebiliyor. Niye? Çünkü Ekrem’i didik didik edelim, saçının teline kadar bakalım, ne buluruz? Öyle bir yapalım ki yazlığının kapısını da kıralım, babasının tarlasını da kazalım, kuyularına da bakalım.
46“FON İŞİNDEKİ İNSANLARIN BABALARININ TARLALARINI KAZACAKLAR MI?”
47Ben ne beklerim, biliyor musunuz? Şu anda Türkiye’de bu fon işinin içinde olan insanların da acaba babalarının tarlalarını kazacaklar mı diye merak ediyorum mesela veya bu fon işi içinde olan insanların şoförlerini de tutuklayıp acaba onları konuşturacaklar mı diye merak ediyorum. Fon içinde olan, 120 milyar dolara yakın 500 binin üzerinde insanın dolandırıldığının konuşulduğu böyle bir olayla ilgili acaba merak ediyorum, sağına soluna polisi koyup, ortasına da o insanları koyup drone’la, 3-4 kamerayla çekim yapıp o insanları millete afişe edecekler mi diye merak ediyorum. Hatta daha ileri gidiyorum, bir kısmı gözaltına alındı, tutuklandı; acaba o insanların evlerine gidip, -asla bunlar yapılsın da istemiyorum ama- evlerinden görüntüler alıp kasalarının arandığı, kasalarında ne bulunduğunun görüntüleriyle beraber acaba servis edilecek mi diye bekliyorum. Bunların hepsini yaşadık. Yüzlerce, binlerce arkadaşım bunları yaşadı. Onun için otomobili değil, biraz zihniyeti tartışalım. Konuşalım ve siz de dinleyin lütfen, halkımız da haberdar olsun. Görev yaptığım Beylikdüzü Belediyesi’nde veya İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde makam odası üretmedim. Kişisel zevk alanları üretmedim çünkü ihtiyacım yoktu.
48"JAKUZİLERLE DONATILMIŞ BELEDİYE BAŞKANI MAKAM ODASINI MI KONUŞALIM"
49Millet geçim derdiyle mücadele ederken, işsizlik ve yoksullukla boğuşurken kamu kaynaklarının makam araçlarına, lüks konutlara, ayrıcalıklı yaşam alanlarına harcanmasını elbette sorgulamak zorundayız. Benim suçum varsa da o suçun da cezasını çekmekle yükümlüyüm. 50 liralık benzin eğer suçsa onun da yükümlülüğünü çekmekle yükümlüyüm ve bunun da sorumluluğunu taşırım ama önümüze konan bu absürt davanın yanı sıra bunu sürükleyen zihniyetin ülkeyi nelere tabi tuttuğunu da hatırlatmak zorundayım.
50Bu ülkede bir yargı mensubunun lojmanına 100 milyona yakın para harcanmasından mı bahsedelim, İstanbul’da lüks banyolarla, jakuzilerle donatılmış belediye başkanı makam odalarını mı konuşalım, yoksa yine devletin seçilmiş bir insanın yerine gönderdiği kayyum tarafından gider gitmez Diyarbakır’da, Sur’da makam odaları yaparak şatafatlı bir ortam kazandırmanın gayretinden mi bahsedelim? Nasıl bir zihniyet? Ne zaman yerleşti bu topraklara? Bu topraklarda böyle bir zihniyet ne zaman oluştu? Diyarbakır’da, orada milletin seçtiği bir belediye başkanı tutuklanıp hapse atılıyor, 7 sene hapis yatıyor ama onun yerine atanan kayyum ise orada o şatafatlı makamı yapabiliyor. Bu vesileyle Selçuk Mızraklı’ya da tekrar geçmiş olsun dileklerimi iletmek isterim.”
51(SÜRECEK)
5. kaynak belgesi
52(ANKARA) - YENİ Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu hakkındaki “makam aracı” davasına ilişkin, “Ekrem Başkan sözlerine başlarken 6,5 ayda 100’üncü duruşmaya çıktığını ifade etti. Davalar, duruşmalar peş peşe gelse de tarih kaydetmeye devam ediyor” dedi.
