Sezgin Tanrıkulu, Silivri'de yargılama koşullarını eleştirdi
Tanrıkulu, duruşmaların gece yarısından sonra bittiğini ve tutukluların 3-4 saat uykuyla yeniden getirildiğini söyledi.
Okur ne soruyor?

Haberin özü
6 iddianın 6 tanesi kaynağa bağlı
YENİ Parti Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Silivri'deki Marmara Cezaevi Kampüsü'nde tutukluların ağır koşullarda yargılandığını söyledi.
(İSTANBUL) - YENİ Parti Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Silivri'deki Marmara Cezaevi Kampüsü'nde tutukluların ağır koşullarda yargılandığını belirterek, "İnsan bedenini yoran, insan onurunu zedeleyen, insan onuruna aykırı bir yargılama biçimi olamaz" dedi.
Tanrıkulu, duruşmaların sabah 09.00 veya 09.30 gibi başlayıp gece yarısı, 01.00, hatta bazen 02.00'de bittiğini ve tutukluların dört gün boyunca 3-4 saat uykuyla yeniden duruşmalara getirildiğini belirtti.
Bakın, sadece bir örnek vereceğim. Duruşmalar sabah 9.00, 9.30 gibi başlıyor; gece 12.00’de, 1.00’de, hatta bazen 2.00’de bitiyor. Duruşma gece 1.00’de bittiyse, tutuklunun buradan cezaevine götürülmesi ve kendi koğuşuna ulaşması en az bir saat sürüyor. Sonra uyuması gerekiyor. Sabah 6.00-7.00 gibi kalkıyor, saat 8.00’de kapısı çalınıyor ve yeniden buraya getiriliyor. Yani insanlar sadece 3-4 saatlik uykuyla, dört gün boyunca duruşmalara getiriliyor. Böyle insan bedenini yoran, insan onurunu zedeleyen, insan onuruna aykırı bir yargılama biçimi olamaz. Ama bu uygulama üç haftadır devam ediyor. Bütün uyarılara rağmen mahkeme bu tutumunu sürdürüyor.
Tanrıkulu, alt katta bulunan, kapı yüksekliği yaklaşık yarım metre olan nezarethanede 40'tan fazla tutuklunun havasız ortamda bekletildiğini öne sürdü.
Daha da vahimi var. Alt katta, kapı yüksekliği ancak yarım metre kadar olan bir nezarethane bulunuyor. 40’tan fazla tutuklu burada, havasız bir ortamda bekletiliyor. Sonra saatlerce süren duruşmalara çıkarılıyorlar ve duruşmanın ardından yeniden cezaevine götürülüyorlar. Böyle bir duruşma düzeni olamaz. Mahkemede avukatlara 'Sus', sanıklara 'Sus', 'Otur', 'Bunu soramazsın', 'Bunu söyleyemezsin' deniliyor. Avukatlar hakkında suç duyuruları yapılıyor, tehditler savruluyor. Böyle bir yargılama düzeni olmaz. Sıkıyönetim mahkemelerinde, olağanüstü hal koşullarında, en ağır darbe dönemlerinde bile görülmemiş uygulamalar bugün burada yaşanıyor.
Cezaevlerinde bazı yayınların tutuklulara verilmediğini belirten Tanrıkulu, Halk TV, BirGün, Sözcü ve Sözcü TV'yi örnek gösterdi.
Cezaevlerinde de durum farklı değil. Örneğin ortopedik terliğe ihtiyacı olan bir tutukluya, 'Bunu sana veremeyiz. Gözlem kurulu kararı gerekiyor' deniliyor. Dokusu bozulmuş, ağır işkence ve kötü muamele görmüş, bu nedenle ortopedik terliğe ihtiyaç duyan bir insanın en temel insani ihtiyacı bile çeşitli gerekçelerle karşılanmıyor. Bir başka keyfi uygulama da gazeteler ve televizyonlarla ilgili. Kampüsteki bazı cezaevlerinde serbest olan yayınlar, diğer bazı cezaevlerinde tutuklulara verilmiyor. Halk TV verilmiyor. BirGün Gazetesi verilmiyor. Sözcü Gazetesi verilmiyor. Sözcü TV verilmiyor. Bunların hiçbirinin hukuki ve objektif bir açıklaması yok. Tamamen keyfi uygulamalar söz konusu. Bütün bunlar olurken insanlar tahliye edilmiyor.
Tanrıkulu, cezası kesinleşmiş olsa açık cezaevine çıkma hakkı bulunan insanların dahi tahliye edilmediğini öne sürdü.
Bugün cezası kesinleşmiş olsa açık cezaevine çıkma hakkı bulunan insanlar dahi tahliye edilmiyor. Bu ağır koşullar herkes tarafından bilinmeli. Bilinmiyorsa biz anlatmaya devam edeceğiz. Anlatacağız, takip edeceğiz ve bunları kamuoyunun gündeminde tutacağız. Çünkü tarih bunları yazıyor. Hafızalar bunları kaydediyor. Bunlar silinmeyecek. Tarihte büyük zulümler yapanlar nasıl unutulmadıysa, bugün bu zulmün yaşanmasına neden olanlar da elbette unutulmayacak. Hepinize Silivri’den selam ve sevgiler."
Özet kademesindesin — metnin tamamı için “Tam”a dön. Kaynak kutuları kapalı başlar; tek tek açabilir ya da “Derin”e geçip hepsini birden açabilirsin.
Video

Kim ne söyledi
Böyle insan bedenini yoran, insan onurunu zedeleyen, insan onuruna aykırı bir yargılama biçimi olamaz.