53Tutuklu cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminde kişisel aracını makam aracı olarak kullanmasıyla ilgili Büyükçekmece 21’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nce açılan dava, Silivri’deki 4 No’lu salonda görülüyor.
54Duruşmayı izleyen YENİ Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, davaya ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, şunları kaydetti:
55“Ekrem İmamoğlu için görevi kötüye kullanmaktan bir dava daha başladı. Sebebi, Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminde, makam aracı olarak belediyenin değil, kendisine ait bir aracı kullanması. Bu aracın yakıt ve bakım masrafı olarak toplam 122 bin 305 lira belediye tarafından ödenmiş. Bu nedenle iki yıl hapsi isteniyor. Ekrem Başkan sözlerine başlarken 6,5 ayda 100’üncü duruşmaya çıktığını ifade etti. Davalar, duruşmalar peş peşe gelse de tarih kaydetmeye devam ediyor.”
6. kaynak belgesi
56Haber: ÇAĞATAN AKYOL
57(İSTANBUL) - Tutuklu cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminde kişisel aracını makam aracı olarak kullanmasıyla ilgili Büyükçekmece 21. Asliye Ceza Mahkemesi’nce açılan ve Silivri’de görülen davada, “Bütün bu yaşadığımız her şeyin altyapısı siyasidir. Siyasi davalardır. Gerçi bazıları beni siyasi tutsak olarak görmüyormuş ama bununla övünen zihniyet, ancak ve ancak özgürlüğü saraya yakınlıkla ölçen zihniyettir. Hatta kendini oraya tabi ve oraya tebaa olarak gören zihniyetin tezahürüdür” dedi.
58Ekrem İmamoğlu, Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminde kişisel aracını makam aracı olarak kullanması nedeniyle hakkında "görevi kötüye kullanma" suçundan açılan davada savunmasına devam etti.dayananlar: özün 1. maddesi↩ Geldiğin yere dön
59İlk olarak İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nce görülen İBB Davası’na katılan İmamoğlu, daha sonra Silivri’deki diğer duruşma salonu binasına geçti.
60Büyükçekmece 21. Asliye Ceza Mahkemesi’nce Marmara Kapalı Cezaevi’ndeki 4 No’lu salonda 12 sanıklı davada savunmasını sürdüren Ekrem İmamoğlu, şöyle konuştu:
61"Bütün siyasi tutsaklar serbest kalsın ve yargılanacak insanlar tutuksuz yargılansın bu cennet vatanda. Bütün bu yaşadığımız her şeyin altyapısı siyasidir. Siyasi davalardır. Gerçi bazıları beni siyasi tutsak olarak görmüyormuş ama bununla övünen zihniyet, ancak ve ancak özgürlüğü saraya yakınlıkla ölçen zihniyettir. Hatta daha da ileri gideyim, kendini oraya tabi ve oraya tebaa olarak gören zihniyetin tezahürüdür. Bu bakımdan ben Allah’a şükürler olsun çok özgürüm, irademi kimseye teslim etmedim, etmem. Bu manada nerede olursanız olun doğru bildiğinizi söylüyorsanız, millet iradesini savunuyorsanız işte o zaman özgürsünüz. Bu manada bu söze de bir kez daha cevap vermek istedim. Bunların hiçbirini teşhir etmek için anlatmıyorum. Esasen burada ifade ettiğim şey, bir zihniyeti tariflemek ve bu zihniyeti göstermek. Kamu kaynağını makam sahibinin konforunun doğal uzantısı olarak gören bir anlayışla karşı karşıyayız.
62"İBB’DE DE KENDİ ARACIMI KULLANDIM"
63Makam arabasının benzinini ve mazotunu ya da lastiğini konuşuyoruz, görev aldığımda ben İstanbul Büyükşehir Belediyesi döneminde de kendi aracımı yine makam arabası olarak kullanmaya devam ettim. Benzin parasını, mazot parasını da kendim ödedim. Beylikdüzü’nde olduğu gibi İstanbul Büyükşehir Belediyesi döneminde de kendi aracımı kullandım. Sadece aracımın bakım zamanı geldiğinde, ‘Belediyenin var mı makam arabası’ diye sorduğumda ‘2 tane makam arabanız var’ dediler.
64"BİZ YAPSAK İDAMLA YARGILARLARDI"
65Baktık bu araçlara, 2015 ve 2017 yılında alınmış. Bunu biz yapsak bununla ilgili bugün yaşadıklarıma bakıyorum, idamla yargılarlardı. 2 sene önce 2015 yılında alınan aynı arabadan 2017’de 1 tane daha alındı. Bu arabaların İBB, bir tanesini KİPTAŞ adlı olan iştirakine aldırıyor, bir tanesini de İGDAŞ diye bir şirketine aldırıyor. Bu aracın bugünkü günlük piyasa rakamı ne 2,5 milyon avro. 200 milyon demiyorum size, tanesi 2,5 milyon avro. Bu araç, S 600 diye anılan bir marka, Mercedes. VR10 diye dünyada özel insanlara tahsis edilen, hazırlanan zırhlı araçlar. Bu araçla 300 kilometrede bir de aracın deposunu doldurmak zorundasınız. O kadar da güçlü bir motoru var. Bu araçları da çok az kullandım. En son dedim ki ‘Yazık günah, bunları satın’. Bu araçlar satılamadı. Alıcısı yok. Hatırlıyorum bir ara Irak’tan bir müşteri çıktı araca. Bir sürü iş ve işlem gerekiyor, kurum o işi başaramadı.
66“BAŞKANLIĞI ZENGİNLEŞMENİN ADRESİ OLARAK GÖRMEDİM”
67Bugün burada gerçekten bir makam arabası tartışılacaksa ben bu tartışmadan kaçmam. Sonuna kadar tartışırız, sonuna kadar hesabını veririm. Verilmeyecek hesabım varsa da o hesabın cezasını kendim çekerim. Burada hiçbir arkadaşımın da bu anlamda suçlu gibi yargılanmasını da sanık olarak yargılanmasını da kabul etmiyorum. Bir litre benzinin hesabını da veririm, bir lastiğin hesabını da veririm. Çünkü kamu görevlisine milletin tek kuruşunun dahi hesabı sorulmalıdır, tek kuruşun dahi. Ne Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminde ne de İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde başkanlığı zenginleşmenin, gösterişin veya ayrıcalığın adresi olarak görmedim. Tam tersine, kamu görevinin insana daha fazla imkAn değil, daha fazla sorumluluk yüklediğine inandım. Bir zamanlar bu sorumluluk gereği belediyeye makam aracı kiralamamak için kendi aracımı kullanıyordum, bugün o makam aracının hesabını vermek için ne yazık ki sizin karşınızda sanık kürsüsünde, Silivri’deyim.dayananlar: alıntı↩ Geldiğin yere dön
68“30 MİLYONUN ÜZERİNDE KAMU FAYDASI ÜRETTİM”