Bağlam
Tanrıkulu, cezaevi önünde yaptığı açıklamada duruşma ve cezaevi koşullarına ilişkin değerlendirmelerini aktardı.
Nerede
Haberde geçenler
Kişiler 1
- Sezgin Tanrıkulu · kamu görevlisi
YENİ Parti Diyarbakır milletvekilidir.
Kaynağın kendi cümleleriyle
8 paragraflık kaynak metnin 5 paragrafı bu haberde kullanıldı.
Kaynağın tamamını göster
1(İSTANBUL) - YENİ Parti Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Silivri'deki Marmara Cezaevi Kampüsü'nde tutukluların ağır koşullarda yargılandığını belirterek, "İnsan bedenini yoran, insan onurunu zedeleyen, insan onuruna aykırı bir yargılama biçimi olamaz" dedi.dayananlar: özün 1. maddesi↩ Geldiğin yere dön
2YENİ Parti Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, cezaevi önünde yaptığı açıklamada şöyle konuştu:
3"Silivri'de, Marmara Cezaevi Kampüsü'ndeyim. Cezaevinde bulunan dostlarımızı ziyaret ettim. Herkesin selamını ve sevgisini dışarıya iletmemizi istediler. Yanı başımızda duruşma salonları var. İçeride büyük bir zulüm yaşanıyor. Yargılamalarda çok ciddi hukuka aykırılıklar var. Bunların tümünü takip ediyoruz. Yandaki duruşma salonu yeni açıldı. Yaklaşık üç haftadır İstanbul Büyükşehir Belediyesi davalarının duruşmaları burada yapılıyor. Bu duruşmalarda da çok ciddi hukuksuzluklar yaşanıyor.
4Bakın, sadece bir örnek vereceğim. Duruşmalar sabah 9.00, 9.30 gibi başlıyor; gece 12.00’de, 1.00’de, hatta bazen 2.00’de bitiyor. Duruşma gece 1.00’de bittiyse, tutuklunun buradan cezaevine götürülmesi ve kendi koğuşuna ulaşması en az bir saat sürüyor. Sonra uyuması gerekiyor. Sabah 6.00-7.00 gibi kalkıyor, saat 8.00’de kapısı çalınıyor ve yeniden buraya getiriliyor. Yani insanlar sadece 3-4 saatlik uykuyla, dört gün boyunca duruşmalara getiriliyor. Böyle insan bedenini yoran, insan onurunu zedeleyen, insan onuruna aykırı bir yargılama biçimi olamaz. Ama bu uygulama üç haftadır devam ediyor. Bütün uyarılara rağmen mahkeme bu tutumunu sürdürüyor.dayananlar: özün 2. maddesi · alıntı↩ Geldiğin yere dön
5Daha da vahimi var. Alt katta, kapı yüksekliği ancak yarım metre kadar olan bir nezarethane bulunuyor. 40’tan fazla tutuklu burada, havasız bir ortamda bekletiliyor. Sonra saatlerce süren duruşmalara çıkarılıyorlar ve duruşmanın ardından yeniden cezaevine götürülüyorlar. Böyle bir duruşma düzeni olamaz. Mahkemede avukatlara 'Sus', sanıklara 'Sus', 'Otur', 'Bunu soramazsın', 'Bunu söyleyemezsin' deniliyor. Avukatlar hakkında suç duyuruları yapılıyor, tehditler savruluyor. Böyle bir yargılama düzeni olmaz. Sıkıyönetim mahkemelerinde, olağanüstü hal koşullarında, en ağır darbe dönemlerinde bile görülmemiş uygulamalar bugün burada yaşanıyor.dayananlar: özün 3. maddesi↩ Geldiğin yere dön
6"CEZAEVİNDE YAYINLAR KEYFİ ŞEKİLDE ENGELLENİYOR"
7Cezaevlerinde de durum farklı değil. Örneğin ortopedik terliğe ihtiyacı olan bir tutukluya, 'Bunu sana veremeyiz. Gözlem kurulu kararı gerekiyor' deniliyor. Dokusu bozulmuş, ağır işkence ve kötü muamele görmüş, bu nedenle ortopedik terliğe ihtiyaç duyan bir insanın en temel insani ihtiyacı bile çeşitli gerekçelerle karşılanmıyor. Bir başka keyfi uygulama da gazeteler ve televizyonlarla ilgili. Kampüsteki bazı cezaevlerinde serbest olan yayınlar, diğer bazı cezaevlerinde tutuklulara verilmiyor. Halk TV verilmiyor. BirGün Gazetesi verilmiyor. Sözcü Gazetesi verilmiyor. Sözcü TV verilmiyor. Bunların hiçbirinin hukuki ve objektif bir açıklaması yok. Tamamen keyfi uygulamalar söz konusu. Bütün bunlar olurken insanlar tahliye edilmiyor.dayananlar: özün 4. maddesi↩ Geldiğin yere dön
8Bugün cezası kesinleşmiş olsa açık cezaevine çıkma hakkı bulunan insanlar dahi tahliye edilmiyor. Bu ağır koşullar herkes tarafından bilinmeli. Bilinmiyorsa biz anlatmaya devam edeceğiz. Anlatacağız, takip edeceğiz ve bunları kamuoyunun gündeminde tutacağız. Çünkü tarih bunları yazıyor. Hafızalar bunları kaydediyor. Bunlar silinmeyecek. Tarihte büyük zulümler yapanlar nasıl unutulmadıysa, bugün bu zulmün yaşanmasına neden olanlar da elbette unutulmayacak. Hepinize Silivri’den selam ve sevgiler."dayananlar: özün 5. maddesi↩ Geldiğin yere dön
Ajans damgası6 Eylül 15:51YayınMetinPeykhane derlemesi