69Esasen 11 yılda ben 30 milyon liranın üzerinde bir kamu zararı değil, kamu faydası üretmişim. Kaldı ki madem böyle bir tespit yapılmış, müfettişler devreye girmiş, çok azgın müfettişler var, çok azgın bilirkişiler var, devreye girmiş ve bu tespit edilmiş, rapor yazılmış. Benim ortağı olduğum şu an TMSF’nin yönettiği firmam da faizi ile beraber o mazotun ve diğer sair masrafların da giderini belediyeye yatırmışlar. Toplam faizi ile beraber 215 bin lira civarında rakamı da yaklaşık 1 yıl önce belediyeye faizi ile de yatırmış. Ona rağmen bu dava açılmış. Neymiş, makam aracı kiralaması ilçe belediyeleri yapılmazmış. Çok tesadüf Tuzla Belediyesi, mesela 29 Mayıs 2014 yılında ismi de makam aracı kiralanması diye o günün rakamıyla da bugün 7 bin 200 lira bile pahalı buldum, aylığı 9 bin 500 liraya araç kiralaması yapmış. Mesela Arnavutköy Belediyesi de 3 bin 250 lira bir makam aracı kiralaması yapmış. Olmayan bir şeyi yapmış gibi, bu işimiz üzerine azgınca saldırmanın altyapısını ben biliyorum. Bunun müfettişliğini yapan müfettiş İsmail Yıldırım, AK Parti’de geçmişte milletvekili adaylığı yaşamış, dönemin İçişleri Bakanı, ‘Terörist işe aldılar, 700 küsur tane terörist var’ dediğinde koşa koşa büyükşehir belediyesine yollayıp, burada çalışıp ‘700 terörist tespit ettik’ diye çalışma yapmış müfettişin ta kendisidir.dayananlar: özün 5. maddesi↩ Geldiğin yere dön
70“DİDİK DİDİK EDİLDİ EKREM İMAMOĞLU”
71Aynı müfettiş, yine büyükşehir belediyesine koşa koşa Beylikdüzü’ne gitmiş, bu araştırmayı yapmış ve bu dosyayı çıkartmıştır. Aynı kişi, Beylikdüzü Belediyesi’ne gittiğinde dönmüş, Ekrem İmamoğlu’nun 30 yıl önce yaptığı inşaatların bile ruhsatlarını çıkarttırmış. Didik didik edildi Ekrem İmamoğlu. Onun için 30 yıllık diploması bile iptal edildi. O bakımdan bu azgın saldırının ne olduğunu ben çok iyi biliyorum. Bu müfettişe eşlik eden iddia makamını da kendi duygularımla, kendi hukuk veya adalet bilincimle kınıyorum. Bu hukuksuzlukları planlayanlar, bunlara aracılık edenler, hukuku siyasi amaçlarının hizmetine sokanlar bir gün bağımsız, tarafsız yargı önünde yaptıklarının hesabını hukuk çerçevesinde vereceklerdir. Bu davanın açılması hukuki bir hata diye adlandırılacak kadar basit değildir. Bu dava adeta hukuk yolsuzluğudur. Kendi siyasi vurgunlarının üstünü kapatma çabasıdır. Bu sürecin eninde sonunda aydınlığa çıkacağını ve adil süreçlerde hesap vereceklerini ben net biliyorum.
72“ABSÜRT DAVALARLA YARGININ YORULMAMASINI İSTİYORUM”
73Vereceğiniz kararın zaten ağır yaralar almış yargı düzenimize vurulan yeni bir balyoz olmamasını temenni ediyorum. Bu absürt davalarla yargının yorulmasını istemiyorum. Bunu yapanları tekrar kınıyorum. Millet şahidimdir. Geride bırakacağım hiçbir soru işareti yoktur. Dünya tarihinde ve Türkiye tarihinde bu kadar didik didik edilen, ailesiyle, kendisiyle bu kadar zalimlikle yüzleştirilen bir insan yoktur ama Yaradan’a şükür ki bunu yapandan bin kat daha dimdik ayaktayım. Bin kat daha özgürüm, bin kat daha huzurluyum, daha da geleceğe umutla bakıyorum. Allah bu tür zalimliği kendine bir siyasi strateji görenlerden bu milleti ve memleketi korusun. Çünkü milletin parasına sahip çıkma konusunda samimi bir insan var karşınızda. Makamı ayrıcalık değil, emanet olarak gören bir anlayış var karşınızda. Bu savunmayı sizlerin huzurunda yaptım, milletimize de sesimi duyurdum.”
74(SON)
Ajans damgası22 Eylül 14:47YayınMetinPeykhane derlemesi
